![]() |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 22
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Oligarşik sermaye güçleri arasındaki savaş (sermaye rekabeti) giderek keskinleşiyor. “Ulusalcı” sermaye kesimiyle “AKP’ci” sermaye kesimi arasındaki savaşımın giderek keskinleşmesinin (bu durumun da emperyalist-kapitalist sistemin girdiği “kriz”le kopmaz bağları olduğunu unutmamamız gerektiğini ve de bu konudan bağışıksız olarak ele alınmaması gerektiğini belirtelim) doğal bir neticesi olarak her iki sermaye grubu aralarındaki savaşımda hamlelerini yoğunlaştırıyor. Sermaye çatışmasının keskinleşmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkan ve son dönemde egemen güçlerin “gündemde tuttuğu” “kapatma davası”, “yargı bağımsızlığı”, vb. üzerinden yapılan tartışmaları, bu bağlamda ele almamız gerektiği açıktır (bu çatışmanın kullanılarak egemen güçlerin halkı saflaştırmak, faşizmin kitle temelini örmek için yaptığı demagoji ve yaygaraları ancak bu açıdan bakarak kavrayabilir ve bunlara karşı doğru tavrı koyabiliriz). Ancak, hemen belirtmemiz gerekir ki, bugün oligarşik kesimlerin emekçi halklarımıza dayattığı ve sonuçları her ne şekilde olursa olsun emekçi halkımıza karşı olacak seçeneklere karşı tek yol “DEVRİM”dir ve bugün halkımızın egemen sermaye güçleri arasında saflaştırılmaya çalışılmasına karşı, anti-faşist halk mevzilerinde öne çıkarılacak olan emekçi halkın tek gerçek kurtuluşunun ifadesi budur. Emperyalist-kapitalist sistemin girdiği kriz, Ortadoğu gibi emperyalist güçler açısından stratejik öneme haiz ve kritik önem taşıyan ve çatışmaların daha sert biçimler aldığı bölgemizde, sınıf mücadelelerinin giderek daha da keskinleşmesini koşullamakla beraber, buna paralel olarak da emperyalizme teşne egemen güçlerin emekçi halk güçlerine karşı saldırılarını ve tertiplerini yoğunlaştırmasını ve aynı zamanda –sermaye rekabetine bağlı olarak- aralarındaki çatışmayı da derinleştirmesini beraberinde getirmiştir. Bugün, ülkemizde egemen güçlerin aralarında girdiği bu rekabet (oligarşinin yıkılmaya mahkum, kendi iç çelişkili yapısından kaynaklanmakla beraber) işte bu açıdan kavranılmalıdır. Bu şekilde bakıldığında görülecektir ki, egemen güçlerin arasındaki çatışmanın neticesi her ne olursa olsun, sonuç emperyalist güçlerin istek ve çıkarlarına göre ayarlanmış olacaktır. Egemen güçlerin kendilerini halk güçleri arasında meşrulaştırmak adına, demagoji ve yaygarayla yaptıkları “türban”, “özgürlük”, “laiklik”, “demokrasi”, vs. söylemlerin altında yatan gerçeklik faşizmin kitle temelinin örülmesidir. (Daha önceki yazılarımızda ABD’nin yaşadığımız coğrafyada emperyalist politikalarının çıkarı açısından ülkemizi kusursuz bir üs yapmaya çabaladığının altını çizmiştik, yine bu şekilde görülebilecektir ki ülkemizdeki egemen sermaye güçleri aralarında sürdürdükleri bu çatışmada ABD emperyalizminin istek ve çıkarları doğrultusunda hareket etmektedir). Egemen güçlerin keskinleşen bu sınıf mücadelesi koşullarında her yöntemi kullanarak halk güçlerini kendi peşinde saflaştırmaya zorlamasının her türüne karşı verilecek mücadele, devrim mücadelesinin kopmaz bir parçası, anti-faşist mücadelenin zorunlu bir neticesidir. Bugün kendini “sol”da tanımlayan çeşitli kesimlerin, yaşanan sermaye çatışmasında artçı bir rol üstlenmesinin esas sebebi bu gerçekliği görememeleri, oportünizmin bataklığında olmalarıdır. Pasifist, legalist partilerde (ki bunların “sürüsüne bereket” bir durumu vardır, deyim yerindeyse memleketimizde canı sıkılan “legal” sosyalizme soyunmakta ve “particikler” kurmaya teşebbüs etmektedir, sayılamayacak kadar çok “yasal” sol particiklerin olması bu durumun sonucudur ve elbette sol saflara hakim olan oportünizmin) ve kendine “illegal”, “silahlı mücadele veren”, “Marksist-Leninist”, vb. sıfatlarını yakıştıran sözümona “sol” kesimlerde, ülkemiz solunun bulunduğu bu koşullarda oldukça normal olarak karşılabilecek bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır bu gerçeklik. En son Yeni Şafak ve Zaman gibi faşist amerikancı gazetelerde övgüyle çıkarılan ve Halkevlerinin kardeşi olan DTP’sinden, troçkist ajan DSİP’ine, AKP’nin faşist köpeği Genç-Siviller’den, mecliste neo-liberalizmin “umudu” olan Ufuk Uras’ın “dansöz” eşi Zeynep Tanbay’ına, şeriatçı faşist Abdurrahman Dilipak’ına ve Baskıncı, SDP’ci, vs. bilcümle sol neo-liberalizmin “darbeye karşı” buluştuğu ve AKP’ci faşistleri oldukça memnun eden “ulusalcılığa” karşı yürüyüş bu durumu oldukça açık şekilde gözler önüne sermektedir. Bilindiği gibi revizyonizmin ve oportünizmin karşı devrimci niteliği sınıf mücadelesinin keskinleşmediği koşullarda daha “muğlak” bir haldedir. Sınıf mücadelesi keskinleştikçe oportünizmin ve revizyonizmin karşı- devrimciliği apaçık bir şekilde ortaya çıkar. İşte bugün yaşadığımız tam da budur. Sol saflarda gözüken karşı devrimci kesimlerin niteliği gözler önündedir. Ülkemizde sınıf mücadelesinin keskinleşmesinin bir sonucu olarak revizyonist ve oportünist kesimlerin egemen sınıflara karşı görevlerini yerine getirme isteği yani işbirlikçilikleri de ayan beyan ortaya çıkmıştır. Keskinleşen sınıf mücadelesi koşullarında saflar netleşmektedir. Devrimci hareketin görevi, sol saflarda gözükerek sermaye kesimlerine yapılan işbirlikçiliğe ve sermayeye karşı halkın tek kurtuluş umudunu yani “DEVRİM”i , aktif anti-faşist mevzilerde öne çıkarmaktır. Bugün, egemenlerin dayattığı halka karşı emperyalist çıkarlar adına düzenlenmiş olan seçeneklere karşı TEK YOL DEVRİM şiarının kitleler içerisinde ses bulmasını sağlamak için Devrimci Yol’umuzda anti-faşist ve anti-emperyalist mücadelenin yükseltilmesi gerekir. Bu durumda, sol saflarda yer aldığını söyleyen ama (ülkemizde hakim sınıflar yönetiminin özelliklerinden (onun faşist karakterinden) doğan ve oligarşik diktatörlüğün yok edilmesine kadar gündemde kalacak olan ve anti-emperyalist, anti-oligarşik devrimin bir parçası ve çözümü bir devrim meselesi olan) anti-faşist mücadeleye “misyonunu tamamladı”, “modası geçti”, vb. hain söylemleriyle yaklaşan karşı devrimci uşaklarını tasfiye etmek için iradi bir çaba gösterilmesi gerekmektedir. Bu çabanın, devrimci hareketin zafere giden yolda ortaya koyduğu çabadan ayrık olarak ele alınamayacağı açıktır. Bir başka deyişle söylersek, revizyonizme ve oportünizme karşı mücadele faşizme karşı mücadeleden ayrık olarak düşünülemez ve yürütülümez. .. çok açık bir şekilde görülüyor ki; mevcut düzenin ekonomik, sosyal, siyasal alanlardaki hastalıklarından, bozukluklarından kaynaklanan buhran giderek derinleşmekte ve bunun bir sonucu olarak çeşitli alanlardaki çatışmalar toplumumuzun geniş kesimlerini kaplayacak şekilde yaygınlaşıp genişledikçe, egemen güçler iktidarlarının sürmesi için çeşitli “tedbirler” almaya, daha doğrusu halkı sus-pus etmeye çalışıyorlar. Bu doğrultuda bir yandan geniş emekçi halk yığınları üzerindeki baskı ve sindirme politikalarını yoğunlaştırırlarken, diğer yandan da emekçi halk yığınları içindeki direnme eğilimlerini bastırmaya çalışıyorlar.Tekelci burjuvazinin terörist yıldırma politikaları karşısındaki direnme eğilimlerini köreltmeye, toplumumuzun en geniş kesimleri içinde oluşmakta olan devrimci dinamikleri bastırmaya uğraşıyorlar.(Zafer Halkın Kararlı Mücadelesinin Olacak) Yukarıdaki satırlardan da görebileceğimiz gibi, Emperyalist-kapitalist sistemin kendi çıkarları için emekçi halklarımıza dayattığı ekonomik yoksulluk, buhranlar, vb. kitlelerde devrimci bir kıpırdanış yaratmaktadır. Devrimci hareketimiz, halkta gelişen anti-faşist kıpırdanışları örgütlemek iradesini ortaya koymak mecburiyetindedir. Aksi halde, düzene karşı memnuniyetsizlik besleyen bu halk kitlelerinin egemen güçlerin faşist demagojisine aldanması ya da sol saflardaki oportünizme meze edilmesi hiç de olağan dışı değildir. Bugün emekçi halk güçlerini zorlu mücadele günleri bekliyor. Zam-zulüm hızına erişilemez bir düzeyde ilerliyor. Devrimci hareketimiz halkta biriken demokratik, meşru tepkileri mücadele mevzilerine kazandırmak için kitlelerine ekonomik-demokratik mücadelesine yol göstermek ve öncülüğü ele almak zorundadır. Oligarşik güçler halka karşı savaşını amansız bir biçimde yürütüyor ve emekçi halk kitlelerinde gelişen tepkileri baskılamaya, bastırmaya çabalıyor. Çeşitli şekillerde gördüğümüz emekçi kitlelerin düzene karşı (grevler, boykotlar, köylülerin eylemleri, vb.) eylemleri ekonomik ve politik alandaki oligarşinin girdiği buhranın derinleşmesiyle giderek daha da gelişiyor. Kendiliğinden eylemlerde öncülüğün devrimci harekete geçmesi daha iradeli, daha militan eylemlerin gelişmesini ve yaygınlaşmasını ve mücadelenin yığınsallaşmasını beraberinde getirecektir. Şimdi emekçi halkın demokratik ve meşru eylemlerinde öncülüğü eline devrimci hareketin alması gerekmektedir. Devrimci mücadele halkta hızla biriken devrimci kıpırdanışları örgütlemek ve anti-faşist mücadelede mevzilerimize almak zorundadır. Bunun için kitleler içerisinde faşizme karşı mücadelenin yükseltilmesi gerekmektedir. Daha açık deyişle bugün politik alanda anti-faşist mücadelenin gereklerini yerine getirmek ve diğer mücadele alanlarında (ideolojik, ekonomik-demokratik) çatışmayı anti-faşist mücadeleye bağımlı kılmak gerekmektedir. Bugün emekçi halkımızın oligarşinin teröründen ve zulmünden kurtulmasının, bağımsızlığın elde edilmesinin tek yolu DEVRİMdir ve devrim için tek yol Devrimci Yol’umuzdur. Gün faşizme karşı bütün yurtsever güçlerin Devrimci Yol’da birleştirilmesi günüdür. Gün egemenlerin halka karşı alçakça zulmüne ve çıkar kavgasına karşı emekçi halkımızın tek umudu olan DEVRİMCİ YOL bayrağının yükseltilmesi günüdür. Gün anti-faşist saflarda birleşme ve oligarşiyi mezara halkı iktidara götürme günüdür. Ve bir kere daha belirtelim ki, varolan bütün gücümüzle, devrimci yolda faşizme karşı aktif anti-faşist mücadeleyi yürütmeli; emekçi halkı devrimci hareketin onurlu çizgisinin etrafında birleştirmeliyiz. Şüphesiz ki, bu mücadelenin zafere ulaşacağı kesindir, bu da ancak bu yolda kararlı eylemin koyulması ile mümkün olabilecektir. DEVRİMCİ YOL SEMPATİZANLARI 25 HAZİRAN 2008
__________________ "İnsan gerçek dostunu felaket anında tanır" / V. İlyiç Lenin |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| bayrağını, devrimci, yolculuk, yükseltelim |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Düş Sokağı Sakinleri - Yolculuk | SİTARE | A-B-C-D-E | 1 | 05-04-2008 03:10 |
| Ben Bir Yolculuk Yaptım | reyhan | Nazım Hikmet | 0 | 04-26-2008 12:37 |
| 'Yolculuk var yarına' | Haber-Ahmet | Kültür Sanat Haberler | 0 | 04-10-2008 18:22 |
| umuda yolculuk dergi | yksel | KomünistForum Haber Servisi | 0 | 12-27-2007 18:23 |
| Binali Soydan’la dayanışmayı yükseltelim! | gabarın asi rüzgarı | KomünistForum Haber Servisi | 0 | 07-30-2007 13:49 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 04:54 .