![]() |
| |||||||
| Devrimci Gençlerde Mücadele ve Örgütlenme Devrimci Gençlerde mücadele ve örgütlenmeler |
![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Stil |
| | #221 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 13
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Anti-militarizm Pınar Selek-Oğuz Sönmez Antimilitarizm ve hareket potansiyeli-S.Büyükgöze ![]() ''Türkiye'de Herkes Militarizmi Okulunda Öğreniyor'' ; Anti-militaristlerle Söyleşi; Kardeşine Ateş Etme-O.Sönmez ; Anti-Militarizm sorumluluktur ...(1)- Nilgün Toker ; Militurizm’den Miligösteri’ye...-A.G.Altınay ; Sızı'dan Sonsuza Kadar Kurtulmak-M. Göregenli ; Militarizm-A.G.Altınay Militarizme, militarizmin dayandığı egemenlikler sistemine karşı bir özgürlük savunusu olan anti militarizm, aynı zamanda tutarlı bir savaş karşıtlığıdır. Savaş araçlarının üretim ve transferine, nükleer-kitle imha silahlarına, uzayın askerileştirilmesine, askeri organizasyon ve yapılanmalardaki stratejilerin, “terör” gerekçesiyle, “sivil” hayatı daha çok içeren ve tehlikeli hale getiren değişimine, askeri sanayinin “sivil”leşmesine ya da ekonomik yapının askerileştirilmesine dikkat çeker. Anti militarizm, belirli savaşların değil, savaşın karşıtlığıdır. Dolayısıyla ilkeleri vardır. Nedeni ya da gerekçesi ne olursa olsun, politikanın bir yöntemi olarak savaşı olumsuzlar. Savaşı, haklı-haksız diye kategorilere ayırmadan reddeder. Bu reddediş, sınıfsal, cinsel, kültürel çıkarlar nedeniyle değil, ahlaki ve politik nedenlerle alınan bir tavırdır. Dolayısıyla, anti militarist, politik tutum olarak savaşmadığı gibi, öldürmeyi öğrenmeyi, askere gitmeyi, orduya ve yan kuruluşlarına hizmet etmeyi de reddeder. Vicdani ret tavrı, savaşın bir unsuru olmanın reddedilmesi nedeniyle, savaş karşıtı çizginin bir gereği ve mesajıdır. Anti militarizm, askeri aygıtların, askeri uygulama ve politikaların yanında, militarizmin zihniyetine, yapısına, yöntemlerine, işleyişine, politikalarına ve toplumsal-siyasal dayanaklarına karşı çıkan politik bir duruştur. Şiddeti de kökten sorgulayan anti militarizm, şiddetin kurumsallaşmış hali olan iktidara, gündelik yaşamın kulisinde depolanmış şiddetin örgütlenip sistematikleşmesine, ordulaşmasına, devletleşmesine, yani militarizme yönelik bir ret çıkışıdır. İktidarlar arası ittifakın ya da içkinliğin politik kurumsallaşması olan devleti ve onun “sivil” uzantılarını militarizmden ayrı görmez. Kamusal otoritenin sosyal otoriteyle bütünleşme noktalarını tespit eder. Bu çizgi, militarizmi, toplumsal iktidarların sarmalanarak devlet mekanizmasında yoğunlaştıkları bir sistemde, cinsiyetçilik - milliyetçilik -heteroseksizm - sakat dışlama - insan merkezlilik - sömürgecilik gibi tüm iktidar türlerinin bileşkesi, iktidarlar ittifakının kalesi olarak ele alır. Buna göre, geleneksel tahakküm pratiklerini kombine edip etkilerini iyice arttıran militarizm, iç içe olan mikro iktidarlardan beslenir ve tüm iktidarları en ideal, en yoğunlaşmış bir şekilde kendi laboratuarında yeniden üretir. Toplumsal yaşama militer değerlerin ve gündemlerin nasıl hâkim olduğunu sorgulayan anti militarizm, militarist düşünce ve politika üretiminin ayrılmaz bir parçası olan cinsiyet ilişkilerine özel bir önem atfeder. İnsanı tutsak eden tüm iktidar ilişkilerini reddeden anti militarizm, ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal bir yapıya sahip olan ve çok etkenli bir süreç olan militarizme karşı, tek bir kimliği merkeze oturtarak değil, farklı hiyerarşi ve tahakküm ilişkilerini sorgulayarak mücadele eder. Kültürel, sosyal, siyasal, ekonomik tüm değişimleri izleyerek emek sömürüsü, cinsiyetçilik, insan merkezlilik, heteroseksizm, yaş hiyerarşisi, milliyetçilik gibi iç içe işleyen, söylemlerini ortaklaştıran, kimlik ve değerlerini birlikte kurgulayan, birbirine içkinleşen iktidar biçimlerini çözümler. Bu anlamda, tahakküm karşıtlığını da içeren anti militarizm, özgürlük için tüm toplumsal ilişkilerin anti militarist bir perspektifle yeniden sorgulanması, insanın toplumsallığında sıkıştığı zincirlerin tek tek kavranması gerektiğini savunur. Okullar, kışlalar, hastaneler, toplama ve çalışma kampları, hapishaneler, çocuk esirgeme kurumları, işyerleri, psikiyatri merkezleri, gemiler, manastırlar gibi alanları insanı vesayet altına alan kurumları sorgular. Militarizmin, toplumsal yaşamın güvenlik algılamalarıyla biçimlendirilmesi olarak da kavranırsa, anti militarizm, “güvenlik mi özgürlük mü?” sorusuna “özgürlük” cevabı verecektir. Oysa mevcut yaşam koşullarında, özgürlük değil, “zorunlu” sayılan güvenlik bir gerçektir. Bu durumda, anti militarizm, var olan gerçeğin dışında gelişen bir arayıştır, gerçekliğe isyandır. Anti militarizm, askeri değer ve pratiklerin yüceltilmesine, devlet organizasyonlarına, itaat mekanizmalarına ve militarizasyona karşı, birey iradesini ve doğayı savunur. “Toplum mu, birey mi” sorusuna “birey” yanıtı veren anti militarizm, hiçbir toplumsal tasavvur kurgulamaz. Her türlü askeri örgütlenmeye, bu örgütlenmenin toplum üzerindeki hegemonyasına, örneğin askeri yargılamalara karşı duran anti militarizm, ekonominin militarizasyonuna, toplumun geniş kesimlerine uygulanan bütün seferber etme ve disiplin altına alma tekniklerini de çözümler. İktidar, aynı zamanda kutsalın yönetimidir. Militarizm, çeşitli kutsallıklar aracılığıyla, tüm şiddet biçimlerini, kendi varlığı adına meşrulaştırır ve toplumsallaştırır. Anti militarizm, egemenlik sistemine hizmet eden tüm kutsallıklara karşı bir özgürlük çizgisidir. Anti militarizm, şiddetin etkin kullanımını, her türlü gözetleme ve denetleme yöntemlerine, bedenlerin işleve göre etkin konumlanmasını sağlayan, kişi üzerinde sosyal denetim kuran disiplin sistemine karşı mücadele eder. Ötekileştirme, dışlama, kapatma, düzenleme, rehabilitasyon, terbiye etme, asimilasyon, ayrımcılık, kendine bağlama, toplumsal mühendislik gibi şiddet biçimlerini reddeder. Her türlü biçim vermeye, şekillendirmeye, davranış-giyim-dil kalıplarına, davranışların kodlanmasına karşı çıkar. Bilimin egemenlik aracına dönüşmesine, insanların normalleştirilip üretim mekanizmasına katılmasına, disiplin kurucu güçlerin her türlü operasyonlarına, politik ortopediye, disiplin toplumuna karşı durur, itaat üretimine karşı itaatsizliği öne çıkarır. Özgür bir yaşam için, devlet kimliğinden sıyrılmayı savunan anti militarizm devlet odaklı olmayan bir yaşam anlayışında yoğunlaşır. Buna göre, devlet aşılmadan ya da buna göre anti militarist bir hat çizmeden yapılacak her çalışma, iktidar aracı haline gelir, iktidarı besler, güçlendirir. Özgürlüklerin, tarihin hiçbir evresinde görülmeyecek bir biçimde sınırlandığı, toplumsal iktidarların daha derin, daha bilimsel, daha ince yöntemlerle, toplumsal denetimi ve yönlendirmeyi sağlayabildiği Küreselleşmeyle birlikte, anti militarizm, yeniden yapılanan devletin yeni işleyişini çözümleyerek yeni iktidar mekanizmalarına, “insan güvenliği” söylemiyle gelişen yeni kontrol sistemlerine karşı durur. Anti militarizm, tutarlı bir özgürlük savunusudur. Anti militarist olmadan, insan-doğa, insan-toplum, toplum-devlet ilişkilerine alternatif bir cevap oluşturmanın, siyaset mekanizmaları konusunda bir şey söylemenin koşulunun olmadığını, militarizm çözülmeden, buna karşı bir perspektif geliştirmeden sağlanacak bir “kurtuluşun”, özgürlük arayışına hizmet etmeyeceğini savunur. Anti militarizm, militarizmin, aklın işleyişine, üsluba ve söyleme yansımasına yönelir. Örneğin pratik ve düşünsel merkeziyetçiliği hayatın her alanında aşmaya çalışır. Anti militarizm, şiddetten arınma, barışçıl yaşam ve özgürlük ahlakı geliştirme arayışıdır. İktidarın ürettiği şiddetin aşılmasının, aynı zamanda iktidarın ihtiyaç duyduğu itaatin, işbirliğinin, rızanın, edilgenliğin ve uyumun aşılması olarak görür. Buna göre, şiddetin aşılması, çatışmanın aşılması değildir. İktidar, en baskıcı rejimlerde bile, tahakküm edilenlerin rızasına dayanıyorsa, şiddetten arınma, aynı zamanda iktidarın ihtiyaç duyduğu itaatin, işbirliğinin, statükonun, rızanın ve uyumun aşılması sürecidir. Bu süreçte gerçekleşecek çatışmaların tarzı üzerinde durulur. Şeffaflık, iç tutarlılık, kendini karşı tarafın yerine koyma, karşısındakini kabul etme, değişime hazır olma gibi ilkelerin hayata geçirilmesi, çatışmanın şiddetten arınmasını ve çözüme daha kolay ulaşmasını sağlar. Anti-militarizm; kendi örgütsel işleyişinde, hiyerarşiyi, otoriteyi ve ayrımcılığı dışlayan bir anlayışı geliştirmeye çalışır ve karar almada konsensüs yöntemini savunur. Konsensüs; sanılanın aksine bir uzlaşma değildir. Ortak ve özgür irade temelinde, bütün muhatapların kabul edebileceği kararlar almak olarak tanımlanan konsensüs, farklı görüşlerin ifade edilmesinin, katılımın ve paylaşımın yeni fikirler için bir zenginlik yarattığının benimsenmesidir. Hedef; tahakkümsüz ve şiddetsiz bir yöntem uygulayarak, azınlığın yok sayılmamasını, ezilmemesini sağlamaktır. Her birey diğerinin farklılığını, çözüm önerilerini kabul etmelidir. Böylece, farklılıkların olumlu bir şekilde değişebilmesi imkânı ortaya çıkabilir. Burada tek ön koşul; grubun benzer bir siyasi anlayışa ve aynı hedefe yönelmiş olmasıdır. Anti-militarizm, vicdani ret örneğinde olduğu gibi, eylemlerinde itaatsizliği, bir yöntem olarak benimser. İtaatsizlik, toplumsal değişimin ya da bireyin kendi yaşamını özgürce sürdürme arzusunun önüne geçen/geçirilen gelenek, buyruk, hukuk gibi statüko yapılarına karşı geliştirilen bir direnmedir. Anti militarist itaatsizlik, şiddet içermez, meşruiyetini yasalardan değil, toplumun adalet duygusundan alır, eylemin amaç ve biçimini açık, anlaşılır bir şekilde ortaya koyar, çifte standarda düşmemeyi, bir sistem projesi sunmamayı esas alır. Hukuk sisteminin ya da otoritenin kabulünü değil aksine var olan statükoya karşı bir direnmeyi ifade eden itaatsizlik tutumunun özneleri, eylemin sonuçlarına katlanmaya hazırdır. Dolayısıyla anti militarizm, bilinçli ve ahlaklı özneler tarafından sergilenen politik bir tutumdur. Kaynak: Kavramlar Sözlüğü -II (Özgür Üniversite Yayınları)
__________________ KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
| | |
| | #222 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 13
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Kadınlık ve vicdani ret üzerine notlar Esra Gedik "ulusun koruyucusu ve kollayıcısı modern elitler (ya da TSK) kadını özneleştirmek yerine onu geçmişin izlerini taşıyan ve modern olabilmesi için erkeğe mahkum ikincil nesneler olarak algılamışlardır. Her daim modern ama iffetli sadık eş ve kutsal analar…"Türkiye’de vicdani redçi kadınlar...-Y.G.Yücel ![]() Urfa Kadın Platformu'ndan 'Askere gitmeyin' çağrısı ; Bir Anti-militarist Feministle Söyleşi-F.Ülker ; Safdışı: 'Safların dışı daha özgür!' ; Ordu ve Toplumsal Cinsiyet Ayrımcılığı-C.Enloe ; Barış İçin Feminizme İhtiyaç Var-P.Selek ; Militarizme ''feminizmin gözlüğünden'' bakmak... Bu yazının amacı, vicdani reddi Nilgün Toker'in belirttiği gibi "anti militarizmi bir tahakküm sisteminin reddi ve değiştirilme talebi anlamına gelmesi bakımından politik bir sorumluluk" [i] olarak algılayıp bu noktada kadınlar ve vicdani red ya da kadın vicdani redcileri anlamak üzerine küçük bir denemedir. Pateman'a göre geleneksel dünyadan modern dünyaya geçiş "ataerkilliğin geleneksel (babaya dayalı) biçiminden yeni, özgül olarak modern (ya da kardeşliğe dayalı) biçimine; ataerkil sivil topluma geçiş"tir. [ii] Başka bir deyişle, modern dünyaya geçiş sırasında yapılan toplumsal sözleşme aslında kardeşler arası (erkek kardeşler) bir ortaklıktır. Baba eski düzenin belli başlı özelliklerini temsil etmekteydi: hiyerarşi, değişmezlik ve mutlak hakimiyet. Babanın iktidarının ortadan kaldırılmasından sonra kurulan bu ortaklık: Enloe'nun da dediği gibi cinsiyet farklılığının kodlanmış anlamlarının bulanıklaştığı yeni bir dünya "tahayyülünü" kapsar. Sonuç olarak önceden sadece babanın erişimine izin olan mülkiyet, toprak ve kadın artık kardeşler arası eşit erişime izin vermektedir. Yani artık kadını tanımlamak ve üzerinde iktidar kurma hakkı yeni modern erkeklerindir. Benzer bir şekilde, Berktay, Türk modernleşme projesini "İslami ataerkilliğin yerini Batılı ataerkilliğin alması" olarak yorumlamaktadır. [iii] "Yeni" erkeğin "yeni" kadını tanımlama çabası. Kadın sorunu, toplumsal cinsiyet ayrımlarının ortadan kaldırılması temelinde değil, uluslaşma sürecinin zorunlu bir parçası olması temelinde ele alınmıştır. Bu anlamıyla da Cumhuriyet modernleşmesi, kadınların kurtuluşu adına değil, Cumhuriyet için yeni kadınlar ve erkekler yaratılması yolunda -Pateman'nın yukarıda da belirttiği gibi- erkekler tarafından kurgulanmış bir modernleşme projesine dayanmaktadır. Başka bir deyişle ulusun koruyucusu ve kollayıcısı modern elitler (ya da TSK) kadını özneleştirmek yerine onu geçmişin izlerini taşıyan ve modern olabilmesi için erkeğe mahkum ikincil nesneler olarak algılamışlardır. Her daim modern ama iffetli sadık eş ve kutsal analar… Bunların ışığı altında kadınların ulus-devletle ilişkisi incelendiğinde; kadınlar öncelikle, ulusun biyolojik yeniden üretimiyle; ikincisi, kültürün nesilden nesile taşıyıcısı konumlarıyla bu ortaklığa/projeye dahil edilmektedirler. "Milletin anaları" ya da "milli ruhun temsilcisi" gibi sıfatlarla kültür taşıyıcıları haline dönüşürler. "Milli öz"ün simgesi olmaları nedeniyle vatan=kadın özdeşleştirilir. Yani yeni modern erkek yeni kadını tanımlamakla kalmayıp ona atfettiği sıfatlar ile onun üzerinde "doğal" olarak iktidarını yeniden üretir. Bu özdeşleştirme sonucunda kadın yani vatan her daim "bekçileri" (askerler yani erkekler) tarafından korunmaya, savunulmaya muhtaçtır. Başka bir deyişle kadın "pasif"leştirilir. Kadınların ulus ile bir tutulması, toplum tarafından onların fedakar bir anne/sadık bir eş ile hemhal olmasını destekler; bu durumda onu savunmak, hatta onun için ölmek, son derece doğal bir tepkidir. Erkeklerin vatanı savunan eyleyici özneler, kadınların da vatanla özdeşleştirilmiş savunulması gereken pasif nesneler olarak kurgulanmasına neden olur. Bunun sonucu olarak erkekler yüceltilir. Yani erkek kimliğinin kurgulanması için askerliğe ihtiyaç duyarlar. Kendi kimliklerinin tanımını kadınlara egemenlikleri üzerinden okurlar. Askerlik dili erkekliği yüceltir; kadınlığı/kadınları horlar. Durumu Tanıl Bora'nın kelimeleriyle irdelersek eğer: "askeriye/ordu, kendi kendisinin yapısal varoluş koşullarını oluşturur ve yeniden üretir". [iv] Zorunlu askerlik yalnızca "yurdun müdafaasına" yönelik bir uygulama değil, aynı zamanda erkeklerin ve kadınların devletle arasındaki vatandaşlık ilişkisini belirleyen (ve kadınlar asker olmadığı için farklılaştıran) bir uygulamadır. [v] Bunun sonucu olarak "yurttaş" ve "sivil toplum" kavramları eril kavramlar olarak okunmaya başlanır. Modern-erkek egemen düzende kadınların vatandaşlığa birey olarak değil, kadın olarak dahil edilmelerinden ötürü, vatandaşlığın eşitliği sağlayan bir düzenleme olmadığı görülür. Erkekler "en kutsal vazife" olan askerlik yoluyla birinci sınıf vatandaş konumuna sahip olurlar. Bu nedenle vicdani red ya da militarizm eleştirisi erkek egemenliğinin eleştirisidir/erkek egemenliğe bir karşı duruştur. Yuval-Davis'in de belirttiği gibi kadınların, milletlerin yalnızca biyolojik, kültürel ve sembolik yeniden üretimindeki rollerine değil, vatandaşlık hakları ve yükümlülükleri yoluyla milletin sivil oluşumundaki konumlarına da eleştirel bir gözle bakmaktır. [vi] Askerlik kurumunun cinsiyet körlüğüne meydan okumaktır. Vicdani red kişinin ahlaki tercihi, dini inanç, felsefi görüş ya da politik nedenlerle askeri eğitim ve hizmette bulunmayı , silah taşımayı ve kullanmayı reddetmesidir. Tüm bu red nedenleri vicdani neden olarak kendisini gösterdiği için bu hak doğrudan doğruya vicdan ve din özgürlüğünün kullanımıyla ilgilidir. 2000 yılının nisan ayında BM insan hakları komisyonu 1998/ 77 nolu kararında belirtilen ilkeler uyarınca oylamaya başvurmadan 2000/34 nolu kararı kabul etti. bu karala insan hakları evrensel bildirisi ve medeni ve siyasi haklar sözleşmesinde yer alan düşünce özgürlüğü ile vicdan ve din özgürlüğünün meşru kullanımına uygun olarak, kişilere vicdani nedenlerle askeri hizmete karşı red hakkı tanındı. Vicdani red öldürmeme özgürlüğünü savunmaktır. Savaşın kaybettirdiklerine, askere gidip geri gelmeyenlere, bağrına taş basan annelere aslında en çok sahip çıkmaktır. Vatan sağ olsun lafı ile zincirlenmiş insanların haklarına, özgürlüklerine sahip çıkmak, ezilmişliklerine isyan etmektir. Şu anda kadın retçi sayısı 15'in üzerinde [vii]. Askere çağrılmadığı halde reddini açıklayan kadınlar bunu militarizme, savaşın ve şiddetin, ayrımcılığın tüm hallerine karşı, bir karşı duruş için yapıyorlar . Zaten bu tavrın hedefi doğrudan doğruya ordu ve silahlı güçlerdir ve bütün savaşın kendisidir. Savaş ekonomisi ve savaş mantığının kendisidir. Militarizmden en ağır bir şekilde eziyet çekenler kadınlardır. Çünkü militarizm, cinsiyetçilikle, ataerkilliğe, heteroseksizmle ve her türlü ayrımcılık biçimiyle, milliyetçilikle iç içe geçmiş bir ilişki halindedir. O yüzden bence kadınların duruşu çok anlamlıdır. Bir Kadın, bir anne, bir barış yanlısı, bir anti-militarist ve bir insan olarak orduları, onların yol açtığı ve katıldığı bütün savaşları, silahlanmayı ve her türlü silahı, ve bir bütün olarak şiddeti reddetmektir. Ve kadınların bu harekette "destekçi" konumundan daha fazlasına dair sözleri ve duruşlarının var olduğunun kanıtıdır. Çünkü kadın olarak her ne kadar askere alınma zorunlulukları olmasa da bazen tarafı çoğu zaman da mağduru oluyorlar. Sessiz kalmakla, savaşların desteklenmiş olacağını düşünerek ölmek, öldürmek, ezilmek sömürülmek istemedikleri için otoriter, hiyerarşik, milliyetçi, cinsiyetçi, militarist tüm yapılara karşı seslerini yükseltmeleridir. Silahsız bir dünya, ırk, din, cinsiyet ayrımının olmadığı, özgür bireylerin yaşayacağı bir dünya istemektir. Bir kadın vicdani redçi Hilal Demir'in dediği gibi "Sadece kadın olduğum için "anne", "karı", "evlat", "kız arkadaş" diye etiketlendirilip yönetilmek istemiyorum.. Sınırlar içinde yaşamak istemiyorum.. Öldürmeyi ve öldürülmeyi istemiyorum... ve vicdanımın sesini dinleyip bütün bunları reddedetmek." [viii] adına yapılan en anlamlı sivil itaatsizlik hakkıdır. ESRA GEDIK ODTU SIYASET BILIMI MASTER ÖĞRENCİSİ
__________________ KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
| | |
| | #223 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 13
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | 'Öldürmeyi reddetmek suç değildir' - 318'e HAYIR! DE, BİR İMZA VER!.. 27-12-2007 [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]İmza vermek için ad-soyadınızı yazarak [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'a bir email atın. Bu KAMPANYA, "halkı askerlikten soğutmak" SUÇ! olmayana kadar SÜRECEKTİR!.. 12 kişinin davası sürüyor!...(İmza metni ve imzacıların listesi için [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] (1326 kişi)) [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] ![]() [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] ![]() [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] ![]() [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] ![]() [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]-[Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]-[Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]-[Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] <A href="http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=8&ArsivAnaID=45653">Vicdani retçi Savda'ya ''318''den 6 ay hapis-[Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] ![]() [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] - [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] ![]() (Afişi büyütmek için üzerine tıklayın) İMZA KAMPANYASI METNİ -Türkiye Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi olmasına rağmen, 47 üye ülkenin içinde vicdani ret hakkını anayasal bir hak olarak tanımayan tek ülkedir. Vicdani Retçi O. Murat Ülke davasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından mahkûm edilen ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne; 2007 Ekim ayına kadar yasalarını bu yönde değiştireceğine söz veren Türkiye Hükümeti’nin taahüdünü yerine getirmesi, - Vicdani retçilere uygulanan baskıların, engellerin ortadan kaldırılmasını, altına imza atılmış olan, Uluslararası Sivil ve Medeni Haklar Sözleşmesi (USMHS)’nin 18. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 9. maddesinin uygulanmasını, - Terörle Mücadele Yasası kapsamına sokularak daha da ağırlaştırılan, TCK Madde 318 (Halkı Askerlikten Soğutma)’in derhal kaldırılmasını, süren yargılamaların sonlandırılmasını, - Bu suçlamayla karşı karşıya bulunan tüm insanların, haksızlığa karşı itaatsizlik eylemlerini, demokratik ve ifade özgürlüğü kapsamında gördüğümü ve 20 Eylül 2007’de görülen davada, söz konusu suçlamaya konu olan aşağıdaki bildirinin bir düşüncenin ifade edilmesi ve bir hakkın kullanımı olduğunu, bu anlamda destek verdiğimi buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Çağrıcı Kurumlar: Düşünce Suçu?!na Karşı Girişim Helsinki Yuttaşlar Derneği Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi KaosGL MorEl Eskişehir Pembe Hayat Vicdani Ret Platformu İmza vermek için ad-soyadınızı yazarak [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'a bir email atın İmza Verenler Abbas Şahin, Abdullah Bejar, Abdullah Destici, Abdullah Karabaş, Abdullah Mona, Abdulhalim Kocabey, Abdullah Çınar, Abdurrahim Tuncay, Abuzer Atlan, Adem Murat Yılmam, Adile Erkan, Adnan Körpınar, Adnan Özyalçıner, Adnan Saatçi, Adnan Sel, Adnan Yolaşan, Ahmet Alvar, Ahmet Cinici, Ahmet Dikmen, Ahmet Geçgel, Ahmet Hamdi Seringen, Ahmet Juğ, Ahmet Karakoç, Ahmet Kaya, Ahmet Koçak, Ahmet Tanrıkolu, Ahmet Yalçınkaya, Ahmet Yazıcıoğlu, Ajda Demir, Akın Birdal, Akın Tosyalı, Akın Yılmaz, Alaettin Çakar, Alegra Albahari, Ali Acan, Ali Barış Kurt, Ali Cabadak, Ali Can, Ali Can(II), Alican Aslan, Alican Güney, Ali Çavuş, Ali Çelik, Ali Dilgeş Seyidoğlu, Ali Durawan, Ali Ercan Kiraz, Ali Erkan Çalpur, Ali Genç, Ali Görken Paliçko, Ali Güdüç, Ali Gündoğdu, Ali Güzel, Ali İhsan Bayrak, Ali Kardak, Ali Karaduman, Ali Karakaş, Ali Kerem Saysel, Ali Koç, Ali Küncülü, Ali Lütfü Gencay Yuğnuk, Ali Matur, Ali Muhammed, Ali Muzace, Ali Naci Akman, Ali Orun, Ali Özdamar, Ali Sarıcan, Alişan Erdemli, Ali Taş, Ali Tosun, Ali Tunç, Ali Yağcıbulut, Ali Yıldız, Aliye Kurt, Alparslan Zengin, Alper Açık, Alper Şen, Altan Tanrıverdi, Altuğ Tekin, A.Murat Yılmam, Anıl Aslan, A.Onur Yolcu, Arif Can Bakır, Arjen Ceylan, Arslan Limanoğlu, Arzu Aydın, Arzu Demir, Arzu Taş, Arzu Uraz, A.Serdar Koçman, A.Serdar Özbay, Asiye Duman, Aslı Dinç, Aslı Gökdemir, Aslı Güneş, Aslı Güneş Ağlagül, Aslı Kaya, Aslı Över, Aslı Tiyek, Asuman Alkan, Asuman Özbey, Atakan Altın, Atalay Özocak, Atilla Keklik, Avdo Karataş, Ayça Durmuşoğlu, Ayça Günay, Ayça Tatlı, Ayça Üzelgün, Aydın Bayar, Aydın Bodur, Aydın Karçanta, Aydın Madsar, Aydın Öztek, Aydın Sevinç, Aydın Yalpa, Aydoğan Rezoh, Aygül Erce, Ayhan Demir, Ayla Aktaş, Ayla Gümüş, Aynur Aktaş, Aynur Seyrek, Aysel Kobulan, Aysel Kordu, Ayşe Bengisu, Ayşe Küçükkırca, Ayşegül Şero, Ayşe Küpeli, Ayşe Tezcan, Ayşe Özdemir, Ayşe Ülkü Özakın, Ayşe Sokur, Ayşe Yılmaz, Aytek Beşikçi, Ayten Doğan Köksal, Ayten Erdal, Ayten Kordu, Aytül Uçar, Azat Türk, Aziz Kaya, Aziz Tunç, Azer Kılıç, Aziz Ufuk Çıplak, Bahattin Sağlam, Baki Boğa, Banu Ünal, Baran Deniz Aktan, Baran Soylu, Baran Yünlü, Barış Ataser, Barış Dinçer, Barış Güven, Barkın Karslı, Baskın Oran, Başak Akansu, Başak Kara, Başak Ülgen, Başkan Kalazade, Batuhan Batı, Bayram Doğan, Bayram Kaya, Bayram Özkaytan, Bea Mulowa, Bedirhan Badili, Bedrettin Mahir, Bedriye Cebe, Bekir Yörükoğlu, Bektaş Cinkılınç, Belgin Tatlı, Belma Ateş, Bendiwelat Özgen, Bengül Yağıbasan, Benhur Bolhava, Beran Doğan, Berat Alagöz, Berfin İzci, Beril Sözmen, Beritan Doğan, Berivan Doğan, Beriwan Tiryaki, Berkan Kayacan, Berkant Coşkun, Berkin Öğüt, Berna Güler, Bertuğ Kodamanoğlu, Besime Burunlu, Besna Koç, Beşir Carav, Betül Barmanbek, Bilal Aydın, Bilgesu Balcı, Bilgin Özer, Birgül Özbarış, Birol Duru, Birsen Aydoğdu, Birsen Gülünay, Birsen Özsoy, Bişar Çoban, B. Kaan Kavlak, Bora Bengisu, Bora Şahinkara, Burak Karacan, Burak Kırcalar, Burcu Arıkan, Burcugül Çubuk, Burcu Tokat, Burcu Yaman, Burçak Andaç, Burçin Başar, Burçin Kur, Burçin Kurul, Burhan Aktaş, Burhan Aydın, Burhan Ozgen, Burhan Sökmen, Bülent Bilen, Bülent Kazan, Bülend Süren, Bülent Ünal, Bülent Zeytin, Cafer Yılmaz, Cahit Eryeli, Cahit Karaman, Can Aydemir, Can Başkent, Canan Erdoğan, Canan Kaplan, Canan Keklik, Canan Okatan, Canan Yılmaz, Cansu Çöl, Cansu Şimşek, Caroline Begin, Casanndra Foranna, Cebrail Yıldız, Celal Erhalaç, Celalettin Can, Celal Meral, Cem Barutçu, Cem Tuncer, Cemil Cahit Selimoğlu, Cengiz Algan, Cengiz Doğan, Cengiz Hoşer, Cesim Erten, Cevat Çaçan, Ceyhun Çamlı, Ceysu İşcan, Cihan Tekay, Cihat Akgül, Coşkun Şenel, Coşkun Üsterci, Cuma Cihan, Cumali Oruç, Cüneyt Caniş, Cüneyt İltuş Çağda Türkmen, Çağdaş Küçükbattal, Çiğdem Cidan, Çiğdem Gençay, Çiğdem Kılıç, Çiğdem Mater, Çiğdem Şahin, Çilem Dinçer, Damla Ceylan, Davut Erkan, Demet Demir, Demet Dinek, Denis Sabriye Bozer, Deniz Agpunar, Deniz Arslan, Deniz Can, Deniz Cenk Demir, Deniz Çelikel, Deniz Demir, Deniz Güman, Deniz Gürsoy, Denizhan Coşkuner, Deniz Karakaş, Deniz Koloğlu, Deniz Köse, Deniz Melsa Ergenç, Deniz Özgür, Deniz Polathan, Deniz Puca, Deniz Sevimli, Deniz Törk, Deniz Yılmaz, Derman Arıbaş, Derya Akbaba, Derya Eğilmez, Derya Özgürel, Devran Menge, Devrim Yılmaz, Dicle Ateşoğulları, Dicle Cemiloğlu, Dicle Çakmak, Dicle Mutlu, Didem Arslan, Didem Bilen, Dietrich Natacha, Dilan Gökçe Gözükara, Dilan Kahraman, Dilan Umut, Dilaver Demirağ, Dilek Aykan, Dilek Özbek, Diren Özkan, Diyar Hasaain, Doğan Genç, Doğan Kaya, Doğan Kızıler, Doğan Özkan, Duran Sonsamancı, Durmuş Ali Çetin, Dursun Göçmen, Dursun Yıldız, Duygu Özsoy, Duygu Pelin Sakın, Duygu Uzun Ebru Bakırcı, Ece Dalaman, Eda Acara, Eda Efendioğlu, Edin Albajrak, Ege Berk Gönül, Egemen Özcan, Ejder Yapar, Ekin Bozkurt, Ekin Karaca, Ekin Medeni, Elçin Türktüredi, Elif Aydın, Elif Çopuroğlu, Elif Ece Yiğit, Elif Elvan Uluutku, Elif Gökpınar, Elif Güler, Elif Keskinkılıç, Elif Korkmaz, Elif Nisan Köksal, Elif Sincar, Elifsu Şen, Elhas Küncülü, Ekber Işık, Emel Yılmaz, Emine Aydoğdu, Emine Doğan, Emine Emel Özgüden, Emine Çiftçi, Emine Güngör, Emine Sevil, Emine Özgül, Emine Tarhan, Emir Birant, Emrah Akarsu, Emrah Aydoğan, Emrah Tezer, Emrah Özbekar, Emrah Yergin, Emre Akman, Emre Binaoğlu, Emre Erbiber, Emre Khostas Saleas, Emre Özkapı, Emre Unutmaz, Emre Yalgın, Engin Akyüz, Engin Doğru, Engin Sarı, Enis Özgenç, Eray Öztürk, Eray Sonkur, Ercan Aktaş, Ercan Artar, Ercan Vural, Erdal Balsak, Erdal Demirdağ, Erdal Karasansar, Erdal Karayazgan, Erdi Uçar, Eregül Dürü, Eren Doğanay, Erengül Öztürk, Ergin Doğru, Eren Keskin, Eren Özer, Eren Paydaş, Ergin Beşer, Ergin Kandemir, Ergün Şeker, Ergün Şimşek, Erhan Akdoğan, Erhan Aksoy, Erhan Vural, Erhan Yaşarsu, Erkan Kalkan, Erkan Mert, Erkan Okay, Erkan Özdemir, Erol Önderoğlu, Erol Suvakcı, Erol Suvarker, Ersxan Akgül, Ersan Çağatay, Ersan Uğur Gör, Ersin Sedefoğlu, Ersin Taş, Ertuğ Solcum, Ertuğrul Cenk Gürcan, Ertuğrul Musluoğlu, Eruh Cabadak, Esat Ergün, Esen Erolus, Esin Çelik, Esin Saçlı, Esma Taylan, Esra Kahraman, Eşref Cinko, Evin Öztürk, Evren Aslan, Evren Atalay, Evrim Sanal, Eylem Karabulut, Eylem Lodos, Eylem Polat, Eylem Tuna, Eylül Şilan Yöle, Eyüphan Başar, Eyüp Rol, Eyüp Tekin, Ezgi Aydoğan, Ezgi Demir, Ezgi Kesici, Ezgi Köksal, Ezgin Koman, Ezgi Yürektürk, Fahrettin Filiz, Fahri Aslan, Fahri K. Arslan, Fahri Günal, Faruk Arhan, Fatih Mehmet Özçelik, Fatih Seçkiner, Fatma Ece Demir, Fatma Demirel, Fatma Demirtaş, Fatmagül Matur, Fatma Sarı, Fatma Savcı, Femel Namet, Ferat Mede, Ferda Ülker, Ferhan Ekin, Ferhat Arslanargun, Ferhat Kaya, Ferhat Kentel, Ferhat Yakan, Ferhat Yurdam, Feride Aslan, Fetiye Kınağu, Feyha Karslı, Fırat Ekmiş, Fırat Kaçar, Fırat Mir Didan, Fidan Eroğlu, Fikret Bay, Funda Çakır, Funda Çankaya, Funda Ekin, Funda Genç, Gamze Göker, Gamze Mengus, Gizem Bayram, Gizem Mercan Ağçal, Goman Sarıyıldız, Göğercin Turan, Gökçe Onur, Gökçe Otlu, Gökçe Tatlı, Gökhan Aksay, Gökhan Altay, Gökhan Aydın, Gökhan Kafa, Gökhan Kılıçer, Gökhan Pala, Gökhan Yenisoy, Gönül Kazak, Gönül Telek, Görkem Ergun, Görkem Özen, Görkem Paydaş, Göze Özdemir, Gül Diren Tekin, Gül Polat, Gül Yılmaz, Gülm Açan, Gülay Gün, Gülbahar Alagöz, Gülcan Camık, Gülden Sayılan, Gülden Sinem Akyürek, Gülderen Koç, Gülizar Korkmaz, Gülizar Tuncer, Gülhan Önal, Gülnur Elçik, Gülseren Eren, Gülseren Yoleri, Gülsüm Ekinci, Gülşah Toğaç, Gündey Alınca, Güneş İspir, Güneş Vezir, Güney Demiray, Güney Kırlangıç, Günseli Dum, Gürkan Coşkun, Gürkan Çelebi, Gürsel Yıldırım, Haakan Borde, Hadi Nessari, Hakan Akdağ, Hakan Aktaş, Hakan Genç, Hakan Özdemir, Hakkı Çelik, Hakkı Gerçek, Halil Çoban, Halil Fırat Yazar, Halil İbrahim Sert, Halil Kaya, Halil Savda, Halise Kendirci, Hamir Umut Akşahin, Hamit Baldemir, Hamit Sucu, Hamza Beyazgül, Hamza Meye, Handan Ketenci, Hande Asi, Hande Özkan, Hanım Akkaya, Hanım Tosun, Harun Lice, Harun Tunç, Harun Yıldız, Hasan Atak, Hasan Balcı, Hasan Bayar, Hasan Campınarı, Hasan Can Pala, Hasan Cem Yılmaz, Hasan Çopan, Hasan Deniz, Hasan Dışkaya, Hasan Emre Bilgili, Hasan İsmiloğlu, Hasan Kahraman, Hasan Karasu, Hasan Kıvırcık, Hasan Konca, Hasan Sincar, Hasan Teyyar Karahan, Haşim Uslu, Haşim Yücesan, Hatice Dönmez, Hatice Kızıler, Havva Balcı, Havva İzci, Haydar İlkay Çelik, Hayri Çelik, Hazal İzci, H.Eda Bakır, Hediye Tatlı, Hekim Özlü, Helin Karagöz, Hevidar Kumruaslan, Hıdır Demirtaş, Hicri İzgören, Hikmet Ayana, Hilal Ünal, Hossain Diyar, H.Özgür Çağdaş, Hulusi Zeybel, Hülya Kanra, Hülya İmak, Hülya Üçpınar, Hümeyda Ok, Hürriyet Şener, Hüseyin Acer, Hüseyin Alışkan, Hüseyin Ayyıldız, Hüseyin Bal, Hüseyin Çakır, Hüseyin Döndü, Hüseyin Kaplan, Hüseyin Kaya, Hüseyin Mirza, Hüseyin Öntaş, Hüseyin Şahin, Hüseyin Şar, Hüseyin Şen, Hüseyin Şiar, Hüseyin Yıldırım, Hüseyin Yıldırım, Hüseyin Yücel, Hüsniye Ocak Acer, Hüsnü Öndül, Ilgın Merve Hasanbeyoğlu, Irmak Altıner, Işık Hıdır, Işıl İlker, Işıl Kavak, İbrahim Balsak, İbrahim Gültutan, İbrahim Halil Tunaboylu, İbrahim Kızartıcı, İbrahim Meşegülü, İbrahim Ruç, İbrahim Sönmez, İbrahim Suler, İbrahim Ülker, İbrahim Yaylalı, İdil Aydınoğlu, İdil Isırkan, İdris Bek, İdris Cengiz, İffet Diler, İhsan Kaçar, İlhan Bal, İlhancan Sarı, İlhan Karakuş, İlhan Şimşek, İlker Kolukısa, İlknur Çırak Bradshaw, İlyas Gümüş, İmran Aydın, İnan Olgar, İnan Suver, İnci Ağlagül, İnci Tuğsavul Özgüden, İpek Göklü, İraz Yaşar, İrem Berksoy, İrem Gülersönmez, İrfan Açıkgöz, İrfan Sarı, İsa Şahin, İsa Yaşar, İsmail Çelik, İsmail Davran, İsmail Dursun, İsmail Erhaluç, İsmail Gökhan Güneş, İsmail Görenek, İsmail İpek, İsmail Karga, İsmail Mulooğlu, İsmail Öndeş, İsmail Özdemir, İsmail Saygı, Jeon Dere Capt, Jini Güneş, Jiyan Tosun, Julide Altuntaş, Julien Boussamo, Juma Alabl, Jumhur Jonihur, Junior Mbangu, Joan Pedro Bengvi, Kadir Demir, Kadir Tunç, Kadri Ceylan, Kahraman Samet Eryol, Kalin Özkan, Kami Sevim, Kamil Kalkan, Kamil Karabakan, Kamuran Irmak, Kazım Engel, Kemal Aslan, Kemal Esmer, Kemal Ördek, Kemal Tanyıldızı, Kemal Timuroğlu, Kemal Topalak, Kenan Atalay, Kenan Kert, Kenan Selçuk, Kenan Tekçe, Kenan Tur, Kerem Balkır, Kerem Biçmen, Kerem Çiftçioğlu, Kerem Koç, Kerim Doğan, Keskin Tarık, Kevser Güler, Köksal Kaysı, Kudret Gülün, Kudret Köksal, Kristal Köksal, Kumru Gök, Kutay Cengil, Kutbettin Tekin, Kübra Hanbay, Lale Mansur, Leman Strehn, Leman Şirana, Leman Yurtsever, Lennart Asp, Levent, Altunkaynak, Levent Duru, Levent Kendirci, Levent Ocak, Leyla Deniz, Leyla Korkmaz, Liliana Yarlı, Linda Urhan, Lütfi Dağ, Lütfi Koçyiğit, Lütfiye Gürbüz, Lütfü Sürücü, Lütfü Ürper, M.Şerif Kaya, Macit Orhan, Mahir Akgündoğdu, Mahir Konca, Mahir Taha, Mahir Ölmez, Mahir Yıldırım, Mahmut Arik, Mahmut Yupuz, Mansur Ketenci, Mazhar Dursun, Mazlum Gezer, M.Bengü Şahin, Mecnun Çinkaya, Mehdi Tanrıkulu, Mehit Yılmaz, Mehmet Aktürk, Mehmet Akyol, Mehmet Ali Melik, Mehmet Ali Üzelgün, Mehmet Ali Yarar, Mehmet Atak, Mehmet Avcı, Mehmet Bal, Mahmet Baş, Mehmet Çakır, Mehmet Çetin, Mehmet Doğru, Mehmet Ekici, Mehmet Er, Mehmet Erdim, Mehmet Gök, Mehmet Gökhan Özbay, Mehmet Halil, Mehmet Hanifi Demir, Mehmet Kara, Mehmet Karabulut, Mehmet Kaya, Mehmet Maksut, Mehmet Nur, Mehmet Özdemir, Mehmet Öztürk, Mehmet Pakır, Mehmet Seyithan, Mehmet Sezer, Mehmet Sultan, Mehmet Şahin, Mehmet Şükrü Şirin, Mehmet Tarhan, Mehmet Tatlı, Mehmet Yağcıbulut, Mehmet Yavuz, Mehmet Yıldız, Mehtap Kaynaş, Melek Birinci, Melek Özgü Sönmez, Melike Azaklı, Melike Gülün Gedik, Melik Poyraz, Melis Turanlıgil, Memik Horuz, Meriç Kutyar Gül, Meriç Selvi, Merih Kudsal Akseymen, Mert Can İçten, Merve Erkal, Meryem Duygulu, Mesut Alağaç, Mesut Çatak, Mesut Evden, Mesut Sağanda, Mete Ararslan, Mete Yücel, Metin Aydın, Metin Geldi, Metin Kılıç, Metin Nidya, Metin Tuncel, Mevlüt Topçi, Mısıraç Yıldırım, Mihraç Ural, Mine Yokuş, Miryanı Derer, Moerlen Marianne, Moustafa Mohammed, Muazzez Mirasedoğlu, Muhammed Ahmed, Muhammed Bektaş Güneş, Muhammed Jiyan, Muhammed Şehit, Muharrem Avcı, Muharrem Yücetepe, Muhittin Çoban, Muhsin Yılmaz, Mukaddes Alataş, Murad Uygun, Murat Alçınkaya, Murat Altunöz, Murat Ataç, Murat Çelik, Murat Erol, Murat Geçgin, Murat Gülsoy, Murat Gür, Murat Kalın, Murat Kaya, Murat Köse, Murat Kuru, Murat Melkoniar, Murat Oğuz, Murat Tuğrul, Murat Yavaş, Murtaza Kutluk, Musa Kılıç, Mustafa Bağcı, Mustafa Bakır, Mustafa Baldız, Mustafa Bulgu, Mustafa Burunlu, Mustafa Depar, Mustafa Dere, Mustafa Doğan, Mustafa Elmalı, Mustafa Engin Polat, Mustafa Gülbeyaz, Mustafa Karaoğlan, Mustafa Kaya, Mustafa Kemal Ersöz, Mustafa Keskin, Mustafa Kiraz, Mustafa Macit, Mustafa Mayala, Mustafa Mayda, Mustafa Motor, Mustafa Sengel, Mustafa Şeyhoğlu, Mustafa Tosun, Mustafa Yazgan, Mustafa Yılmaz, Mutlu Erdoğan, Mutlu Özpınar, Muzaffer Öz, Muzaffer Ünlü, Müjgan Arpat, Mürevvet Cin, Mürteza Kutluk, Münevver İltümür, Müyesser Güneş, Naciye Konca, Naciye Şahin, Nadya Kızıler, Nahide Ilgın, Nahmet Temel, Naif Yılmaz, Nazan Üstündağ, Nazmiye Ülker, Nebile Irmak Çetin, Necati Balbay, Necmettin Er, Nedim Efe Özikiz, Nedim Kaçıran, Nejat Yıldız, Nejdet En, Nergiz Dukan, Nermin Alpay, Nermin Kaplan, Nermin Solcum, Neslihan Tezel, Nesrin Doğan, Nevzat Çiçek, Nevzat Hami, Nevzat Özbay, Nevzat Topalan, Nevzat Yıldız, Nezir Orhan, Nihan Şen, Nihat Sağman, Nihayet Taşdemir, Nilgün Atıcı, Nilgün Yurdalan, Nilüfer Sayılan, Nimet Tanrıkulu, Niyazi Sazdili, Nizamettin Öztürk, Nuket(Tuna)Keleş, Nuran Kızılkaya, Nuray Dalgın, Nuray Ünal, Nurcan Aktaş, Nur Çiftçi, Nurettin Bilgili, Nurgül Çelik, Nurgül Elçik, Nurhan Tekdağ, Nuri Kıran, Nursen Yörükoğlu, Nurten İzci, Nurten Kaya, Nüshet Yılmaz, Oğuz Sönmez, Okan Develi, Okan Erenli, Oktay Ay, Olcay Korkmaz, Olgu Ülkenciler, Olida Doymaz, Omar Kaya, Onur Birgül, Onur Erem, Onur İnan, Onur İşitmez, Onur Karadeniz, Onur Yürür, Onur Yüzüak, Orçun Sarıyıldız, Orçun Yalçıntaş, Orhan Eren Topalan, Orhan Esen, Osman Akbaş, Osman Bayram, Osman Cevizci, Osman Elbek, Osman İşçi, Osman Murat Ülke, Osman Özgül, Osman Şengül, Oya Oran, Oya Oyan, Oya Yaz, Ozan Devrim Yay, Ozan Yüksel, Ömer Aydın, Ömer Çağkan İşler, Ömer Çakırgöz, Ömer Genç, Ömer Geyin, Ömer Kral, Ömür Şölen Soykan, Önder Gücüyelek, Önder Gülükay, Önder İzci, Önder Özdemir, Önder Öztürk, Önder Uygun, Öykü Gürpınar, Öykü Naz Köksal, Özay Şahin, Özcan Kan, Özcan Öner, Özcan Telatar, Özer Aksu, Özer Yılmaztekin, Özge Burcu Güneş, Özge Örs, Özge Özgüner, Özgün Arıtürk, Özgür Aydın, Özgür Baş, Özgür Erdoğan, Özgür Han, Özgür Karabulut, Özgür Soysal, Özgür Şanlı, Özgür Tercan, Özgür Tilgarimoğlu, Özgür Yavuz, Özgür Yıldırım, Özgür Yücel, Özhan Önder, Özlem Akça, Özlem Aslan, Özlem Atik, Özlem Değirmenci, Özlem Güçlü, Özlem Kaysı, Özlem Makara, Özlem Mollamehmetoğlu, Özlem Örer, Özlem Özdemir, Özlem Şekercioğlu, Özlem Tecer, Öznur Çalık, Pakize Özbay, Pelin Kalkan, Perker Aydemir, Perihan Tunçbilek, Pınar Altıner, Pınar Cura, Pınar Çelik, Pınar Kahraman, Pınar Kıvcı, Pınar Kurt, Pınar Ongan, Pınar Ömeroğlu, Pınar Öz, Pınar Selek, Rahime İnce, Rahime Özatik, Rahsan Yorozlu, Ramazan Sadık, Ramazan Yıldırım, Rasul Hassan, Raşit Karakaş, Rauf Şimşir, Recep Kaya, Recep Nur Cengiz, Redife Zerener, Refik Ünal, Regay Maioomona, Repan Ceylan, Rewşan Kobulan, Reyhan Alkıvılcım, Rıdvan Yeşiltepe, Rıza Dalkılıç, Rodil Kardaş, Rojen Dost, Rotinda Soran, Saadet Karabulut, Saadet Süleymanoğlu, Saadettin Şensoy, Saadet Yılmaz, S.Ali Durmaz, Sabahattin Hallı, Sabiha Temizkan, Sabri Gözübüyük, Sabri Selik, Sabri Yıldırım, Sadık Demir, Sadık Şahin, Sadık Şenol, Sait Kobulan, Salman Argüz, Salih Güneş, Samet Baban, Sami Gören, Sami İmer, Sanem Erdil, Sanem Öztürk, Sarp Balcı, Sawareh Said Chenur, Sebla Arcan, Seçil Uluışık, Seda Ataser, Seda İzgi, Seda Karpat, Sefa Ata, Seheriye Ülkü, Sekuk Dürü, Selami Kamacı, Selçuk Altunmakas, Selçuk Armağan, Selçuk Aşkın, Selçuk Yaldır, Selda Ustabaş, Selim Aydoğan, Selma Çelebi, Selma Koçiva, Selahattin Ateş, Selahattin Güllü, Selena Düzce, Selime Büyükgöz, Selman Kartal, Sema Akay, Sema Gül, Semih Özyiğit, Semih Sapmaz, Senem Doğanoğlu, Senem Kaptan, Senem Sönmez, Senem Ülkü, Sennur Sezer, Serap Mutlu, Serap Özerden, Sercan Karaman, Sercan Özkan, Sercan Taş, Serdar M. Değirmencioğlu, Seren Üstündağ, Serhat Alp, Serhat Hocaoğlu, Serin Dinçer, Serkan Bayrak, Serkan Bekcan, Serkan Demirel, Serkan Durukan, Serkan Günel, Serkan Şen, Serkan Yüceer, Serpil İlgün, Serpil İnanç, Serpil Köksal, Serpil Odabaşı, Serpil Özhan, Servet Çelik, Servet Erik, Seval Bicerikli, Sevda Darıcıoğlu, Sevda Ermaz, Sevgi İnce, Sevgi Koyuncu, Sevilay Demirkır, Sevim Ate, Sevim Kalman, Sevinç Tuncelli, Sevinç Yeşilyurt, Seyhan Elmalı, Seza Mis Hory, Sezai Temelli, Sezen Keser, Sezen Zozan, Sezgi Kavukoğlu, Simay Yılmaz, Simin Fadıllıoğlu, Sinan Tunç, Sinem Karausta, Soner Canbakal, Soner Çalış, Soner Torlak, Soner Ulu, Songül Işıklı, Songül Karataş, Songül Tekin, Sonsuz Diren, Suat Bozkuş, Suat Güçtekin, Sultan Yıldız, Suna Coşkun, Suzan Atak, Süleyman Bilgi, Süleyman Kılıç, Süleyman Sarı, Süreyya Kızılay, Şaban Dayanan, Şafak Eyidoğan, Şahin Boz, Şahin Elçi, Şahin Han, Şahinder Aktaş, Şanar Yurdatapan, Şemsettin Bekar, Şener Akyol, Şengül Tunç, Şerif Bayram, Şerif Doğru, Şermin Ceylan, Şevket Murat Dünşen, Şevki Akcekace, Şeyda Baysal, Şeyda Şahin, Şirin Erdilek, Şivan Koçak, Şule Albayrakoğlu, Şule Erdoğan, Şükran Sincar, Şükrü Beşili, Tacim Özdemir, Tahsin Tuğrul, Tamer Uğurluabacı, Taner Bayrak, Taner Koçak, Tansel Güçlü, Tarık Kılıç, Tayhan Yıldırım, Taylan Efe Çeki, Taylan Tosun, Tevik Taş, Teymur Tiryaki, Timur Şahin, Tolga Özçelik, Tolga Yenişen, Toprak İzci, Tuba Sarıgül, Tuğba Sivrikaya, Tuğba Türkmen, Tuğçe Karabağ, Tuğçe Özdemir, Tuğçe Tuncalı, Tuğçe Ulusoy, Tuğrul Önder, Tuncay Atmaca, Tuncay Çiçek, Turan Fırat, Turan Getlaç, Turan Polat, Turgut Tarkan, Turgut Türksoy, Tülay Aktemir, Tülay Gülükay, Tülay Gücüyelek, Tülay Turgut, Tünay Güler, Türkan Yılmaz, Ufuk Çıplak, Ufuk Ülger, Uğur Bektaş, Uğur Özalp, Uğur Şengül, Uğur Yorulmaz, Ulaş Ural, Ulaş Yardımcı, Umut Akşahin, Umut Güney İnce, Umut Halit Nuray, Umut Varlı, Umut Yıldız, Usteki Mert, Uygar Gültekin, Ümit Doğru, Ümit Efe, Ümit Dalgın, Ümit Kaya, Ümit Kaya (II), Ümit Özbek, Ümit Şahin, Ümit Şahin (II), Ümit Yaşar, Vakkas Dağdeviren, Vedat Zar, Vehbi Kurtcebe, Veyis Yabanlı, Veysel Eşsiz, Veysel Duyar, Veysi Altay, Volkan Ercan, Volkan Karakuş, Yağmur Karan, Yahya Vural, Yakup Aras, Yakup İzci, Yakup Yılmaz, Yalçın Ergündoğan, Yalçın Işık, Yalçın Kablan, Yaser Edessa, Yasemin Arslanoğlu, Yasemin Reis, Yasin Aktemir, Yasin Yetişgen, Yassef Temiz, Yaşar Diler, Yaşar Küpeli, Yavuz Atan, Yavuz Boğatarhan, Yavuz Servet Baycan, Yeliz Bulgurcu, Yeliz Dede, Yeşim Büber, Yeşim Kantekin, Yeşim Öztürk, Yeşim Süleymanoğlu, Yeşim Tunçel, Yıldırım Aydın, Yıldırım Kızılyel, Yıldız Aktaş, Yılmaz Doğan, Yılmaz Kutum, Yılmaz Sehir, Yılmaz Sevim, Yılmaz Sezgin, Yılmaz Suvakçı, Yiğit Ali Altunç, Yiğit Oğuz, Yiğit Sarıdikmen, Yunus Aytekin, Yunus Başgürboya, Yunus Tuzer, Yusuf Atlan, Yusuf Çoban, Yusuf Değirmenci, Yusuf Güven, Yusuf Peken, Yusuf Sadun, Yusuf Utkun, Yusuf Yıldırım, Yusuf Yılmaz, Yüksel Taylan, Yücel Kurşun, Zafer Ferhat, Zafer Gökdemir, Zafer Kızılkan, Zafer Ödemiş, Zafer Yüksel, Zeki Alakut, Zeki Münüklü, Zekar İşcan, Zeki Alas, Zelal Bircan, Zeliha Kobulan, Zenif Koç, Zerrin Aslan, Zerrin Kurtoğlu, Zeycan Aktaş Münüklü, Zeynel Koç, Zeynep Kutluata, Zeynep Sarıaslan, Zeynettin Yaralı, Zişan Tokaç, Ziver Akdoğan, Ziya Yürük, Zubeyir Yıldız, Zuhar Adaçoğlu, Toplam : 1326 kişi Not: * 12 Kasım 2007'de İsviçre'de toplanan 51 imzadan, okunabilen 47 si listeye eklenmiştir. * 12 Nisan 2008'de, İsviçre Lurzen'de, İsviçre Halk Meclisi'nin düzenlemiş olduğu Newroz etkinliğinde toplanan 230 imzadan okunabilen 212 imza eklenmiştir. Aşağıdaki yazı, 18 Nisan’da, Ankara Yüksel Caddesi’nde, “Vicdani Retçi Halil Savda ile Dayanışma Eylemi”nde okunan basın açıklamasıdır. Basına ve Kamuoyuna; Temel bir insan hakkı olan "Vicdani Ret Hakkı"nı kullanan bir kişi Vicdani Retçi Halil Savda, 3 ayı aşkındır askeri cezaevinde. Bu süre içerisinde birçok kez hücre cezasına çarptırıldı, kötü muamele ve işkenceye maruz kaldı, kalmakta. Halil Savda, "Hizmetten kısmen veya tamamen sıyrılmak istemiyle emre itaatsizlikte ısrar" (2kez) ve "firar" suçlamalarıyla açılan davalar dolayısıyla, bugün, 12 Nisan 2007 günü Çorlu Askeri Mahkemesinde bir kez daha duruşmaya çıkacak. Vicdani ret hakkı, düşünce, kanaat ve vicdan özgürlüğü kapsamında vazgeçilmez bir haktır. Altında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin de imzası bulunan birçok sözleşme "vicdani ret hakkı"nı temel bir insan hakkı olarak güvenceye almıştır. Buna rağmen; yaşadığımız coğrafyadaki retçiler halen hapsedilmekte, pratikte ömür boyu hapis anlamına gelen bir cezalandırma sistemiyle karşı karşıya kalmaktadır. Açıkça bilinmelidir ki; bir vicdani retçiyi herhangi bir asker kaçağından ayıran en önemli özellik, kaçmamasıdır. Vicdani retçi kendisine sunulan kaçmak ve askerlik yapmak seçenekleri dışında bir yaşamı kurmaya çalışır. Bunu yaparken tek dayanağı dürüstçe duruşuna sahip çıkmasının verdiği güven duygusudur. Halil Savda aslında bu nedenden ötürü tekrar tekrar açılan davalar ve hücre cezalarıyla yüz yüzedir. Bununla da kalınmamakta, Halil Savda aynı suçtan ikinci kez yargılanmaktadır ve çok büyük bir ihtimalle tekrar ceza alacaktır. Vicdani Ret Hakkı'nın vazgeçilmez temel bir insan hakkı olduğuna inanan bizler, Halil Savda'nın uğradığı hak gaspını protesto etmek, mücadelesini sahiplendiğimizi ve kendisiyle dayanışma içinde olacağımızı ilan etmek üzere buradayız. — Halil Savda derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmalıdır. — AİHM kararı uyarınca, Vicdani Ret Hakkı derhal tanınmalıdır. —Tüm Vicdani Retçiler üzerindeki baskılar sonlandırılmalı, mağduriyetleri giderilmelidir. Vicdani Retçi Halil Savda serbest kalıncaya ve vicdani Retçiler üzerindeki baskılar sona erinceye kadar eylemliliklerimizin süreceğini vurgulayarak, vicdani reddin temel bir insan hakkı olduğu gerçeği kabul edilip, TC devleti tarafından, uluslar arası sözleşmeler altına atılan imzanın gereği yerine getirilinceye kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi duyururuz. - Halil Savda Yalnız değildir! - Vicdani Retçi Halil Savda'ya Özgürlük!!! - Reddet, Diren, Hayır De; Askere Gitme!!! ANKARA VİCDANİ RED ÇALIŞMA GURUBU ** 'Asker Olma'ya beraat... İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi'nin Vicdani Ret Çalışma Grubu üyesi 3 kişi hakkında, halkı askerlikten soğutma (318.madde) suçlamasıyla açılan davanın, bugün (04.12.2007) Ankara Sulh Ceza Mahkemesi'ndeki 2. duruşması beraatle sonuçlandı. Vicdani retçi H.Savda’ya destek amaçlı bir basın açıklaması sırasında metni okuyan S.Köksal ve “ASKER OLMA” pankartını taşıyan İ.Kızartıcı ile Ş.M.Dünşen gözaltına alınmış ve haklarında 318. maddeden dava açılmıştı. Duruşmaya katılanlardan aldığımız bilgiye göre: - 318. maddeden yargılanan 3 arkadaş beraat etmişler - Mahkeme masrafları devlete yüklenmiş - "Sanık"lara 250 şer ytl ödenecekmiş (tazminat gibi bir şey...) - Geçen duruşmada; avukatların, 318'in anayasaya aykırılık talebinin anayasa mahkemesine götürülmesini olumlu bulan mahkeme, nedense bu duruşmada bu isteği reddetmiş. Böylece AİHM'e kadar uzayabilecek yol da kapatılmış gibi... ** Kampanya sürüyor... İmzalar 4 Aralık'ta mahkemeye verilecek !.. İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi'nin Vicdani Ret Çalışma Grubu üyesi 3 kişi hakkında Halkı Askerlikten Soğutma (318.madde) suçlamasıyla açılan davanın 2. duruşması, 4 Aralık Salı günü, Saat 10.45'de, Ankara Sulh Ceza Mahkemesi'nde devam edecek. Kampanyanın çağrıcı kurumları olan Düşünce Suçu?!na Karşı Girişim, Helsinki Yuttaşlar Derneği, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe, İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi, KaosGL, MorEl Eskişehir, Pembe Hayat, Vicdani Ret Platformu mahkemeye katılımın önemine dair bir açıklama yaptı. KAMUNOYUNA; Vicdani retçi Halil Savda’ya destek amacıyla gerçekleştirilen bir dizi eylem sırasında, Ankara’da yapılan basın açıklaması nedeniyle, Vicdani Ret Ankara Çalışma Grubu mensubu 3 arkadaşımız hakkında, Ankara 4. Sulh Ceza mahkemesinde, 318. maddeden (Halkı Askerlikten Soğutmak) açılan dava sürmektedir. Düşünce özgürlüğünü de kapsayan 318. maddenin Anayasaya aykırılık gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine götürülmesi amacıyla bu dava, 318’e Hayır, “Öldürmeyi Reddetmek Suç Değildir” sloganı çerçevesinde başlatılan kampanyanın bir parçası haline getirilmiştir. Kampanya imza kampanyası olarak yürütülmekte ve bu imzalar 4 Aralık 2008 tarihinde yapılacak olan 2. duruşmada hâkime verilecektir. 4. Sulh Ceza Hâkimliği ilk duruşmada süreci inceleyeceğini belirtmiştir. Bu nedenle gerek imza kampanyasına katılım gerekse mahkemede bulunmak ayrı bir önem taşımaktadır. İlginizi rica eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz. İNSAN HAKLARI DERNEĞİ ANKARA ŞUBESİ VİCDANİ RET ÇALIŞMA GRUBU NOT ; KAMPANYA ÇAĞRICILARI İHD GENEL MERKEZİ HELSİNKİ YURTTAŞLAR DERNEĞİ VİCDANİ RET PLATFORMU DÜŞÜNCE SUÇUNA KARŞI GİRİŞİM KAOS GL PEMBE HAYAT IRKÇILIĞA VE MİLLİYETÇİLİĞE DURDE [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] savaş karsıtları sitesinden alınmıştır Bu yazıyla ilgili sizinde söyleyecek bir sözünüz varsa [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] ![]() Okumak istediğiniz dökümanın başındaki ataça tıklayın [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]
__________________ KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
| | |
| | #224 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 13
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Avrupa Konseyi vicdani ret düzenlemesi istiyor!... 20-10-2007 [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] "Türk yetkililerin, daha fazla gecikmeksizin başvurucunun Sözleşme haklarının ihlaline bir son verilmesi ve benzer Sözleşme ihlallerinin önlenmesi amacıyla gerekli olan yasal reformun derhal kabulü için, tüm gerekli tedbirleri almalarını ISRARLA TAVSİYE EDER;(AK Bakanlar Komitesi Kararı)[Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] ![]() [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] - [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] - [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] - [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] - [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] - [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] - [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] - [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] - [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] BAKANLAR KOMİTESİ KARARI/ ResDH(2007)109(1) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Ülke / Türkiye kararının infazı (Başvuru No: 39437/98, 24 Nisan 2006 tarihinde kesinleşmiş olan 24 Ocak 2006 tarihli karar) Bakanlar Komitesi, Komiteye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (“Mahkeme” olarak anılacaktır) kesinleşmiş kararlarının icra sürecini denetleme imkanı veren İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına dair Sözleşmenin (“Sözleşme” olarak anılacaktır) 46.maddesinin 2.paragrafı uyarınca; İcra sürecinin denetlenmesi amacıyla Mahkeme tarafından Komiteye gönderilen ve 24 Nisan 2006 tarihinde kesinleşen Ülke davasındaki AİHM kararını dikkate alarak; Kararda, başvurucunun bir pasifist ve vicdani redçi olarak sahip olduğu inançlar nedeniyle zorunlu askerlik hizmetini yapmayı reddetmesi dolayısıyla tekrar tekrar mahkum edilmesi ve hapsedilmesi işlemlerinin Mahkeme tarafından Sözleşmenin 3.maddesi anlamında alçaltıcı bir muamele oluşturduğunun tespit edildiğini dikkate alarak; Vicdani ve dini gerekçelerle askeri hizmeti yapmayı reddedenlere ilişkin yaptırımları düzenleyen hiçbir özel hükmün Türk hukukunda bulunmamasını ve görüldüğü kadarıyla da konuyla ilgili uygulanabilir kuralların sadece, bir üsttün emirlerine itaat etmeyi her şekilde reddetmeyi suç olarak düzenleyen, Askeri Ceza Kanunu hükümleri olduğunu ve bu nedenle Mahkemenin mevcut yasal çerçevenin yetersiz olduğunu tespit ettiğini ayrıca dikkate alarak; Sözleşmenin 46.maddesinin 1. paragrafı uyarınca Devletlerin, Mahkeme tarafından tespit edilen ihlallere son verecek ve bunların sonuçlarını başvurucular açısından ortadan kaldıracak bireysel önlemler ve benzer ihlallerin önlenmesini amaçlayan genel önlemlerin kabul edilmesi de dahil olmak üzere, Mahkeme kararlarına uygun davranma yükümlülüğüne vurgu yaparak; Bakanlar Komitesinin 997. toplantısında (Haziran 2007) Türk makamlarınca işbu davada tespit edilen ihlal benzeri yeni 3. madde ihlallerini önlemeyi amaçlayan bir yasa taslağının hazırlanmış olduğunu ve bu yasa taslağının konuyla ilgili Bakanlıkların görüşünün alınması sonrasında Parlamento’ya gönderilmesi amacıyla Başbakanlığa sunulacağının ilan edildiğini belirterek; Türk yetkililerinin yasanın, kabul edilmesiyle birlikte, vicdani veya dini gerekçelerle askerlik hizmeti yapmayı reddedenlere dair “askeri emirlere itaatsizlikte ısrar” gerekçesiyle yürütülen ve tekerrür arzeden kovuşturmaları ve mahkumiyetleri önleyeceği ve ayrıca yasanın işbu dava dolayısıyla alınacak olan bireysel önlemleri de kapsamasının amaçlandığı hususundaki deklarasyonlarını ayrıca belirterek; Hükümetin bu deklarasyonu sonrasında, Başvurucuya 09.07.2007 tarihinde önceki mahkumiyetinin infaz edilmemiş kısmından kaynaklanan cezasının infaz edilmesi amacıyla teslim olması için çağrı yapıldığına ve ayrıca cezasının infazının durdurulması amacıyla Başvurucunun Eskişehir Askeri Mahkemesine yapmış olduğu başvurusunun bahsi geçen Komite önündeki deklarasyonun hazırlanmakta olan söz konusu yasanın - başvurucunun lehine veya aleyhine uygulanacak hükümler içerip içermediği hususu da dahil olmak üzere - içeriğinin bilinmiyor oluşu nedeniyle başvurucunun cezasının infazın durdurulmasına neden olamayacağı gerekçesiyle reddedildiğine kaygıyla dikkat çekerek; Bununla bağlantılı olarak Sözleşmenin ve Mahkeme kararlarının Türk Anayasasının 90.maddesi uyarınca Türk hukuk düzeninde doğrudan uygulanabilir olduğunu vurgulayarak; Türk Anayasasının 90.maddesine rağmen başvurucunun şu anda önceki mahkumiyeti temelinde gerçek anlamda bir hapsedilme riski ile karşı karşıya bulunmasından üzüntü duyarak; İşbu davada acil bireysel tedbirler alınmasının ehemmiyetine vurgu yaparak; Bu nedenlerle Türk yetkililerin, daha fazla gecikmeksizin başvurucunun Sözleşme haklarının ihlaline bir son verilmesi ve benzer Sözleşme ihlallerinin önlenmesi amacıyla gerekli olan yasal reformun derhal kabulü için, tüm gerekli tedbirleri almalarını ISRARLA TAVSİYE EDER; Türk yetkilileri, özellikle söz konusu Mahkeme kararının gerektirdiği önlemlerin kabulü hususunda, Komiteye derhal bilgi vermeye DAVET EDER; Gerekli acil önlemler alınıncaya kadar her insan hakları toplantısında işbu Mahkeme kararı gereğinin yerine getirilip getirilmediğinin incelenmesine KARAR VERİR. (1)Bakanlar Komitesinin 17 Ekim 2007 tarihinde yapılan 1007. Bakan Vekilleri toplantısında kabul edilmiştir. İngilizce Özgün Metinden Çeviren Serkan Cengiz / Avukat [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]
__________________ KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
| | |
| | #225 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 13
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Gitmemeli ama nasıl? 01-01-2007 [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] "Kişiyi silahlı eğitime zorlamak, onun özgür iradesini körelterek ölmeye ve öldürtmeye mecbur kılmak, insan onurunun ve değerinin apaçık bir şekilde ayaklar altına alınmasıdır ve asıl hesabı verilmesi gereken budur..." [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] - [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] - [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] - [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] - [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] - [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] - [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] - [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] - [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] - [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] 'Askerlik yapmak istemiyorum, ne yapmalıyım?' Türk vatandaşıysanız ve askerlik yapmayı istemiyorsanız, kesin kararınızı vermeden önce ihtiyatla düşününüz: Türkiye’de askerlik yükümlülüğünden kesin olarak kurtulmak son derece güçtür ve yıllar boyu sürecek olan çeşitli risk ve tehlikeler içererebilir! İyi düşünülmemiş bir adım sizi zor durumda bırakabilir ve yaşamınızı son derece olumsuz yönde etkileyebilir. Hatta zorla askere alınabilir, dayak, işkence, hakaret ve kötü muamele yoluyla askerlik yapmaya zorlanabilirsiniz! Burada, askerlik yapmama eğiliminde olanlar için, akla gelen çıkış yolları ve karşılaşacakları zorluklar hakkında fikir verici türden basit bilgileri biraraya getirildi. Düşünme ve karar vermeyi bir parça kolaylaştırabilmek için bu bilgileri çeşitli alt başlıklara ayırdık. „Bedelli askerlik“, askerliğin, devlet ve ordu kurumlarınca düzenlenmiş bir diğer şekli olduğu için, zorunlu hizmete karşı gerçek bir seçenek olarak görülmemiş ve dolayısıyla üzerinde durulmamıştır. Ayrıca, hafife alınmayacak bir tutarın zorla dayatılan bir „yükümlülük“ için talep edilmesi, ölçüsüz bir küstahlık, sosyal adaletsizliğin devlet eliyle utanmazca kullanılması olarak görülmelidir. Yurtiçinde İseniz a. Çürüğe çıkmak b. Gizlenerek yaşama c. Vicdani redçi’ olma d. Yüksek öğrenim yoluyla zaman kazanma Yurtdışı seçenekleri a. Yurtdışına göçmen olarak gitmek b. Bir başka ülkede politik sığınma hakkı talep etmek c. Bir başka ülkeye geçmek ve orada kaçak olarak yaşamak d. Türk vatandaşlığından ayrılmak Yurtiçinde iseniz a. Çürüğe çıkmak</B> Kimi psikolojik ve bedensel rahatsızlıklar (örn. şizofreni, şeker hastalığı, ileri düzeyde görme zayıflıkları) gereken şekilde belgelendiği, askeri heyet ve hastanelerce onaylandığı takdirde çürüğe alınmanızı sağlayabilir. Düztabanlık, boy ve kilo arasındaki aşırı oransızlıklar (aşırı yüksek veya düşük kiloda olmak) da aynı şekilde çürüğe alınma nedeni teşkil edebilir. Bu türden rahatsızlık, bedensel özür vb. gibi şeylerin ne yazık ki tam bir listesi yoktur. Pratikteki örneklere bakmak en akıllıcasıdır. Son derece aşağılayıcı ve onur kırıcı bir prosedüre göre yürütülmekle birlikte, ordu, eşcinselliği de „hastalık“ olarak görmekte ve askerlerden oluşan bir heyete „pasif eşcinsel“ olduğunu pornografik fotoğraflarla „kanıtlayan“ kişileri çürüğe almaktadır. Bu heyet, askerler ve ordu doktorlarından meydana gelmekte ve fotografların yanısıra, doğrudan yapılan bir görüşme ile de eşcinselliğe ikna olmak istemektedir. Çürüğe çıkmaya çalışmak, pekçokları için ilk akla gelen yol olduğundan çürüğe çıkarma prosedürü genel olarak ordu tarafından katı kriterlere bağlanmıştır. Başvurular titizlikle incelenmektedir. Bu konuda şansınız olduğunu düşünüyorsanız, bürokratik ve tıbbi süreçler hakkında kişisel olarak güvenilir kaynaklardan bire bir bilgi edininiz ve hazırlıklarınızı zamanında yapınız. Askerlik yapmaya engel görülen bazı rahatsızlıklar ve bedensel uygunsuzluklarda, çürüğe alınma ilk planda yalnızca bir yıl içindir. Kesin kurtuluş için, çoğu durumda üç yıl ardıardına askeri hastenede yeniden muayeneden geçmeniz ve çürük raporunuzun yenilenmesi gerekir. Bizce bilindiği kadarıyla bu uygulamaya, kiloyla bağlantılı elverişsizlikler ve kimi görme zayıflıklarında başvurulmaktadır. b. Gizlenerek yaşama Polis, resmi merciler, ordu ve diğer kolluk kuvvetlerinden gizlenerek askere alınmaktan kaçabilirsiniz. Bu, Türkiye’de adeta gelenekselleşmiş ve her zaman için en çok başvurulmuş ve başvurulmakta olan yoldur. Bununla birlikte denetim ve kontrol mekanizmalarının çeşitlenmesi ve artması ile asker kaçağı olarak saklanarak yaşamak da güçleşmektedir. Ayrıca, Türkiye’de askerlik yapmamış bir kişinin askerlik yükümlülüğü – başka bazı ülkelerde olduğu gibi – zaman aşımına uğramaz, yani saklanma yaşam boyu olacaktır. Buna karar verdiğinizde, tüm yaşamınız ve yakınlarınızın yaşamı bundan şüphesiz ağır bir şekilde etkilenecektir. Sürekli asker kaçağı olarak yaşamak, maddi ve manevi olarak son derece yıpratıcıdır. Bu, ‚sosyal ölüm’ olarak nitelenen sosyal-kamusal ortam ve imkanlardan sürekli bir dışlanma durumunu beraberinde getirir. Saklanarak yaşamak, çalışmadan eğitime, aile yaşamından gündelik yaşamın her alanına dek toplumun ve devletin sayısız yaptırımıyla mücadele etmeyi göze almanızı zorunlu kılar. Yıllar süren başarılı bir gizlenmeden sonra basit bir kimlik kontrolü sırasında asker kaçağı olduğunuz yine de ortaya çıkabilir ve ciddi bir şekilde tehlikeye girebilirsiniz. c. "Vicdani redçi" olma Ordu ve askerlik konusundaki görüşlerinizi, askerlik yapmayı reddettiğinizi nedenlerini de belirterek açıkça dile getirebilir ve askere çağırıldığınızda sizden askerlik yapmanızı bekleyenlerle açık bir hesaplaşmaya girebilirsiniz. Tavrınızı basına da taşıyarak, durumunuzun kamuoyunca bilinmesine çalışabilirsiniz; en nihayetinde kimsenin sizi zorla askere alma hakkı yoktur ve Türkiye’de sizin dışınızda askerlik yapmaktan çekinen binlerce insan vardır. Ne var ki, bu seçenek de en az diğerleri kadar riskli ve tehlikelidir. Ordu sizi, temel bir hakkını kullanan kişi olarak değil, (diğer şeylerin yanısıra) basit bir asker kaçağı olarak görecek, akla gelen her yolla iradenizi kırmaya ve size askerlik yaptırtmaya çalışacaktır. Buna ek olarak, ordu ve askerlik hakkında kullandığınız ifadeler basın-yayın organlarına yansıdığında alehinize ek davalar açılmasına yol açabilir. Açık tavır takınma yolunu seçmiş olan vicdani redçiler, askeri hapishanelerde - işkence ve ölüm tehdidi dahil olmak üzere - son derece olumsuz deneyimler yaşamışlardır. Bu kişiler, ancak kendilerine ülke içinde ve dışında verilen hukuki, politik, maddi ve manevi büyük destek sayesinde tekrar serbest kalabilmişlerdir. Basında iyi tanınan, yoğun destek görmüş olan bu az sayıdaki vicdani redçilerin dışında, kaderi ve sonu meçhul sayısız vicdani redçi de vardır. Böyle bir yolu seçmeden önce, bu konuda çalışan ve ne yazık çok sayıda olmayan gruplara ya da en azından insan hakları alanında aktif dernek ve örgütlere doğrudan danışınız. Kararı bireysel olarak vermek kaçınılmaz olmakla birlikte, asla bireysel hareket etmeyiniz: Sizi her şekilde destekleyecek ve tutuklandığınızda sizinle yoğun bir şekilde ilgilecek kişilerin ve grupların olmaması durumunda, vicdani redçi olarak ordunun karşısına çıkmanız intahardan farksız olacaktır! d. Yüksek öğrenim yoluyla zaman kazanma Yüksek öğrenimi kullanarak tecil, bir üniversite ya da yüksekokula kaydolma şansına sahip olanların sıkça başvurduğu bir yol olmakla birlikte, elbette ki kesin bir çözüm değildir. Bir üniversite ya da yüksekokula kaydolup, lisans öğreniminizi uzatarak 29 yaş sonuna dek askerliği tecil ettirebilirsiniz. Bunu takiben lisansüstü öğrenime (yükseklisans/master ve doktora) devam ettiğiniz taktirde, doktora öğrencisi olmak kaydıyla 33 yaşın sonuna dek (yurt içinde ya da yurtdışında) askerliği tecil ettirebilirsiniz. Ancak bu sınırdan sonra, askerlik denen tatsız konu yine yakanıza yapışacaktır. Dolayısıyla bu süreyi başka seçenekler üzerine ciddi şekilde kafa yormak için kullanmak en makulüdür. Yurtdışı seçenekleri Yaygın kanının aksine, Türk vatandaşı olarak yurtdışında askerlikten kurtulmaya çalışmak Türkiye’dekinden daha güçtür. Bir kez dışarı çıkıldığında meselenin‚ hallolmuş’ olduğu yolundaki yanlış kanı, ne yazık ki Türkiye’de‚ Batı’ hakkındaki yerleşmiş olumlu önyargılar tarafından da beslenmektedir: Örn. Batı’da „insan hakları“ adı altında „evrensel“ bir takım hak ve değerlerin olduğu inancı tarafından… Bu yanlış kanaatler kısmen sözkonusu toplumların kendileri hakkında bilinçli olarak yaydıkları fantazilerle, kısmen de Türkiye ve benzeri diğer bazı ülkelerin tarihsel-politik nedenlerle bunlara inanmaya yatkın oluşuyla ilgilidir. Türk devletinin yurtdışındaki Türk vatandaşlarına karşı askerlik konusunda kullandığı başlıca baskı yöntemi pasaporttur. Türk konsolosluğu, askerliğini yapmayan ya da yasal yollarla tecil ettirmeyen kişinin, pasaportunun geçerlilik süresini uzatmaz. Bu, kişiyi gittiği ülkede son derece zor bir duruma düşürür. Geçersiz bir pasaportla legal olarak ikamet etmek ve elbette ki çalışmak, ev kiralamak vs. olanaksızdır. Geçerli pasaportu olmayana oturum izni verilmez, verilmiş olan bir izin varsa da uzatılmaz ve geçersiz sayılır. Böyle bir kişi, er ya da geç polis zoruyla geldiği ülkeye iade edilecektir. Yurtdışında asker kaçağı durumuna düşüp Türkiye’ye giriş yapmaya çalışan ya da iade edilen kişi, elbette ki pasaport kontrolü sırasında alıkonulmaktadır. Bunu takiben nelerin olacağını kestirmek mümkün değildir; günler boyu sorgulanıp jandarma nezaretinde askerlik şubesine gönderilebileceğiniz gibi, şansınız varsa kısa bir dayak ve hakaret faslından sonra yoklamanızı yaptırmanız söylenerek serbest de bırakılabilirsiniz. İşçi/yasal göçmen statüsünde yurtdışında yaşıyor olmanız durumunda, Türk konsolosluklarında askerliği 38 yaş sonuna dek tecil ettirebilirsiniz. Bunu olanaklı kılan, devletin sizi bir döviz kaynağı olarak görüyor olması ve „bedelli askerlik hakkınız“dan yararlanacağınızı varsaymasıdır. Bu zaman zarfında, bulunduğunuz ülkenin vatandaşlığına geçme koşullarını yerine getirmeye bakmalısınız; aksi taktirde 38 yaş gibi görece ileri bir yaşta tatsız bir sürprizle karşılaşabilirsiniz. Tüm yasal ve bürokratik engellerin ötesinde askerlikten kurtulmak için yurtdışına çıkmaya karar verdiğinizde, yabancı bir ülkede karşılaşacağınız tüm güçlükleri gerçekçi bir şekilde gözönünde tutmanız gerekir: Örneğin, Almanya, Avusturya ya da İsviçre’de nüfusun çoğunluğu yabancıları birer fazlalık olarak görür ve genel olarak göçmenlere karşı açık ya da gizli bir düşmanca tutum içerisindedir. Hangi ülkeden ve neden gelmiş olduğunuz bu noktada pek bir rol oynamayacaktır; bu durum üzerinizde sürekli bir psikolojik gerginlik yaratacaktır. Refah düzeyi göreli olarak yüksek Batı ülkelerinin birçoğunda, yaşamınızın her alanında çeşitli düzeylerde etnik damgalanma, ayrımcılık ve bu ülkelerin tarih ve kimliğinin bir parçası olan ırkçı-kültürel klişelerle karşılaşacağınızı gözönünde tutmanız gerekir. Ayrıca, yurtdışında askerlik yükümlülüğünden tam olarak kurtulmanız seneler sürebilir; bu zaman zarfında yakınlarınız, aileniz, dost çevreniz ve yakınlarınızdan uzakta yaşamak zorunda olmak gibi bir faktör de psikolojinizi şüphesiz olumsuz etkileyebilir. Yurtdışına giderek askerlikten kurtulma konusundaki ilk akla gelen seçeneklere daha yakından bakalım: a. Yurtdışına göçmen olarak gitmek Avrupa Birliği ülkeleri göçmen kabul etmemektedir. Bununla birlikte Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Avustralya gibi bazı ülkeler kimi koşulları yerine getiren kişilerin bir kısmını her yıl göçmen olarak ülkelerine kabul etmekte ve bu kişilere belli bir süreden sonra vatandaşı olma hakkı vermektedir. Askerliği bu noktaya dek tecil ettirmeyi başarırsanız, bu sizin için bir çıkış yolu olabilir. Fakat bu ülkelerin göçmen kabul etme kriterleri son derece ayrıntılı ve yerine getirilmesi zordur (eğitim düzeyi, yabancı dil bilgileri, yaş sınırlamaları vs.). Bu koşullar yerine getirildiğinde dahi, kabul edilme şansı son derece düşüktür. Zira göçmenlik için başvuranların sayısı oldukça yüksektir. Bunun dışında Türk vatandaşları için değil legal olarak göç etmek, birçok ülke için turistik amaçlı vize almak bile – doğrudan o ülkeden davet edilmediğiniz taktirde - gayet zordur ve bürokratik bariyerlerle neredeyse imkansız hale getirilmiştir – oysa göç ya da turistik seyahat amacıyla bir başka ülkeye giriş, bir Avrupa Birliği üyesi ülke vatandaşı için karşılaştırılamayacak derecede basittir. Yasal yollardan Türkiye’den göç etmek, eşiniz bir başka ülke vatandaşı olmadığı sürece imkansız gibidir. Yoklama kaçağı ya da bakaya olmanız durumunda, bir başka ülkenin vatandaşlığına sahip olan eşinizin de size doğrudan bir yardımı dokunmayacaktır, çünkü emniyet size pasaport çıkartılmasına ilk planda engel olacaktır. b. Bir başka ülkede politik sığınma hakkı talep etmek Sığınma veya iltica hakkı adı altında herkese kolayca tanınan bir hak dünyanın hiçbir ülkesinde, hele Avrupa Birliği’nde kesinlikle yoktur! Özellikle Avrupa Birliği ülkeleri son yıllarda Türkiye’den gelen ve sığınma başvurusu yapanlara (tüm diğer sığınmacılara olduğu gibi) kalma, barınma ve çalışma hakkı vermemek için büyük bir çaba sarfetmektedirler. Kaçak olarak ülkelerinden çıkan ve sığınma talebinde bulunanların çoğu, önce adil hukuk prosedürü kisvesi altındaki bürokratik kısır döngülere sokularak her haktan yoksun bırakılmakta ve ardından da iade edilmektedirler. Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliği Sığınmacılar Komisyonu’nun verdiği Mart 2006 rakamlarına göre, refah düzeyi yüksek toplam 38 ülkede, başvuruları kabul edilen sığınmacıların sayısı 1987’den beri en düşük düzeydedir. En başta İngiltere, Danimarka ve Federal Almanya, sığınmacı kabul oranını neredeyse sıfıra indirgemeyi başarmıştır. Asker kaçağı, firari veya vicdani redçi olmanız, bu ülkelere sığınmayı istediğinızde ne yazık ki size hiç bir artı sağlamayacaktır. Tam tersine: Vicdani red hakkı, örneğin Almanya’da, sadece o ülke vatandaşları için öngörülen bir haktır ve politik sığınma gerekçesi olarak açık ve kesin olarak geri çevrilmektedir. Geçmiş yıllarda bu konuda görülmüş istisnaların ardında, son derece yoğun destek kampanyaları ve mağdur kişilere geniş destekçi kitlelerinin verdiği yardım yatmaktadır. c. Bir başka ülkede kaçak olarak yaşamak Avrupa Birliği özelinde konuşulacak olursa bu, Türkiye’de asker kaçağı olarak yaşamaktan kesinlikle kat kat daha zor olan bir seçenektir. Elinizdeki ülkeye girmekte kullanmış olduğunuz Türk pasaportunun süresi dolduğunda, hangi türden olursa olsun size bulunduğunuz ülkenin verdiği vize ya da ikamet izni de (yukarıda belirtildiği gibi) yanmaktadır. Bu durumda, elinizde geçerli hiçbir kimlik kalmayacak ve bir yabancı da olmanız buna eklendiğinde, yakalanmanız ve Türkiye’ye iade edilmeniz bir an meselesi olacaktır. Elbette böyle bir kişinin, hiç bir sağlık hizmeti ve sosyal imkandan yararlanması da sözkonusu değildir. Saklanmak ve gizlenerek yaşamak, sürekli yardım ve destek almayı gerektirdiğinden, bu koşullar altında iyice güçleşir. Bu noktada değişik Avrupa Birliği ülkeleri arasındaki farkları, tanıdık ve yakınlardan gelmesi muhtemel destek ve yardım gibi şeyleri de gözönünde tutmak gerekir: Örneğin, İsviçre’de kaçak olarak yaşamak hemen hemen imkansız iken, aynı şey İspanya’da göreli olarak daha basittir veya Polonya, ek bir külfet ve zahmet gerektirdiğinden, iade veya sınırdışı etme işlemlerinin üzerine gitmemektedir. Ancak bu tip uygulamalar da zaman içinde değişmektedir. Bu konularda birinci elden, şahsen ve güvenilir şekilde bilgi edininiz! Gizlenerek yaşamanın uzun vadede bir çıkış yolu olamayacağını ve sadece aşırı durumlarda ve geçici olarak göze alınabileceğini akılda tutunuz! d. Türk vatandaşlığından ayrılmak Askerlikten kurtulmak konusundaki en kesin ve nihai çözüm budur. Ama bu en temel özgürlük bile Türk devleti tarafından kısıtlanmıştır: Türk konsoloslukları sizi vatandaşlıktan çıkarmak için, bir başka ülkenin sizi kesin olarak vatandaşlığına alacağını resmen belgelemenizi beklemektedir! Bir başka ülkenin vatandaşlık hakkını, ancak uzun süredir orada yaşamakta ve çalışmakta olan bir göçmenseniz ya da eşiniz o ülkenin vatandaşlığına sahipse elde edebilirsiniz. Bu koşullar detayda ülkeden ülkeye farklılık gösterir, fakat vatandaşlık tanımanın koşulu olarak genellikle, bir o ülke vatandaşı ile belli bir süredir evli omak veya yine belli bir süreyi doldurması şartı ile göçmen/işçi statüsünde o ülkede yaşıyor ve çalışıyor olmak görülür. Eğer halihazırda yurtdışında yaşamaktaysanız, süratle bulunduğunuz ülkenin vatandaşlığına geçme yol ve koşullarını araştırmalısınız. Şayet böyle bir şansınız varsa, yağmurdan kaçarken doluya tutulmamak için, o ülkede zorunlu askerliğin olup olmadığı ya da askerliği reddetme koşulları hakkında bilgi edininiz. Eğer çifte vatandaşlığınız varsa, Türk vatandaşlığından yine de çıkmanız gerekir, çünkü Türk makamları askerlik yapmasanız bile sizden buna karşılık bir ‚bedel’ ödemenizi beklemektedir. Önemli Not: Burada verdiğimiz bilgiler, sadece ve sadece karşılaşılacak zorluklar hakkında çok yüzeysel bir fikir vermek amacı taşımaktadır ve asla eksiksizlik veya tam bir güncellik iddiasında değildir. Yurtdışı seçenekleri konusunda bilgiler, başta Almanya olmak üzere Avrupa Birliği dikkate alınarak hazırlanmıştır. Askerlikten kurtulmak isteyen kişilerin, tek tek somut durumları, çıkış noktaları ve olanakları ister istemez farklı farklı olacaktır. Kimileri, yakınları ve dostlarından gelecek destek ve yardım sayesinde birden fazla olanağı kullanarak bir çıkış yolu arayabileceği gibi, kimisi de içinden çıkılması imkansız problemlerle de karşılaşabilir. Örneğin, yurtdışında yaşamakta yakınları olan bir kişi, birçok engeli süratle aşarak, görece kolay bir şekilde ordu ve askerlik korkusundan uzak bir yaşam sürebilir. Buna karşılık, bir yıllık mülteci kampı hayatından sonra İtalya’dan Türkiye’ye iade edilen Kürt bir asker kaçağı orduda çok ağır baskılara ve kötü muameleye maruz kalabilir… Askerliği reddetmek ve yapmak istememek, hiçbir özel nedeni gerektirmeyen apaçık bir talep ve haktır. Kişiyi silahlı eğitime zorlamak, onun özgür iradesini körelterek ölmeye ve öldürtmeye mecbur kılmak, insan onurunun ve değerinin apaçık bir şekilde ayaklar altına alınmasıdır ve asıl hesabı verilmesi gereken budur... Ne var ki, günümüzün politik coğrafyasına egemen olan ulus devletler, itaatsizlere ve uymak istemeyenlere yaşam hakkı tanımamak, onları ezmek ve yıldırmak için aşılması güç kontrol ve denetim mekanizmaları kurmuşlardır. Kısacası, askerlik yapmamakta kararlı kişinin karşısında ne yazık ki son derece ciddi bir dizi problem vardır ve kararı dikkatle düşünerek kendisi vermek zorundadır! Kaynak: savaş karşıtları sitesinnden alınmıştır
__________________ KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| askerliğe, bakar, devrimci, nasil |
LinkBacks (?)
LinkBack to this Thread: http://komunistforum.net/devrimci-genclerde-mucadele-ve-orgutlenme/18597-devrimci-askerlige-bakar.html | ||||
| Konuyu Başlatan | For | Type | Tarih | |
| Devrimci Gençlerde Mücadele ve Örgütlenme - Komunist Forum | This thread | Refback | 10-29-2009 13:40 | |
| Komunist Forum - vBulletin | This thread | Refback | 09-26-2009 16:53 | |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Nasil Yar diyeyim | ecemm | J-K-L-M-N | 0 | 02-28-2008 01:11 |
| Adimla Nasil Berabersem | yekta | Şiirler | 0 | 10-31-2007 18:16 |
| Devrimci sınıf, devrimci teori, | gabarın asi rüzgarı | Devrimci Kişilik ve Devrimci Eğitim | 1 | 05-27-2007 23:57 |
| Nasil Bİr DÜnyada YaŞiyoruz | EKİM | Makaleler | 0 | 05-26-2007 03:48 |
| Bakar mısınız??? | Lumbstatc | Forum Çöplüğü | 7 | 05-20-2007 23:25 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 12:18 .