![]() |
|
|||||||
| Devrimci Gençlerde Mücadele ve Örgütlenme Devrimci Gençlerde mücadele ve örgütlenmeler |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 85
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() |
Ama Erken Olgunlasiyoruz Biz Bu Ülke, Bu Düzen Erken Büyümek Zorunda Birakiyor Bizi. Iste Bu Yüzden Bu Kavgada Biz de Variz Bölüm:1 Liselerde hareketliligin baslamasi, hemen her zaman toplumun politiklesmesindeki ölçülerden biri olmustur. Siyaset liselere kadar indiginde, o ülkede çeliskilerin çok yogun ve keskinlesmekte oldugunu söyleyebilirsiniz rahatlikla. Siyasetin liselerdeki yürütülüs biçimi, boyutu ise elbette devrimci mücadelenin geliskinligine, devrimci hareketin örgütlülügüne bagli bir sorundur. Bugün ülkemizde liselerde gerçekte yaygin bir politiklesme vardir. Ama yine de liselerdeki mücadele ve örgütlülügün çeliskilerin liselerdeki baskilarin keskinligine paralel bir boyutta oldugunu söylemek mümkün degildir. Mevcut mücadele ve örgütlülük varolan potansiyeli kucaklayamamistir henüz. Ama potansiyelin büyüklügü her vesileyle kendini ortaya koymaktadir. Siradan bir çalisma ve hazirlik bile, yüzlerce liseliyi biraraya getirebilmektedir. Bu belirlemeyle yalnizca Istanbul'u kastediyor da degiliz. Anadolu'da da liseler ayni durumdadir. Hatta Anadolu'da yer yer liselerin devrimci mücadele açisindan çok daha öne çiktigina da taniklik ediyoruz. Ankara'dan Antep'e, Izmir'e kadar pek çok yerde liseli gençlik kendi sorunlari, talepleri temelinde yüzlerle harekete geçebiliyorlar. Liseler de kimileri açisindan "geç kesfedilen" yerlerden biri. Ancak onlarin, liselilerin mücadelesi yeni degil tabii ki. 70'lerden bu yana adi konulabilecek bir liseli gençlik mücadelesi var; 70'lerin ortalarindan itibaren de örgütlü bir liseli gençlik mücadelesi. Ve bu tarihte de Liseli Dev-Genç var. Artik belli bir örgütlülükle karakterize olan bu süreçteki mücadelenin önderligi, yükü büyük ölçüde Liseli Dev-Genç'in omuzlarinda olmustur. Liseli Dev-Genç'liler bu mücadelenin en parlak sayfalarini yazmanin onurunu tasiyorlar. Onlarca genel boykot, yüzlerce isgal yaptilar. Kurduklari ÖTK'larla, ÖYK'larla okul yönetimlerinde söz sahibi olacak kadar ileri haklar kazandilar. Bu sürecin öne çikardigi anti-fasist mücadelenin de militanlariydilar. Sehitler verdiler... Cuntanin karanliginin yirtildigi yillarda da bu misyonu omuzladi onlar. Legal-illegal demeden örgütlenip direnisler gelistirdiler. Liselerde mücadele ve örgütlenmeyi bugüne getirdiler. Elbette basarilari kadar çesitli basarisizliklar, yetersizlikler de oldu bu mücadelede. Ama bir kesintisizligin yaraticisi oldular. Ülkemizdeki devrim mücadelesi tarihinin ayrilmaz, atlanamayacak bir parçasi oldular. 74'LERDE LISELER VE LISELILER Üniversite gençliginin nasil ki varligini tüm toplum kesimlerine hissettirip "dikkate alinacak bir kesim" oldugunu kanitlamasi esas olarak 60'li yillar boyunca gerçeklesmisse, ayni süreç liseli gençlik açisindan 70'li yillar boyunca yasanmistir. 60'larin sonuna dogru, üniversitelerdeki yaygin eylemliliklerle birlikte liselerde de belli bir hareketlilik baslar esasinda. Ancak çok fazla örgütlü bir hal almadan bu süreç 12 Mart cuntasiyla kesintiye ugrar. 1971 devrimci mücadelesi, tüm halk kesimlerinde oldugu gibi liseli gençlik içerisinde de büyük bir sempati ve potansiyel yaratmisti. Binlerce, onbinlerce liseli vardi kendine devrimci diyen. Mahirlerin, Denizlerin resimlerini alip veriyorlardi birbirlerine. Ancak son derece yaygin oldugu açikça görülen bu potansiyelin kendini ifade edecek bir örgütlülügü de yoktu. Oligarsi bu potansiyeli sindirmek ve yok etmek için çesitli tedbirler gündeme getirirken liseli gençlik, oligarsinin bu yeni düzenlemelerine karsi bir tavir gelistirebilecek örgütlülükten, böyle bir deneyimden yoksundur. Liselerde daha çok kendiligindenci bir süreç sözkonusudur. OLIGARSININ LISELERI "ISLAH" UYGULAMALARI 72'nin liselere yansiyan potansiyelini görüyordu oligarsi. Ve kuskusuz "Agaç yasken egilir" sözünü de biliyordu. Ve agaci yasken tersine egmek istiyordu. Bu dogrultuda gündeme getirdigi uygulamalarsa, gerici müfredat programlariyla baslayan, not "silahiyla" ve disiplin cezalariyla süren bir dizi baski zincirinden olusuyordu. Bunun için çesitli yasal düzenlemeler yapildi. Düsünülen önlemler dizisinin en önemli parçalarindan biri olan müfredat programiyla liselerde egitimin içi tamamen bosaltildi ve tam anlamiyla gerici-soven bir muhtevaya büründürüldü. Yeni "müfredat programi" -özellikle tarih, edebiyat, milli güvenlik gibi ders kitaplari- liseli gençligin tamamiyla milliyetçi, irkçi ideoloji temelinde yetistirilmesi amaciyla düzenlenmisti. Liseli gençligi tehdit eden en önemli uygulamalardan biri de "not silahi"ydi. Bu silah oldukça çok yönlü kullanilmaya elverisli sekilde hazirlanmisti. Bir tehdit araciydi herseyden önce. Liseli gençlige sinifta kalma korkusu verme yaninda "uslu olmalari" yoksa "kendi zararlarina olacagi" seklinde korku vermede de kullaniliyordu. Ayrica gerici fasist ögretmenler tarafindan liselerde taban olusturmada bir koz olarak kullanilmaya da müsaitti. Fasist egitimciler ögrencileri kendilerine çekmek için bir rüsvet araci olarak da kullanabilirlerdi. Ve nitekim sonraki yillarda bolca da kullanilacakti. Liseli gençligin üzerinde baski olusturmak için yeniden sekillendirilen araçlardan biri de Disiplin (haysiyet) Kurullari'ydi. Disiplin yönetmelikleri disiplin kurullarinca oldukça katilastirilmis ve ögretmen-ögrenci iliskileri bir kaç gerici fasist yöneticinin düzenleyiciligine birakilmisti. Ögrencileri okul içinde savunacak, onlari temsil edecek, haklarini koruyacak ögrenci temsilciliklerinin kurulmasina ise izin yoktu elbette. "ISLAH", FASISTLESTIRMEYLE TAMAMLANIYOR Ama "islah" plani bunlarla da sinirli degildi. Liseli gençlik üzerinde sürekli denetim kuracak gerici fasist idareler olusturma yaninda, ayni süreçte liseli gençligi fasist demagojinin etkisi altina alma amaciyla sivil fasist örgütlenme ve tabii beraberinde sivil fasist terör orta ögrenim kurumlarina kadar yayginlastirildi. "Islah"in en önemli ayaklarindan biri okullarin fasistlestirilmesi olacakti. 1973'lere dogru sivil fasist güçler gerici fasist idarelerin yardimiyla liselerde yer edinirken, bunun olanaklarininin pek bulunmadigi yerlerde ise zor ve siddetle okullara yerlesmeye çalistilar. Okullar isgal edilmeye, ögretmenler ve ögrenciler üzerinde terör estirilmeye baslandi. HENÜZ BIR ÖNDERLIK, YOL GÖSTERICILIK YOK! Liseli gençligin sorun ve taleplerinin çözüm yolu, elbette örgütlü ve iradi bir müdahale ile birlikte yükseltilecek mücadeleden geçiyordu. Oysa devrimci örgütler 1971 mücadelesinin yenilgisi sonrasinda henüz daginikliktan kurtulamamislardi ve agirlikli olarak kendiliginden bir süreç yasiyorlardi. Bu anlamda daginikliktan kurtulmaya çalisan örgütlerin liseli gençligin sorun ve taleplerine egilmesi, onlari belli bir örgütlülüge kavusturarak bu baski zincirine karsi mücadeleye kanalize etmesi yasanan süreçte ilk anda kolay degildi. 1973 sonrasinin, henüz kendi sorunlarina örgütlü bir sekilde sahip çikamayan, disardan müdahale bekleyen bir durumdaki liseli gençligi bekledigi müdahaleyi iste bu nedenlerle bulamazdi. Ve yaygin potansiyele ragmen örgütsüzlük devam etti. CHP, LISELILERE "EL ATIYOR" Bu kosullarda var olan potansiyelin birileri tarafindan degerlendirilecegi açikti. Nitekim yeni "umut"lar vaat eden CHP'nin yeni sloganlarla ortaya çikmasi, 1973-74 sonrasi tüm toplum katmanlarinda oldugu gibi, liseli gençlik içerisinde de CHP "solculugu"nu alabildigine yayginlastirdi. Ancak liseli gençligin devrimci potansiyeli CHP'nin eliyle düzene teslim edilemezdi. Nitekim THKP-C düsüncelerini savunan ve o süreçte henüz Cepheciler olarak adlandirilan grup ilk örgütlenme çabalarindan itibaren liseli gençligi de gençlik örgütlenmeleri içinde toplamaya, liseli gençligin örgütlülügünü saglamaya çalismistir. Ilk baslarda Istanbul Yüksek Ögrenim Kültür Dernegi (IYÖKD) içinde yürütülen bu çalismalar 1976-77 yillarina gelindiginde; gerek liseli gençlik içinde genisleyen potansiyelin zorlamasi, gerekse fasist terörün liselerde de azginlasmasi, bu alanda ayri bir kitle örgütlenmesini gerekli kilmistir. ILK ÖRGÜTLENME GIRISIMI SONUÇSUZ! Bu dogrultudaki ilk adimlardan biri 1976 yilinda atildi ve IDOD (Istanbul Demokratik Orta Ögrenim Dernegi) kuruldu. Ancak hemen hemen kurulusuyla ayni günlerde, THKP-C düsüncelerini savunan, ya da savundugunu iddia eden kesim içindeki tartismalarda fokocu bir anlayisa sahip olan kisilerin dernek yönetim kurulunda çogunlugu olusturmalari sonucu, dernek kendinden beklenen islevleri yerine getiremedi. Fokocu anlayis, THKP-C'nin silahli mücadele anlayisini karikatürize edip, kitle mücadelesini distaliyordu. IDOD bir ögrenci dernegi olarak kurulmasina ragmen, yönetimde etkinlik kazanan fokocu çizginin iste bu anlayisi nedeniyle liseli ögrenci gençligin sorun ve taleplerinden uzak kaldi. Bu alandaki mücadeleyi küçümseyici bir tavir içine girdi. Yönetimdekiler siyasal eylem diye lanse ettikleri hareketlerle disardan bu alandaki potansiyeli sömürmeye çalismislar, liseli gençligin bunlara bakarak peslerinden gelmesini beklemislerdi. Liseli gençligin daha o günlerde en öne çikan sorunu fasist terörün tehdit ettigi can güvenligiydi, ve liselilerin bu temelde sorununu çözecek bir kitle örgütlenmesine ihtiyaci vardi; ama bu ihtiyaç IDOD yönetimini ilgilendirmemekteydi. Elbette bu anlayis onlari giderek liselerde etkisizlesmeye götürdü. IDOD 1977 yilinda kapatildi. Hemen ayni yil ayni anlayis sahiplerince istanbul Yurtsever Orta Ögrenim Dernegi kuruldu. Ama o da IDOD gibi sadece adi ile var oldu. Zira gençlik içerisinde herhangi bir faaliyet sürdürmekten uzakti. FOKOCULAR GIBI, REVIZYONISTLER VE OPORTÜNISTLER DE YOL GÖSTERICI OLAMADILAR Ayni süreçte oportünist kesimler de liselerde örgütlenmeye, bir dernek kurmaya çalistilar. Ancak sahip olduklari anlayis ve pratik liselilerin ihtiyacina cevap vermeyince bu çabalarin sonuç alici olmasi da mümkün olmadi. Oportünist sag anlayislar, liseli gençligin mücadelesini sirf hak alma mücadelesine indirgeyerek bu alandaki mücadele ile siyasal mücadele bagini kuramadilar. Anti-fasist mücadelede de geleneksel pasifist tavirlariyla adeta kitlelerin kuyruguna takildilar. Nitekim 1975-76 yillarinda kurulan ve basini oportünistlerin çektigi LISE-DER, bu anlayisi yüzünden liseli gençligin mücadelesini yürütememis, süreç içinde ilk kuruldugu günlerdeki etkinligini bile yitirerek sadece bir isim olarak kalmistir. Revizyonist kesimler ise liseli gençligin gelisen mücadelesine ve potansiyeline 1977 sonlarina kadar seyirci kaldilar. Liseli ögrenci gençligin mücadelesini küçümsediler, onlarin özgül sorun ve taleplerini hiç gündemlerine almadilar. Fasist terör karsisinda ise, liseli gençligi oportünist ve sol sapma akimlar gibi yalniz biraktilar. Tüm diger alanlarda da böyle yapiyorlardi zaten. Liselerde de böyle davranmalari son derece dogaldi. LISELI DEV-GENÇ KURULUYOR Gerek 1976-77 ögrenim döneminde azginlasan fasist terör ve okul idarelerinin gerici baskisi, gerekse de esas olarak Dev-Genç'in liselerle iliski ve dayanismasini artirip bunu saglikli bir temelde gelistirmeye baslamasi, liselerde nitel bir gelisimin de yolunun açilmasini saglar. Okullarda örgütlü bir tarzda anti-fasist mücadele gelistirilmeye baslanir. Iliskiler giderek yayginlasir ve pek çok liseye ulasilir. iste bu gelismenin sonucunda, varolan örgütlülügü pekistirmek, kurumlastirmak amaciyla 1977 baslarinda Liseli Dev-Genç kuruldu. Liseli Dev-Genç'in kurulusu, liselerde yeni bir dönemin baslangici olmustur. Hem akademik mücadele, hem anti-fasist mücadelede önemli adimlar atilir. O güne kadar bir ölçüde kendiligindenci ve esas olarak Dev-Genç'in anti-fasist mücadele içerisinde gündeme getirdigi müdahalelerle toparlanmaya çalisilan mücadele, yaratilan örgütlülükle daha merkezi ve tüm mücadele biçimlerini içine alan bir program çerçevesinde gelisecektir. MÜCADELE LISELI DEV-GENÇ'LE BÜYÜYOR 76-77'lerde Istanbul'da birçok lise fasist isgal altindadir, bir çogu da fasist isgal tehdidi altindadir. 1976-77'lerden, 1980'lere gelindiginde ise hemen tüm liselerde fasist isgaller kirilmis, fasist terör bu alanda etkisizlestirilmistir. Yalnizca bu bile liselerde mücadelenin Liseli Dev-Genç'le büyüdügünün açik bir göstergesidir. Yüzden fazla lisesi bulunan Istanbul gibi bir sehirde, 80-90 civarinda lisede örgütlenme faaliyeti sürdürülüyor ve bunun 40-50 tanesinde de tam anlamiyla etkinlik saglanmistir. Bu, Liseli Dev-Genç'in mücadelesini dogru bir temelde sürdürmesinin pratik karsiligi ve kanitidir. Liseli Dev-Genç orta ögrenim kurumlarinda yürüttügü akademik-demokratik ve anti-fasist mücadelede çesitli olaylar karsisinda çok çesitli eylem biçimleriyle tavrini ortaya koymus ve genis bir liseli ögrenci kitlesini de bu tavirlara ortak etmistir. 1976-77 ÖGRENIM YILI: Liseli Dev-Genç ögrenim yilinin ikinci yarisinin baslarinda kurulur ve ilk olarak gerici müfredati ve gerici, fasist içerikli kitaplar sorununu gündeme getirir. MC hükümetinin hazirladgi fasist içerikli tarih ve ahlak kitaplarinin protestosuna yönelik mücadele kampanyasi açilarak, bu ders kitaplari nezdinde gerici egitim teshir edildi. Bütün Istanbul liselerinde boykotlar, forumlar, gösteriler yapilarak protesto anlaminda ders kitaplari yakildi. Kitlesel katilimin yüksek oldugu yasadisi gösteriler yapildi. Bu gösterilerden birinde ders kitaplari Besiktas meydaninda yakildi. Kampanya genis kesimlerin ilgisini bu soruna çekti. Gerek ögrencilerden, gerekse de ilgili baska kurumlardan tepkiler, protestolar yükseldi. Sonuçta kampanyanin ana hedefi olan kitaplardaki bazi bölümler degistirildi. 1977-78 ÖGRENIM YILI: 1977-78 ögrenim yilinda fasist terörün ivme kazanarak saldirilarin boyutlanmasi, bu ögrenim yilinda gerici egitim sistemine karsi verilen mücadelenin yaninda, anti-fasist mücadelenin öneminin ve agirliginin artmasini da beraberinde getirmistir. Bu dogrultuda liseli gençlik üzerinde estirilen terörün etkisinin kirilmasina yönelik bir mücadele yükseltilmis, bu mücadele genel anti-fasist mücadelenin bir parçasi haline getirilmistir. Bu dönemde fasist isgal altinda bulunan birçok lisede isgaller kirilmistir. Eyüp Lisesi, Topkapi Tekstil, Pertevniyal, Sultanahmet Ticaret liselerinde isgallerin kirilmasinda kitle çalismasiyla ve militan mücadelesiyle Liseli Dev-Genç belirleyici pay sahibi olmustur. Onun önderliginde kitlesel çatismalar yapilmistir. Liseli Gençlik Üniversitelilerin Yaninda: 1978 yilinda 16 Mart'ta Istanbul Üniversitesi önünde fasistlerin saldirisiyla meydana gelen katliami protesto eylemlerinde Liseli Dev-Genç üniversiteli gençligin yaninda olmus, bu fasist katliami protesto etmek amaciyla tüm Istanbul çapinda liselerde boykot eylemi yapilmasini örgütlemistir. Liseli Dev-Gençliler ayni yil, 1 Mayis gösterilerine de kitlesel olarak katildilar. 1978-79 ÖGRENIM YILI: "Demokratik Lise" Kampanyasi: 1978-79 ögrenim yilinda Liseli Dev-Genç "Demokratik Lise" siariyla yeni bir kampanya baslatti, kampanya kisa sürede tüm liselerde yayginlasti. Egitim sisteminin yapisini ve liseli gençligin taleplerini dile getiren bildiri, afis, pul, yazi, forum vb. araçlarla kamuoyu olusturulmaya çalisildi. Bu kampanyanin olgunlasmasi ve kamuoyuna duyurulmasiyla birlikte kitlesel bir sekilde Milli Egitim Müdürlügü'ne gidilerek, orta ögrenim gençliginin sorun ve taleplerini içeren bir talepler listesi verildi, Milli Egitim Müdürlügü'yle konusularak sorun ve taleplere egilinmesi istendi. Liseli gençlik adina bir heyet Milli Egitim Müdürlügü'yle görüsürken, disarda ise, Milli Egitim Müdürlügü'nün önünde bulunan liseli gençlik kitlesi, sloganlariyla ve sistemi temsil eden bir maketi yakarak gerici egitim sistemini protesto eden bir gösteri yaptilar. Ayni kampanyanin bir parçasi olarak Liseli Dev-Genç'in gerçeklestirmek istedigi Istanbul-Ankara arasi protesto yürüyüsü Maras katliaminin gündeme gelmesiyle yapilamadi. Maras Katliamina Karsi Boykot ve Isgal: Yurt çapinda estirilen fasist terörün K. Maras fasist katliamiyla doruga ulasmasi karsisinda toplumun her kesiminden yükselen protesto hareketlerine Liseli Dev-Genç de katildi. Tüm Istanbul liselerinde katliami protesto için ögrenimin boykot edilmesi yaninda, üç lise isgal edilerek protesto daha üst boyuta siçratildi. Bu liseler, Galatasaray Lisesi, Istanbul Erkek Lisesi ve M. Beyazit Liseleriydi. Bu liseler isgal edilerek, barikatlar kuruldu. Fasizmi protesto eden, lanetleyen konusmalar yapildi. Marslar söylendi, sloganlar atildi. Binalardan pankartlar sarkitildi. Polis isgalleri kirmak amaciyla birçok girisimde bulunduysa da basarili olamadi. Liseli ögrenci gençlik bu protestonun kamuoyunda yeterince yanki bulmasi üzerine eylemin amacina ulastigini tesbit ederek, güvenlik yetkilileriyle pazarliga oturup, gözaltina alinmaksizin serbestçe gitmelerine izin verildigi taktirde barikatlari kaldiracaklarini söylediler. Polis liseli gençligin bu talebini kabul etti. Istanbul Erkek Lisesi ögrencileri marslar söyleyerek, sloganlar atarak barikatlari kaldirip toplu halde Cagaloglu'na dogru kisa bir yürüyüs yaptiktan sonra dagildilar. M. Beyazit lisesi ögrencileri ise toplu halde marslar söyleyerek, sloganlar atarak Kadiköy'e dogru yürüyüse geçtiler. Kadiköy'de Maras katliamini protesto eden bir konusma yapip ant içtikten sonra dagildilar. Galatasaray Lisesi'nde ise, polis sözünde durmadi. isgali gerçeklestiren ögrencilere toplu halde mars ve slogan atarak yürüdükleri bir sirada saldirarak birçogunu göz altina aldi. Glatasaray Lisesi isgalini gerçeklestirenler on gün gözaltinda tutulduktan sonra serbest birakildilar. 1979 yili Subat-Mart aylarinda Istanbul Vefa Lisesi'nin fasistler tarafindan bombalanmasi üzerine, genis bir kitlesel katilimla Aksaray meydaninda "yasadisi" bir miting yapildi. 1979 yili baslarinda Kustepe Lisesi Müdürü Dogan Erdogan adli TÖB-DER'li bir ögretmenin fasistler tarafindan katledilmesi üzerine, tüm istanbul çapinda yaygin boykotlar yapildi. Liseli Devrimci Gençlik, cenaze törenine kitlesel olarak katildi. 1979-80 ÖGRENIM YILI: 79-80 dönemi, Liseli Dev-Genç'in liseli gençligin önder örgütü olarak varligini kabul ettirdigi ve kitlesellestigi yil olmustur. Liseli Dev-Genç'e yol gösteren devrimci hareketin bu süreçte katettigi gelisme ve bütün olarak ülkemiz siniflar mücadelesinin kazandigi ivme liseli gençligin pratigine de yansimis, örgütlülük ve mücadele boyutlanmistir. "Gerici Egitime Son" Kampanyasi: 1979-80 ögrenim yilinin hemen basinda Liseli Dev-Genç "Gerici Egitime Son" kampanyasi baslatti. Bildiri, afis, pul, yazi vb. faaliyetler tüm istanbul çapinda liselerde yayginlastirildi. Gerici egitimi teshire yönelik yüze yakin pankart asildi. Kampanyanin daha ileri asamasinda, okullarin kisla haline getirilmesine yönelik okul önlerinde insa edilen polis, jandarma kulübelerine tavir alindi. Forumlar, gösteriler yapilarak genis bir kamuoyu olusturuldu. Bu kampanya içinde meydana gelen bir olayda, okullarin kisla haline getirilmesine karsi Eyüp Ortakçilar ve Eyüp Ticaret Lisesi'ndeki Liseli Dev-Genç'liler pankart asarlarken, jandarma müdahale ederek birkaç kisiyi gözaltina almis, hemen gözaltinin ertesinde ise kitlesel olarak jandarmalara müdahale edilmis, silahlari alinarak jandarmalar silahsizlandirilmislardir. Pesinden de okul isgal edilerek "can güvenligi, ögrenim özgürlügü" sloganlari atilarak genis bir kamuoyu olusturulmustur. Bu isgal amacina ulastiktan sonra, Liseli Dev-Genç'liler isgale kendiliginden son vermislerdir. isgal sonrasi 5 ögrenci gözaltina alindi ve tutuklandi. 1979 Maras katliaminin yildönümünde fasist katliami protesto etmek amaciyla, birçok yazilama, pullama, pankart asma, forum, miting gibi faaliyetlerde bulunulmus, bunun yaninda 10 lise isgal edilmistir. Bu liseler, Zincirlikuyu Yapi Meslek Lisesi, Topkapi Tekstil Meslek, Kabatas Lisesi, Behçet Kemal Çaglar Lisesi, Çaglayan Lisesi, Feriköy Lisesi, Motor Meslek Lisesi, Esenler Lisesi, Alibeyköy Meslek Lisesi ve Izzet Inver Lisesi'ydi. Bu liselerden Behçet Kemal Çaglar, Topkapi Tekstil, Esenler ve Zincirlikuyu Meslek Liseleri çatisma ve direnislere sahne oldu. Bu isgallerde yüzlerce Liseli Dev-Genç'li gözaltina alindi, ona yakini tutuklandilar. Diger isgal edilen liselerde ise eylemler tam bir basariyla baslayip bitti, polis müdahale edemedi. Ayrica yine 24 Aralik Maras fasist katliamini protesto için, 50'ye yakin lisede boykot konulmus, gösteriler yapilmistir. Ögrenci-Ögretmen Yanyana: Maras katliaminin yildönümündeki protesto eylemlerine boykot yaparak katilan TÖB-DER'li ögretmenlerin açiga alinmasi ve haklarinda sorusturma açilmasi üzerine Istanbul çapinda Liseli Dev-Genç önderliginde protesto faaliyetleri baslatildi. Forum, boykot vb. gibi eylemlerle kitlesel olarak bu uygulamayi protesto ederek, ögretmenlerinin okula iade edilmesini isteyerek ilgili makamlara telgraflar çektiler. Ayni taleplerle ögrencilerin büyük kesiminin katildigi bir imza kampanyasi baslatildi. O süreçte bu girisimlerin büyük etkisi oldu. Ögretmenlere sorusturma açilmasina ragmen tekrar göreve baslatildilar. Bu olay Liseli Dev-Genç'in ögretmenlerle bütünlesmesinde önemli bir rol oynadi. ÜSS Kampanyasi: 1979-80 ögrenim yilinin sonuna dogru, ISS sinavlariyla ilgili açilan kampanyada özel dershane sömürüsüne yönelik yaygin faaliyetler örgütlendi. Faaliyetler sorunun liselerde ve kamuoyunda genis biçimde tartisilmasini sagladi. "Meslek Liselerinde Sömürüye Son" Kampanyasi: 1979 yilinda meslek liselerinde sömürüye ve zorunlu çalismaya yönelik bir kampanya açilarak kamuoyu olusturuldu. 1978-79 yilinda "OSANOR" (Okul Sanayi isbirligi Projesi) adi altinda yeni bir uygulama baslatilmisti. Bu proje meslek liselerinde son sinif ögrencilerinin bir yari yil boyunca fabrikada staj görmek suretiyle ögrenim yapmalarini öngörüyordu. Bu projede fabrikada çalisan ögrenci ne isçi, ne de ögrenci statüsündeydi. Bir isçi gibi çalisiyor, ama ögrenci oldugundan bir isçinin sahip oldugu (ücret, sigorta hakki, sendika vs.) hiçbir haktan yararlandirilmiyordu. Ücret verip vermeme tamamen isverene birakilmisti. Meslek liselerinde "döner sermaye" ile zaten var olan sömürü mekanizmasi "OSANOR" projesiyle daha da agirlastirildi. Öyle ki, meslek liselerinde okuyan ögrenciler, sömürüye tabi tutulduklari yetmiyormus gibi, is güvenlikleri de saglanmiyordu. Birçok fabrikada is kazasi gündeme geldigi halde gereken önlemler alinmiyordu. Meslek liselerinde çift yönlü sömürü altinda tutulan ve can güvenligi saglanmadan çalistirilan ögrencilerin bu durumunu kamuoyunda duyurmak, meslek liselerine dikkatlerin çekilmesini saglamak amaciyla bir kampanya açilmasi gündeme geldi. Kampanyada okullarda forumlardan, çesitli kitle örgütleriyle görüsmeye, dilekçelerden bildiri, gösteri, pankarta kadar uzanan çesitli eylem biçimleriyle oldukça yaygin bir faaliyet yürütüldü. Normal liseler, meslek liseleriyle dayanisma içerisinde birbirlerinin sorunlarina sahip çikarak bu kampanyada genis bir biçimde yer aldilar. "Fasist Teröre Karsi Mücadele Kampanyasi": 1980 Temmuz'unda Devrimci Sol tarafindan yürütülen "Iskencelere ve Fasist Teröre Karsi Mücadele Kampanyasi"nda Liseli Dev-Genç'liler de yer aldilar. Liselerin bulundugu hemen tüm bölgelerde yazilama, pankart asma gibi eylemler yapan Liseli Dev-Genç'liler, bu faaliyetlerinin yanisira, iki gösteri, kahve ve tren konusmalari örgütlediler. Kampanya içinde çesitli banka subeleri ve zirhli araçlar yakilirken, AP Sisli Yönetim Kurulu üyesi bir muhbir, Bakirköy'de bir MIT'çi de yine Liseli Dev-Genç'liler tarafindan cezalandirildi. Sürecek... ISGALLER -1979, 24 Aralik Topkapi Tekstil Meslek Lisesi: Tüm ögrenci kitlesi okulun üst katina toplandi ve çikis merdivenlerinde siralarla, masalarla barikat kurarak isgali baslattilar. Isgalin tamamlanmasinin hemen ardindan pencereden pankartlar asilarak sloganlar atilip, marslar söylenmeye baslandi. Polis ve jandarma isgali duyar duymaz çevreyi sararak, ögrencilere isgale son vermelerini, yoksa "müdahale edeceklerini" vb. söylediler. Polisin tehditlerine liseli gençlik sloganlarla karsilik verir ve polisin müdahalelerine ragmen isgal kirilamaz. Bu ara polislerden biri yagmur borularindan tirmanarak içeri girmeye çalisir. Ögrencilerin tüm uyarilarina ragmen tirmanmasina devam eden polise gereken müdahalenin yapilmasi sonucu asagiya düser. (Pol-Bir'li fasist polisler diger polisleri isgalci ögrencilere karsi kiskirtmak için olayi "parçalayip yukaridan asagiya attilar" biçiminde çarpittilar. Bu çarpitma basin ve TRT'ye de yansitildi.) Daha sonra liseli gençlik isgalin amacina ulastigi düsüncesiyle isgale son verdi. Ama polis isgali bitirip disari çikan ögrencilere saldirdi. Gerici idare ve fasist ögrencilerin verdikleri bilgilere dayanilarak 12 liseli devrimci gözaltina alindi. Esenler Lisesi: Bu lisedeki isgal tam bir çarpismaya dönüstü. Çünkü isgalin baslamasiyla beraber gelen polis ve jandarma hemen okulu taramaya basladi. Isgalin sürdügü 2,5 saat süresince de atesi kesmedi. Isgalciler de ellerindeki molotof kokteylleri ve sinirli miktardaki çesitli patlayicilarla atese karsilik verdiler. Isgal çevrede genis yankilar uyandirmis ve ablukaya ragmen, okul önünde ögrenci velileri ve çevre halkindan olusan yogun bir kalabalik toplanmistir. Veliler ve çevre halkinin polisin ögrenciler karsisindaki saldirganligina tepki göstermeye baslamalari üzerine, polis çevrede toplanan halka da ayni tavri göstererek küfür ve hakaretlerle dagitmak ister. Isgal amacina ulastiktan sonra, ögrenciler yine kendiliginden isgale son verme karari alirlar. Okul savastan çikmis bir görünüme sahiptir. Isgalden sonra, polis tüm ögrencileri kusatmaya alip, karli havada bekletip, dövmeye, iskence yapmaya baslar. Adeta kinlerini kusarlar. Bu iskenceler salt ögrencilere yönelik degildi, okulun ögretmenleri de ayni sekilde kara yatirilip dayaktan geçiriliyordu. Birçok ögrenci daha sonra gözaltina alindi. Behçet Kemal Çaglar Lisesi: Bu lisede de diger liselerde oldugu gibi tüm okul kitlesi üst katlarda toplanarak barikatlar kurmus, isgali baslatmislardi. Pencerelerden pankartlar asilmis, marslar söylenmeye baslanmistir. Polis gelir gelmez müdahalede bulunur, ama gereken karsiligi alinca geri çekilirler. Daha sonra topyekün bir saldiriya geçip, isgali kirmaya çalistilar. Ancak bu çatismanin daha da kizismasina yol açti, ögrenciler tüm olanaklari degerlendirerek polise karsilik verdiler ve polis yeniden çekilmek zorunda kaldi. En son, siddetli bir saldiriyla isgal kirildi, birçok devrimci ögrenci gözaltina alindi. Tüm ögrenciler dövülüp, iskenceden geçirildi. Zincirlikuyu Meslek Lisesi: Isgal tam basariyla ve genis bir katilimla gerçeklestirilmisti. Polisin pekçok müdahalesi püskürtüldü. TALEPLERIMIZ (IST. LISELI DEV-GENÇ Açiklamasindan) 14 Ekim '79 seçimlerinden sonra kurulan fasist AP hükümeti ile beraber ortaögrenim gençligine yönelik tehditler, saldirilar giderek artmaya basladi. Demokratik haklarimiza karsi açiktan bir saldiri sürdürülerek, ülke genelinde yaratmaya çalistiklari pasifikasyon güçlendirilmeye çalisildi. Bugün de liseli gençlik üzerinde oynanmak istenen oyunlar, bütün çiplakligi ile kendini gösteriyor. Bu sartlar altinda ortaögrenim gençliginin tek merkezi kitle örgütü olma yolunda mücadele veren Liseli Dev-Genç; Ortaögrenim kurumlarinda oligarsinin pasifikasyon yöntemlerini etkisiz hale getirmek, dogru bir siyasi temelde ortaögrenim gençliginin devrimci eyleminin birligini saglamak, kadrolasma faaliyetini yogunlastirmak, bu dogrultuda somut gelismeler saglayabilmek amaci ile bir kampanya baslatti. Fasist disiplin yasalarinin kaldirilmasi, Kürt ögrenciler üzerindeki baskilarin kaldirilmasi, Kürt ögrencilerin ana dili ile ögrenim yapmasi, Ögrenciler hakkinda tutulan gizli dosyalarin kaldirilmasi, Meslek liselerinde emek sömürüsüne son verilmesi, Meslek liselerinde is kazalarina karsi sigorta hakkinin saglanmasi, Fasist ders kitaplarinin kaldirilmasi, Notun baski araci olarak kullanilmamasi, ÖYK ve egitsel kollarin saglikli biçimde hayata geçirilmesi, Okul kantinlerinin ÖYK'ya verilmesi, Maddi gereksinmesi olan ögrencilere Okul Aile Birligi'nin yardimci olmasinin saglanmasi, Anadolu'dan gelen ögrenciler için yatililik sorununun halledilmesi, Ögretmen, ögrenci kiyimina son verilmesi, Herkese yüksek ögrenim hakkinin saglanmasi, Okullarin karakol ve kisla haline getirilmemesi, Fasist-polis-idare isbirliginin kirilmasi, gibi akademik-demokratik hak istemlerinden yola çikilarak sürdürülen kampanya faaliyeti, liseli gençlik saflarinda oldukça genis yanki buldu. ... Liseli gençligin yillardir verdigi devrimci mücadele, kendi hakimiyetini sürdürmeye çalisan oligarsik diktatörlügün ve onun eli kanli resmi ve sivil fasist güçlerinin gözünü korkutmustur. Bunun sonucudur ki, polis-jandarma-idare isbirligi ile, fasist disiplin yasalariyla, eli kanli cinayet sebekeleri saldirilariyla mücadelemizi sindirmeye, pasifize etmeye çalismislardir. Artik su bilinmelidir ki, Liseli Dev-Genç, soyut bir kavram degildir ve olamaz da. Hakki ve istemi olan demokratik bir egitim düzenini savunan liseli gençligin örgütüdür ve halkinin yanindadir. Yillardir patlamaya hazir bir volkan gibi bekleyen liseli gençlik, Liseli Dev-Genç saflarinda kendiliginden mücadele yapisini asarak gelismekte, örgütlenmektedir. Ve sinif savasinda kendine düsen yeri layikiyla alacaktir. Hiçbir güç ortaögrenim gençliginin devrimci eyleminin birliginin saglanmasini engelleyemeyecektir. ISTANBUL LISELI DEV-GENÇ (Liseli Dev-Genç'in 79 Ocak tarihli açiklamasindan) Liseli Dev-Genç, geçen ögretim yilinda fasist ders kitaplarina karsi mücadelede önemli görevler üstlendi, meslek liselerindeki sömürünün açiga çikmasi dogrultusunda çalismalarini yükseltti, gerici disiplin yönetmeligine karsi büyük bir kampanya meydana getirdi. Liselerde sayisiz "anma" toplantilari, forumlar ve en hakli taleplerimizi dile getiren boykotlar Liseli Dev-Genç'in önderliginde gerçeklesti. Anti fasist mücadelede ise önemli mevziler kazanildi. Esenler ve Fatih Aksam Ticaret Liselerindeki fasist isgalin kirilmasi Liseli Dev-Genç örgütlülügü ile gerçeklesti. Bu mücadele oligarsi ve onun köpeklerini rahatsiz etti. Bu rahatsizligin sonucu oligarsi baskilarini da gündeme getirdi. Liseli Gençlik Dernegi önce 3 ay kapatildi. Daha sonra baskani tutuklandi. Oligarsinin köpekleri ise mücadelemizin yigit neferi Yüksel Kasikçi'yi katlettiler. Ve artik örgütlülügümüz tüm liseli gençligi kucaklayacak, Yüksellerin hesabini soracak sekilde büyüyor ve yeni ögretim döneminde daha da büyüyecek. YASASIN ORTA ÖGRENIM GENÇLIGININ DEVRIMCI EYLEMININ BIRLIGI! HERKESE YÜKSEK ÖGRENIM HAKKI! Meslek Liselerinde Sömürüye Son! Oligarsi Için Degil, Halk Için Egitim! LISELI DEV-GENÇ SEHITLERI (1978-80) Mehmet TEPE (Ocak 1978) Istanbul Kustepe Lisesi'nde mücadeleye basladi. Bu lisedeki fasist isgalin kirilmasinda önemli rol oynadi. Fasistler tarafindan Mecidiyeköy'de katledildi. Yüksel KASIKÇI (12 Eylül 1979) Kabatas Aksam Ticaret Lisesi ögrencisi olan Yüksel, Liseli Dev-Genç saflarinda yer aliyordu ve okul sorumlulugunu üstlenmisti. Fasistler tarafindan katledildi. Kenan AYDEMIR (1979) Devrimci Mücadeleye Istanbul Erkek Lisesi'nde basladi. Coskuyla sarildi mücadeleye. Önce bulundugu okulun sorumlulugunu üstlendi. Daha sonra Liseli Dev-Genç adina bölgedeki tüm liselerin sorumlusu, yöneticisi olarak görev aldi. MHP'ye yönelik bir cezalandirma eylemi sirasinda aldigi yaralarin iyilesmemesi sonucu aramizdan ayrildi. Turgut IPÇIOGLU (10 Kasim 1978) Istanbul Bakirköy'de Aydinlikçi hainler tarafindan pusuya düsürülerek katledildi. Liseli Dev-Genç mücadelesinde önemli görevler yüklendi. Liseli Dev-Genç Yönetim Kurulu Üyesiydi. Ömer DEMIR (Aralik 1979) Fasistlerin kurdugu bir pusuda katledildi. Istanbul Liseli Dev-Genç içindeydi. Cemal ÖREK (29 Subat 1980) Liseli Dev-Genç örgütlenmesinde yer aldi. 29 Subat'ta Istanbul Etiler'de jandarmalar tarafindan vurularak katledildi. Kadri GÜLDÜ (Subat 1980) Kustepe'de jandarmalar tarafindan katledildi. Liseli Dev-Genç içerisindeydi. Ayhan PEKTAS (Ekim 1980) Izmir Çinarli Meslek Lisesi ögrencisiydi. Izmir Liseli Dev-Genç sorumlularindan biri olarak görev aldi. Alsancak'ta emperyalist bir kurulusa karsi bir eylem sirasinda elinde bomba patlamasi sonucu sehit düstü. |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 85
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() |
Bu Ülkede Yasiyoruz
Bu Halkin Çocuklariyiz Ezilen, Sömürülen, Katledilen Bir Halkin Çocuklariyiz... Elbette Elbette Bu Halkin Kavgasinda Biz de Variz LISELI DEV-GENÇ 1981-86; TARIHIN UNUTULDUGU- UNUTTURULDUGU DÖNEM; Halkin hemen her kesiminin örgütlülük ve mücadelesinde 12 Eylül cuntasindan sonra yasanan kesintiyi, Liseli gençlik de yasadi. Hem de oldukça uzun sürdü bu kesinti. 79-80'nin belli ölçülerde politiklesmis kesimleri, gözaltilarla, tutuklamalarla, kislaya çevrilmis üniversitelerdeki baskilarla sekillenen bir dönemde bu politiklesmeyi daha öteye tasiyamadilar. Ve gençlik cuntanin ortaokullarinda, liselerinde yetismeye basladi. Genç insanlarin tarihle tüm baglari koparildi. 80'li yillarin ortalarina gelindiginde, ortaokulda, lisede okuyan ögrenciler, "akillari ermeye basladiginda" yalnizca cuntali yillari görmüs olan bir kusakti artik. 86-87'lerdeki ortaögrenim gençligi için 80 öncesi çok uzak, bilinmeyen ve daha önemlisi "öcü" olarak görülüp-gösterilen bir dönemdi. Iste bu yüzden liselerde kesinti uzadikça uzadi. 86-87'lerde üniversitelerde mücadele yeniden daha derli toplu, örgütlü bir nitelik kazanmaya basladi. 87 Nisan'inda yüksek ögrenim gençligi okul sinirlarini asip caddelere, alanlara akarak, statükolari yikti. Bu gelisme çok kisa sürede liselerde de yankisini buldu. DEV-GENÇ LISELERI KUCAKLIYOR; 87-88'lere gelindiginde artik devrimci, demokrat çevrelerin çesitli eylemlerinde çok kalabalik olmasa da küçük gruplar halinde liselileri de görmek mümkündü. Kisa sürede Istanbul'un pek çok bölgesindeki liselerle canli baglar kuruldu. Bagi kuran elbette, gençlik mücadelesinin o süreçte de önderi olan DEV-GENÇ'ti. Liseli Devrimci Gençlik hiç bir zaman DEV-GENÇ örgütlülügünden ayri düsünülemezdi. Bu yüzden Yüksek okullarda mücadele ve örgütlülügün gelismesi, liselere de uzanilmasi demekti. Bu DEV-GENÇ'liler için dogal bir seydi. Liseli Devrimci Gençlik'in demokratik alandaki gelisimi de '88'den itibaren hizlandi. Yasal örgütlenme, dernek kurma gibi haklardan yoksun olan liseliler mevcut demokratik kitle örgütlerinden yararlanmaya basladilar. Kalabalik bir sekilde hergün buralarda toplantilar, seminerler düzenleniyor, eylem kararlari aliyorlardi. Liselerdeki demokratik mücadele bu toplantilarla daha örgütlü, kollektif bir hal almaya basladi. Önemli bir cosku yakalanmisti. Burada 91 Nisan'inda katiller sürüsü tarafindan kusatildiginda direnerek sehit düsen Faruk Bayrakçi'yi anmaliyiz özel olarak. Çünkü '89'dan itibaren Faruk Bayrakçi'nin etkisini görürüz hep liseli gençligin mücadelesinde. Bikmadan, usanmadan liseler arasinda mekik dokuyarak yeniden örgütlenmenin ve mücadelenin yükseltilmesinin mimarlarindan biri olmustu o. Liseli gençlik örgütlenmesi bu dönemde oturmus, dinamik bir islerlik kazanmisti. Liseliler artik Devrimci Sol Güçler'in ya da herhangi bir alanin eylem ve kampanyalarina kitlesel ve radikal bir katilim sagliyorlardi. Ayni dönemde Liseli Devrimci Gençlik'in illegal bir örgütlülük yaratma çabasi içinde oldugunu da görürüz. Liseliler de çok sonradan ögrenmis olsalar da ders çikarmislardi geçmisten. Düsmanin onlarin mücadelesini engelleyememesi için, bu da gerekliydi. Illegaliteleriyle de düzenli denebilecek bir iliski sürdürüyorlardi. 90 EKIM-KASIM PROGRAMI; Devrimci hareketin 90 Mart'inda aldigi kararlar, hayatin her alaninda mücadeleye belli bir ivme kazandirmis, devrimciler artik sürece daha örgütlü ve iradi tarzda müdahale etmeye baslamislardi. 90 Ekim-Kasim aylarinda, Liseli Devrimci Gençlik de yillik programini olusturdu. Artik daha örgütlü olunmaliydi. Liseliler artik 84-85'lerin liselileri degildi. Artik 12 Eylül öncesi "öcüsü" eski korkutuculugunu yitirmisti. Tüm liseleri kucaklayabilmeliydiler. Liselilerin uzun uzun tartisip netlestirdikleri program, yaygin bir örgütlenme atagini, kitlesel ve dar eylem ve kampanyalari, politikalari içeriyordu. Program gerçekten de oldukça kapsamliydi; Liselerde demokratik mücadele ve örgütlenmenin gerçeklestirilmesi için Demokratik Lise Için Mücadele Komiteleri'nin (DLMK'larin) olusturulmasi, liseli gençligin fasist saldirilara karsi savunmasinin örgütlenmesi, kadrolasma ve örgütsel gelismeye iliskin somut hedefler, hücreler-komiteler sorunu, çalisma tarzimiz, örgüt anlayisimiz ve sene için öngörülen politik-pratik kampanyalar özetleniyordu. Kuskusuz bu programin en önemli maddelerinden biri DLMK'lardi. Sonraki süreçte önemli islevler yüklenecekti. M.Ç'ler, G.O'lar, N.A'lar... 88-89'larda gazetelerde sikça görülen gözalti haberlerinin içinde geçen yalniz bas harfi yazili isimler, aslinda liselerdeki mücadelenin, siyasallasmanin adeta dolaysiz göstergelerinden biri gibiydi. Ne yapmis etmislerdi ama devrimci düsünceleri liselerden, liselilerden uzak tutamamislardi. Çünkü baski vardi liselerde, çünkü genç yürekler baskilara karsi çikmak istiyordu, iste o zaman devrimci düsüncelerle tanismalari kaçinilmaz olarak gerçege dönüsüyordu. Iste bu gerçegin sonucunda gazetelerde "yasal zorunluluk" nedeniyle yalnizca bas harfleri yazilan isimler çogalmaya basladi. Bir yili askin bir süre Izmir DGM'de yargilanan 15 yasindaki lise ögrencisi "M.Ç." bunlardan biriydi ve o dönemde en popüler olaniydi. "M.Ç.", Izmir Karatas Lisesi Müdürü ayni zamanda eski "Ülkücü Ögretmen Dernegi" üyesi Turan BAYSAL tarafindan "okulda siralara yazi yazarak komünizm propagandasi yapiyor" denilerek siyasi subeye ihbar edilmisti. Bu ihbarla baslayan olaylar zinciri M.Ç'nin 87 gün hapis yatmasi, 33 gün Adli Tip'ta tedavi görmesi, Milli Egitim Bakanligi Üst Disiplin Kurulu'nca "Izmir içinde okumasi yasaktir" karari verilmesiyle devam etti. Adli Tip Kurumu M.Ç'yle ilgili olarak "cezai ehliyetine herhangi bir engel yoktur" diye rapor verdi, bunun üzerine de DGM savcisi 15 yila kadar hapis istemiyle dava açti. Ancak kamuoyunda çok genis bir tepki olustu. Liseliler M.Ç'ye sahip çiktilar. Iste bu tepki ve sahiplenme nedeniyle M.Ç. yani Melih Çayoglu, 10 Ekim 1989 günü yapilan son durusmada "BERAAT" etti. Bu bir yerde liseli gençligin mücadelesinin, eylemlerinin mesrulugunu kabul ettirmesiydi. Derken Denizli'de 13 yasindaki O.O, O.A ve A.Ç adli ögrenciler duvarlara "Dev-Sol" yazmaktan gözaltina alindilar, hemen sonra da Sulh Ceza Mahkemesince haklarinda duvarlara siyasi içerikli yazi yazmaktan dava açildi. Ama adlari yalnizca bas harfle anilan çocuklar artik bitecek gibi degildi... Bu defa da Konya'da okul bahçesinin duvarlarina siyasi içerikte yazi yazdiklari gerekçesiyle gözaltina alinip haklarinda dava açilan I.K, B.A ve G.Ü. adli lise ögrencileri çikarildiklari Konya DGM'de 3 yil hapis cezasina çarptirildilar. Ve Istanbul... Bu kez "G.O" diye yaziyordu gazeteler. G.O, Ümraniye Lisesi'nde "yasadisi DevSol örgütü adina" faaliyette bulundugu ve Üsküdar Anadolu Lisesi'nin duvarlarina sloganlar yazdigi ididasiyla yargilanan ve son durusmasinda 5 yil ceza verilen Gazi OLGUN'du. Ama cezalar bosunaydi, M.Ç'ler, I.K'lar, G.O'lar bitmeyecekti. Gazi OLGUN DGM'deki durusmasinda söyledikleri bunun kanitiydi: "Demokratik Lise Mücadelesinde yer alan, anti-fasist ve anti-emperyalist biriyim. Tek suçum bu. Böyle biri oldugum için kendimden gurur duyuyorum." 89-90 Ögrenim Yili; "FASIST BASKILARA SON, DAYAGA HAYIR" KAMPANYASI "Liseliler korsan gösteri yapti,", "Liseli eylem", "Liselerde pankartlar asildi", "Liseliler yine eylem yapti", "Liselerde Ne oluyor?" ... Evet, birkaç gün içinde gazeteler buna benzer basliklarla doluverdi. Evet, liselerde birseyler vardi. Liselerde Liseli Devrimci Gençlik'in "Fasist Baskilara Son, Dayaga Hayir!" siariyla baslattigi kampanya vardi. "Liselere uzanan hain eller" diye yaziyordu o günlerde gazetelerden biri, kampanya liseli gençlige uzanan fasizmin bu hain ellerine karsiydi. 10 Ocak'ta çesitli liselere asilan pankartla birlikte Liseli Dev-Genç "Dayaga Hayir", "Fasist Idarelerden Hesap Soracagiz" derken, liseli gençligin emekçi siniflardan yana söz söyleme iradesinin, fasizme karsi dinamik varliginin sesini yükseltiyordu. Ilk kitlesel ses 11 Ocak'ta Pangalti'dan geliyordu. Ellerinde "Dayaga Hayir", "Yasasin Demokratik Lise Mücadelemiz!" yazan dövizleriyle, havada uçusan "kus"lariyla cosku doluydu Liseli Dev-Genç'liler. Yol kesilip atese verildi. Bir yandan pankartla yürünüyor, bir yandan coskuyla sloganlar atiliyordu: "Fasist Baskilara Son", "Polis-Idare isbirligine Son!". 12 Ocak'ta bu defa Anadolu yakasindaki Liseli Dev-Genç'liler pankartlari ve sloganlariyla Kadiköy'de yolu atesle kesip gösteri düzenlediler. Gösteri sonrasi bir Liseli Dev-Genç'liyi almaya kalkan sivil polislere tavir alinarak bu selin durdurulamayacagi gösterildi. 15 Ocak'da da Bagcilar'da kol kola, omuz omuzaydi Liseli Dev-Genç. Ayni günlerde ulasilan tüm liselerde "Fasist Baskilara Son", "Yasasin Demokratik Lice Mücadelemiz" yazilamalari yapildi, binlerce el ilani dagitildi, pullar yapistirildi, sinif konusmalari yapildi. 17 Ocak günü, 1 Mayis'ta Mehmet'le omuz omuza girdikleri Istiklal Caddesi'ndeydiler. Pankartlari ve dövizleriyle kortejler halinde ilerlediler. Daha çoktular artik, saflari daha sikti. Her bölgeden, her semtten, her liseden gelmisler, meydanlari zapt etmislerdi. LISELI GENÇLIK EMPERYALIST SAVASA KARSI; Türkiye oligarsisi de emperyalistlerin hazirligini yaptiklari savasta yer alma planlari yapiyordu. Bu planin dogrudan yansimasi ise ülke içindeki savas zamlari ve baskilar oldu. Emperyalist haksiz savas, ülkemiz insanlari için daha fazla açlik, sefalet, zulüm ve baskidan baska bir sey getirmeyecekti. Halkin çok çesitli kesimlerinden Devrimci Sol Güçler'in önderliginde yükselen tepkilere liseli gençlik de katildi. Oligarsi savasa karsi tepkileri susturmak için yogun bir gözalti-tutuklama furyasi baslatti. Tutuklananlarin içinde çok sayida liseli de vardi. O günlerde Liseli Devrimci Gençlik tarafindan yapilan açiklamalardan birinde sunlar söyleniyordu: "Biz Liseli Devrimci Gençlik olarak bu konuda üzerimize düsen görevi yerine getirmeye haziriz. Biz olasi bir emperyalist savasa karsi tavir almak ve bunun yani sira 'Savasa Hayir' dedikleri için günlerce gözaltinda tutulan, iskence gören ve cezaevlerine doldurulan tüm arkadaslarimizi destekliyor ve bu uygulamayi kiniyoruz. Bunu protesto etmek amaciyla da 23 Ekim'den itibaren 3 günlük açlik grevine basliyoruz." 17 Ocak'ta Sariyer Lisesi'nde yapilan 30 yazilama ve savasa iliskin asilan bir pankarttan dolayi panige kapilan okul idaresi, 18 Ocak günü için okulu tatil etti. 21 Ocak günü ise Haydarpasa Endüstri Meslek Lisesi'nde ve Sarigazi Lisesi'nde forumlar yapilarak emperyalist savas protesto ediliyor, liseli gençligin Ortadogu halklarinin yaninda oldugu açiklaniyordu. "N.A'YA ÖZGÜRLÜK!" Liseli Devrimci Gençlik, emperyalist savasa hayir dedigi için gözaltina alinan, iskenceden geçirilen ve tutuklanan N.A'ya özgürlük talebiyle bir kampanya baslattigini açikladi. Kampanya baslangicinda Vefa Poyraz Lisesi'nde afisler asildi, bir forum ve iki sinif konusmasi yapildi, Devrimci Gençlik özel sayilari dagitildi. Okul yönetimi konusma yapanlari disiplin kuruluna verdi. Ama Liseli Devrimci Gençlik buna kayitsiz kalmadi. Hemen bir kaç gün sonra gazetelerde Müdür Basyardimcisinin odasinin basildigi haberi yer aldi... Ayrica Küçükköy Endüstri Meslek Lisesi'nde de afisler asildi, kantin konusmasi yapildi, özel sayilar dagitildi. Eyüp Ticaret, Otakçilar ve Plevne liselerinde de yine özel sayilar dagitilarak afisler asildi. Liseli Devrimci Gençlik bu arada N.A'yi polise ihbar eden Pendik Lisesi Müdürü Süleyman Yolcu'nun görevinden alinmasi için de bir imza kampanyasi baslatti. Kampanya sonunda toplanan 1500 imza Sirkeci Postanesi'nden topluca TBMM'ye gönderildi. BIR "N.A" DA ADANA'DAN Devrimci Sol Güçler, ülkenin hemen her kösesinde oldugu gibi Adana'da da "Emperyalist Savasa Hayir" kampanyasi yürütüyorlardi. Kampanya süresince bildiriler, pankartlar, isyeri, kitle örgütleri toplantilariyla pek çok etkinlik düzenlendi. Kampanyaya isçiler, memurlar, tutsak yakinlari, gecekondu emekçileri üniversiteli ve liseli ögrenciler katildilar. 3 Kasim 1990'da kent merkezinde iki kitlesel gösteri yapildi. Gösterinin ardindan operasyonlara baslayan polis pek çok insani gözaltina alirken, evinden aradigi ama bulamadigi insanlarin ailelerine ve akraba çevresine saldirmaktan da geri durmadi. Ilgili ilgisiz pek çok kisi gözaltina alinmisti. Adana Erkek Lilesi Basmüdür Muavini Mehmet Çalkamis, emperyalist savasa karsi oldugu gerekçesiyle bir ögrencisini kendi elleriyle polise teslim etmisti. Bu ögrenci gazetelere "Adanali N.A" diye geçti. Adana'da 1980 öncesinde büyük bir potansiyele sahip olan Liseli Devrimci Gençlik yine polisin boy hedefleri arasindaydi. Polisin gözalti saldirisinda gözaltina alinan 19 kisinin önemli bir kismi da liselilerden olusuyordu. Evren'in altin saat hediye ettigi Adana Emniyet Müdürü Mete Altan, bu operasyon sirasinda "18 yasindan küçük insanlara yaslarina göre davranildigi"ni açikliyordu. Bu, 18 yasindan küçüklere yapilan iskencelerin bir iskencecinin agzindan ifade edilmesiydi. KAMPANYA ANKARA'DA Ankarali Liseli Devrimci Gençlik de Nermin Alkan'in ve çok sayida liselinin gözaltina alinmasini ve tutuklanmasini protesto etmek amaciyla harekete geçti. Öncelikle tüm liselerde bir haftalik imza kampanyasi baslatildi. Hazirlanan dilekçe metninde liseli gençligin emperyalist savasa karsi oldugu, bunu ifade etmenin gençligin hakki ve görevi oldugu belirtilerek Nermin Alkan ve diger tutuklanan liselilerin serbest birakilmasi talebi dile getirildi. Imza kampanyasi 8 lisede birden sürdürüldü ve genel olarak tüm liseliler tarafindan olumlu karsilandi. Baslatilan imza kampanyasini tüm kitle örgütlerinin katildigi bir basin toplantisi ile bitirmeyi düsünen Liseli Devrimci Gençlik, bunun için çesitli kitle örgütleriyle görüsmeler yapmaya basladi. Ama aldiklari cevap, bunun ancak açiklamada Liseli Devrimci Gençlik imzasinin kullanilmamasi kosuluyla olabilecegi biçimindeydi. Oysa mesru bir kimlikti bu. Öyle ki çesitli okullarda Liseli Devrimci Gençlik adina okul idareleriyle görüsme yapacak kadar kabul ettirilmis bir mesruluktu. Ama anlasilan statüler kendilerine "demokrat" diyenlerin kafasinda kirilmamisti, mesruluk sorunu vardi o kafalarda. Liseli gençlik, adiyla imzasiyla kendi düzenledigi bir etkinlikle kampanyayi noktaladi ve daha sonra da toplanan imzalar TBMM Baskanlgi'na iletildi. "DLMK'LARI KURALIM" KAMPANYASI DLMK ilk olarak 1990-91 ögretim yilinda Istanbul Sarigazi Lisesi'nde kitlesel bir senlikle tartisma asamasindan çikarak pratikte kendini gösterdi. Bu senlik, hem DLMK'nin kurulusunu ilan ediyordu, hem de DLMK'nin programinda yer alan kültürel faaliyetlerin bir baslangiciydi. Bu arada 10 Nisan Dünya Ögrencileriyle Dayanisma Günü'nde okullardaki fasist baskilari teshir etmek için boykot çalismalari yapildi. Ankara Liseli Devrimci Gençlik, Kasim ayinda sürdürdügü imza kampanyasinin ardindan Aralik ayinin basinda "Liselerde Gerici Fasist egitim Sistemine Hayir" ve "Demokratik Lise Için Mücadele Komiteleri Kuralim" kampanyasini baslatti. Kampanya çerçevesinde 6 okulda birer gün arayla kuslamalar yapilarak, bildiriler dagitilarak liseliler mücadeleye çagrildi. Son olarak da 17 Aralik 90 günü Ankara Ticaret Lisesi çikisinda bir gösteri yapildi. "Yasasin Liseli DEV-GENÇ" sloganlari Ankara'da ilk kez böyle açik bir gösteride duyuluyordu. DLMK'lara özel bir önem verilmeye baslanmasinin sonuçlari da kisa süre içinde alinmaya baslandi. Örgütlü olunan birçok lisede kurulan DLMK'larin liseli gençlikle bütünlesen bir gelisim gösteriyordu. Kimi liselerde 150-200 kisilik toplantilar dahi yapiliyor, ama ortalama 50'de kaliyordu. Aslinda bu rakam da belli bir duyarlilik içindeki insanlarin çok fazla ugrasmadan gelmesiyle ulasilan rakamlardi. Yani potansiyel emek harcandiginda örgütlenmeye ve harekete geçmeye hazir ve coskulu bir öz tasiyordu. DLMK'larin kendini pratikte ortaya koydugu dönem sonunda, yaz aylarina gelindiginde yapilan piknik ve senliklerdeki kitlesellik, liselerde varolan potansiyelin büyüklügünü açikça ortaya koydu. Örnegin '91 1 Mayis'ina LDG yaklasik 300 kisi tasimisti. 3 OCAK 1991; GENÇLIK ISÇILERIN YANINDA Zonguldak, maden isçilerinin Mengen'den çevrilen Ankara yürüyüsü... 90'nin sonunda Türkiye'nin gündeminde bu vardi. Yüzbin isçinin bu büyük direnisi bir genel grevi zorladi. Tüm emekçi halk kesimleri genel grev çagrisina sahip çiktilar. Genel Grev 3 Ocak'taydi. Istanbul Liseli Dev-Genç'liler 3 Ocak'la ilgili olarak basta kendi okullari olmak üzere Kadiköy merkez ve Bayrampasa bölgelerinde esnafa yönelik çalismalar yaptilar. Buralarda esnafa yönelik yaygin bir bildiri dagitma ve duvar yazilamalari yapildi. Bunun yani sira Bayrampasa'da "yasadisi" bir gösteri yapilarak esnaf 3 Ocak'ta kepenk kapatmaya çagrildi. Isyerlerine bildiriler gönderildi. Okul disinda, mahallelerde öncelikle kahve konusmalari hayata geçirilirken yazilama ve afislemeler yapilarak, pankartlar asilarak yaygin bir çalisma yapildi. Liselerde ögretmen ve ögrencilerle yapilan konusmalarla kitle genel olarak 3 Ocak konusunda duyarli hale getirilirken, 2 Ocak günü birçok lisede Liseli Dev-Genç imzali bildiriler dagitildi. Ayni okullara sinif konusmalari ve yazilamalari da yapilarak, kitle 3 Ocak günü okula gelmemeye çagrildi. Kagithane Lisesi, Vefa Poyraz Lisesi ve Anadolu'daki çesitli liselere pankartlar asilarak, boykot çalismalari yayginlastirildi. Boykot çalismalarinin çok etkili bir biçimde sürdürülememesi ve sinavlardan dolayi 3 Ocak'taki katilim çok güçlü olmadi. Behçet Kemal Çaglar Lisesi gibi çesitli liselerde ise ortalamanin üstünde bir katilim saglandi. BURSA LISELI DEVRIMCI GENÇLIK 3 Ocak genel grev çalismalarina Bursa'da katilan kesimlerden biri de Liseli Devrimci Gençlik'ti. Liseliler yogun bir sekilde ajitasyon-propaganda faaliyetlerini yürütüyor, genel greve omuz veriyordu. Dönem arasinda Liseli Devrimci Gençlik mücadeleyi tatil etmemis ve çalismalarini sürdürmüstü. Bu çabalar simdi sonuçlarini veriyordu. 12 Eylül döneminden sonra Bursa'da ilk kez Liseli Devrimci Gençlik pankartlari dalgalaniyor, liseli gençlik hem sorunlarina sahip çikiyor, hem toplumsal muhalefetteki yerini aliyordu. Bursa'da liseli gençlik hem 3 Ocak öncesi hem sonrasinda emperyalist savasa karsi faaliyetlerini süreklilestirmisti. Emperyalist savasa iliskin olarak da okul ve dershanelerin çikislarinda bildiri dagitimi ve kuslamalarla kitle duyarli hale getirilirken, siniflarda ve ders aralarinda sürekli olarak emperyalist savas konusu gündeme getirilip, tavir alinmasi gerekliligi kavratilmaya çalisiliyordu. 22 Subat'ta Ticaret Lisesi ögrencilerinin dagildigi sirada yapilan bir gösteri bu faaliyetlerin bir ürünüydü. Gösteride "Katil ABD, Ortadogu'dan ve Türkiye'den Elini Çek" sloganinin yer aldigi Liseli Dev-Genç imzali pankart asilirken, "Emperyalist Savasa Hayir" slogani atiliyordu. 1 Mayis 1991; LISELI DEV-GENÇ ALANLARDA 1 Mayis gösterileri Taksim'e dövizle giren iki devrimcinin sloganlari ve direnisleriyle basladi. 10.30'da Belediye-Is'in önünde ve Il Saglik Müdürlügü'nün önünde isçi ve memurlarin katildigi yürüyüsler yapildi. 12.30'da ise, Eminönü-Sultanhamam'da yapilan gösteri ve yürüyüste büyük bir cosku yasandi. Daha sonra Devrimci Gençlik ve Liseli Devrimci Gençlik gösteri ve eylemlerine devam etti. Kadiköy'de, Kocamustafapasa'da, Sirinevler'de yaklasik on alti gösteri ve halka yönelik konusmalar yaptilar. Kocamustafapasa'da Migros ve Garanti Bankasi, Sefaköy'de Garanti Bankasi, Kiziltoprak'taki ANAP ilçe binasi gösteriler sirasinda tahrip edildi. Liseli gençlik de 1 Mayis çalismalarinda yerini almisti. Liselerde sinif konusmalari yapildi, afisler asildi. 1 Mayis'ta derslere girmeme çagrisi birçok okulda kismen hayata geçerken, 50. Yil Lisesi 1. ve 2. siniflarinda hiç ders yapilmadi. Yildirim Beyazit ve Tuzluçayir liselerinde ise katilim yüzde 50'nin üzerinde oldu. FASIST SALDIRILAR CEVAPSIZ BIRAKILMIYOR Liselerin kapanmasina yakin günlerde, basta Gazi Mahallesi ve Küçükköy civarindaki liseler olmak üzere, lise idarelerinin ve ögretmenlerin de destegi ile, sivil fasist örgütlenmelerin yayginlastirilmasina ve saldirilarina hiz verildi. Ümraniye Lisesi'nde bayan ögrencilere laf atilmasi, Vefa Poyraz Lisesi'nde ögrencilere saldirilmasi, yine üniversitelerde yasanan son olaylar, oligarsinin elinin altinda tuttugu sivil fasist tercihi, daha yaygin kullanmaya baslayacaginin ipuçlarini veriyordu. Saldirilar sonrasi Ümraniye'de sivil fasistlerin barindigi Lunapark, Liseli Devrimci Gençler tarafindan basiliyor ve sivil fasistlere dersleri veriliyordu. 12 Haziran günü ise, fasist örgütlenmenin merkezi olan Küçükköy Milli Gençlik Vakfi, 23.30'da Liseli Devrimci Gençlik tarafindan tahrip ediliyor ve bu tahribat sirasinda, binanin zemin kati tamamen yaniyordu. Üst katta bulunan -ögrencileri kendilerine çekmek için binaya koyduklari- oyun makineleri de kullanilmaz hale geliyordu. Bina çevresinde yüzlerce Liseli Dev-Genç kuslamasi yapildigi görüldü. DEMOKRATIK LISE MÜCADELESINDE TALEPLERIMIZ Parali egitime son verilsin. Özel liseler, özel kolejlerde olusturulan ayricalikli egitim kaldirilsin. Egitime ayrilan pay arttirilsin. Meslek ve Ticaret liselerindeki staj adi altinda sürdürülen sömürüye son verilsin. Gerici-fasist egitim sistemi kaldirilsin. Ezberci egitim degil, arastirmaya, üretmeye, gelisime hizmet eden bilimsel egitim istiyoruz. Anadilde egitim hakki taninsin. Kürt-Türk, Alevi-Sünni vb. ayrim yapan soven egitime son verilsin. Polis-idare-sivil fasist isbirligine son verilsin. Fasist örgütlenmeyi ve kodrolasmaya son verilerek, anti-fasist ögretmenler üzerindeki baskilar kaldirilsin. Ögrencileri baski altinda tutmayi hedefleyen disiplin kurallari kaldirilsin. Kültürel-Sosyal faaliyetlerimiz üzerindeki baskilara son verilsin. DLMK tarafindan yayinlanan BIRLESELIM ÖRGÜTLENELIM KAZANALIM adli BROSÜRDEN DLMK Demokratik Lise Için Mücadele Komiteleri "1990 yilinda Istabul'da kurulmaya baslayan DLMK örgütlülükleri daha sonra Andolu'nun diger illerine de yayildi. DLMK liseli gençlik içinde olusturulan komiteler araciligiyla gençligin sorunlarini, taleplerini dile getirir. Parali egitim, dayak, not tehdidi vb. okullarda karsimiza hangi sorunlar çikiyorsa, liseli gençlik olarak bu komitelerde biraraya gelerek neler yapilmasi gerektigi tartisilir. Alinan kararlar yasama geçirilir. Bizlere dayatilan, insanlik onuruna yakismayan uygulamalara karsi bu komiteler araciligiyla mücadele ederiz. Bu komiteler içinde anti-fasist tüm liseli gençlik yer alabilir. Bu komiteleri bizler kuruyoruz. Komiteler bizimdir. Kendimizi ifade edebilecegimiz yerlerdir. Komitelerin çalismalari sadece okuldaki sorunlarla sinirli degildir. Isçilerle, memurlarla, gecekondu halkiyla dayanisma komiteleri kurduk. Dayanisma komitelerimizle emekçilerin direnislerine liseli gençlik olarak destek veriyoruz. Kültürel sosyal ihtiyaçlarimizi karsilayabilmek için kültür komiteleri kurduk. Bu komitelerle müzikten, tiyatroya halkin kültürüne, degerlerine sahip çiktik. Kültür komitelerimiz yaraticiligimizi, üretkenligimizi gelistirmeye hizmet ediyor. Okullardaki fasist baskilara, saldirilara karsi Savunma ve Mücadele Komiteleri kuruyoruz. Anti-fasist ögrenciler bu komitelerde yer alarak irkçi, kafatasçi fasizme karsi mücadele ediyor. Henüz bu komitelerin kurulmadigi okullarda ihtiyaç duyulan komiteler kurulmalidir. DLMK kuruldugu günden bu ana çesitli kampanyalarla, etkinliklerle (forumlar, seminerler, senlikler vb.) liseli gençligin sesi oldu. "Dayaga Hayir" kampanyalarindan parali egitime karsi protestolara kadar liseli gençlik DLMK ile tepkisini dile getirdi. Kürsü isgalleri, kantin boykotlarinda DLMK'lilar ögrenci gençligin hak alma mücadelesindeydi. Isçilerin, memurun, gecekondu halkinin yaninda, yürüyüslerin, grevlerin, direnislerin ayrilmaz bir parçasi oldu. DLMK, Istanbul'dan, Ankara'ya, Malatya'dan, Trabzon'a liseli gençligi tek bir çati altinda biraraya getirebildi." (DLMK'nin "BIRLESELIM ÖRGÜTLENELIM, KAZANALIM Brosüründen) LISELI DEV-GENÇ SEHITLERIMIZ 1981-1991 NECDET PISMISLER: (5 Kasim 1981) Liseli Dev-Genç ve Bursa'da mahalli birimlerde sorumluluklar almisti. Devrimci hareketin ilk kir gerillasi gelenegini yaratanlardandi. Ordu Aybasti'da 5 Kasim'da jandarmayla girdigi çatismada son mermisine kadar çatisarak sehit düstü. FERIT ELIUYGUN: (Aralik 1990) Ordu ili Fatsa ilçesinde dogdu. 1980 öncesi Liseli Dev-Genç saflarinda çalisti. Istanbul'da görev yapti. 12 Eylül sonrasinda tutsak düstü. Tahliye olduktan sonra DEV-GENÇ'in yeniden yaratilmasi sürecine katildi. Daha sonra SDB Ekip sorumluluguna getirildi. KAHRAMAN ALTUN: (16 Mart 1991) 1967 yilinda Kayseri'de dogdu. Liseli DEV-GENÇ saflarinda çalisti. Daha sonralari SDB üyesi oldu. Izmir'de ABD Disisleri Bakani James Baker'in Türkiye'ye gelisini protesto eylemi sirasinda elinde bomba patlamasi sonucu sehit düstü. FARUK BAYRAKÇI: (9 Nisan 1991) Faruk, devrimci mücadeleye '87 sonralarinda Liseli Devrimci Gençlik saflarinda katildi. 9 Nisan'da Izmir Karsiyaka'da kaldiklari üssün kusatilmasi sirasinda polisle girdigi çatismada SDB savasçisi olarak sehit düstü. Dersane Ücretleri Yüzde 41.4 Zamlandi Okullarin açilmasiyla dersane ücretleri geçen yila göre yüzde 41.4 artirildi. Geçen sene Türkiye genelinde ortalama 99 bin lira olan saat ücreti 140 bin liraya yükseltildi. Dersaneler üniversiteye hazirlanan ögrenciler için birinci basamak öncesi 200 saat, ikinci basamak öncesi ise 100 saat dolayinda ders veriyor. Okullarda verilen egitimin yetersiz olmasi ve çarpik egitim sisteminin bir yansimasi olarak dersanelere giden ögrenciler geçen sene en az 100 saat ders aldiginda dersanelere 3 trilyon 316.5 milyar lira ödediler. Yetkililerden alinan bilgiye göre Türkiye genelinde ortalama 30 bin lira olan en düsük saat ücreti 40 bin liraya, en yüksek saat ücreti de 243 bin liradan 400 bin liraya yükseltildi. Üniversiteleri parali hale getirerek üniversitelerin kapilarini halk çocuklarina kapatanlar üniversiteye girmek için dersanelere mahkum edilen ögrencilerin buralara gelmesini de bu zamlarla engellemeye çalisiyor. Böylece, parasi olan okusun parasi olmayan okumasin düsüncesi, dersanelerden baslayarak üniversitelere tasiniyor. Gazi Lisesinde Ögrencilere Polis Saldirdi Malatya Gazi Lisesi'nde 8 Kasim Cuma günü bir basin açiklamasi yapmak isteyen devrimci demokrat-yurtsever ögrenciler, polisin müdahalesi ile karsilasarak gözaltina alindilar. Polisin saldirisi, ilk olarak saat 11:15 de baslayacak basin açiklamasina katilmak üzere, Gazi Lisesi'ne gelen üç üniversite ögrencisini gözaltina almakla basladi. Okuyacaklari basin açiklamasiyla 6 Kasim sebebiyle YÖK'ü, okullardaki polis idare ve sivil fasist isbirligini, protesto etmek isteyen ögrenciler, üniversiteli ögrencilerin gözaltina alinmasi üzerine slogan atarak tepkilerini gösterdiler. Kendilerini engellemek isteyen kimi ögretmenlere de tavir alan ögrenciler, kisa bir süre sonra yeniden toparlanarak hazirladiklari basin açiklamasini okumaya basladilar. Bunun üzerine tekrar ögrencilere saldiran polis basin açiklamasini okumak isteyen ögrenciyi gözaltina aldi. Bu durum üzerine ögrenciler "Baskilar Bizleri Yildiramaz", "Susma Sustukça Sira Sana Gelecek" sloganlarini atarak polisle tartismaya girdiler. Ve son gözaltina alinan ögrenciyi serbest biraktirdilar. Ancak ögrencilerin gözaltina alinan üniversiteli ögrencilerin de serbest birakilmasini istemelerinden sonra polis, ögrencileri çembere alarak coplarla vahsice saldiriya geçti. Saldiri sonucunda Sinan Gürz, Mahir Gürz, Ulas Korkut, Salih Karakoç, Ozan Gül, Okay Kinik, Filiz Tüç, Zafer Aydogan, Güney Korkmaz, Cenk Karatepe, Erdal Imrek, Gökhan Imrek, Ilhan Kocaman Atilla Öztürk ve soy ismi belirlenemeyen Birsen isimli üniversiteli bir bayan ögrenci de dahil toplam 15 ögrenci gözaltina alindi. Gözaltina alinan ögrenciler bir gece emniyette tutulduktan sonra 9 Kasim Cumartesi günü adliyeye sevk edilerek tutuksuz yargilanmak üzere serbest birakildilar. Serbest birakilan ögrencileri, aileleri, Egitim-Sen'e ve bazi DKÖ'lere üye insanlar adliye önünde karanfillerle karsiladilar. 8 Kasim günü polis saldirisina ugrayarak gözaltina alinan ögrencilerle görüstük; Sinan Gürz: Bizim amacimiz basin açiklamasi yapmakti. Basin açiklamamizin amaci ise YÖK'ü okuldaki polis-idare sivil fasist isbirligini protesto etmekti. Basin açiklamasi Cuma günü 11:15'te olacakti. Herkese haber vermistik. Idarenin de bundan haberi vardi. Basin açiklamasina üç üniversiteli arkadas da gelmisti. Saat 11:15'te polis üniversiteli arkadaslarin kimliklerini almak istedi. Arkadaslar kimliklerini vermek istemeyince, arkadaslari gözaltina aldilar. Biz de arkadaslarimizin derhal serbest birakilmasini istedik. Arkadaslarimiz arabaya bindirilince biz de slogan atmaya basladik. Daha sonra 300 kisinin toplandigi bir grubun önünde bir arkadasimiz basin açiklamasi okumaya basladi. Bunun üzerine polis arkadasimizin okumasina izin vermedi. Biz tekrar slogan atmaya basladik "Susma Sustukça Sira Sana Gelecek", "Insanlik Onuru Iskenceyi Yenecek", "Savasa Degil Egitime Bütçe", sloganlarini attik. Bu süre içinde iki arkadasimiz halen sivil polislerin ellerindeydi. Biz 50 kisiye yakin bir toplulukla arkadasimizin serbest birakilmasini istedik. Bunun üzerine idareyle ve sivil polislerle aramizda sert bir tartisma geçti. Idare bir ekip daha çagirdi. Bu arada sivil ve resmi polisler joplarla bizlere saldirdilar. 15 arkadas gözaltina alindik ve Sümer Karakolu'na götürüldük. Ertesi gün ise savciliga çikarildiktan sonra tutuksuz yargilanmak üzere serbest birakildik. Son olarak söylemek istedigim baskilar ve yasaklamalar bizleri yildiramaz. Okuldaki haksizliklara karsi sonuna kadar mücadelemizi sürdürecegiz. Liseliyiz Hakliyiz Kazanacagiz. Yasasin Demokratik Lise Mücadelemiz." Salih Karakoç: Basin açiklamasini YÖK'ün açilis tarihini ve okuldaki polis- idare-sivil fasist isbirligini protesto etmek amaciyla yapacaktik. Ama polisler daha basin açiklamasini okumadan iki arkadasimizi gözaltina aldi. Biz arkadaslarimizin serbest birakilmasi için slogan atmaya basladik. Ama ardindan bizler de saldiriya ugradik Mahir Gürz: Amacimiz YÖK'ü ve polis idare-sivil fasist isbirligini protesto etmekti. Ama polisin gelmesiyle ve üniversiteden gelen üç arkadasimizi gözaltina almasiyla ortalik karisti. Bizler de arkadaslarimizin serbest birakilmasi için polis ve idare üzerinde baski olusturmaya çalistik. Yaklasik 250-300 kisinin katildigi basin açiklamasinda "Baskilar Bizi Yildiramaz", "Susma Sustukça Sira Sana Gelecek" sloganini attik. Bunun üzerine polis coparla saldirarak hepimizi gözaltina aldi. Kocasinan Lisesi'nde Fasist Saldiri Istanbul Kocasinan Lisesi'ne 12 Kasim günü gelen Sirinevler Ülkü Ocagi'na bagli sivil fasistler ile birlikte bu okulda okuyan fasist ögrenciler devrimci, demokrat ögrencilere saldirdi. Saldiri sirasinda 5 ögrenci çesitli yerlerinden yaralndi, bir ögrenci ise sivil fasistler tarafindan linç edilene kadar dövüldü. Ünivrsitelerde, liselerde gençlige saldiran, yaralayanlar Abddullah Çatlilar,Hüsyin Kocadaglar, Evrenler'in uzantilaridir. Bu saldirganlari yönetenler mafyaci katillerdir. |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 85
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() |
Çürümenin İçinde Büyümek İstemiyoruz Uyuşturucu Bataklığında Büyümek İstemiyoruz Üniversite Kapılarında Adaletsizlik İstemiyoruz Büyüdüğümüzde İşsizlik Bataklığında Boğulmak İstemiyoruzBunun İçin, Demokratik Bir Lise İstiyoruz Demokratik Bir Lise İçin, Özgür, Bağımsız Bir Ülke İstiyoruz Bunun İçin, Daha Bu Yaşta Bu Kavgada Biz De Varız
LİSELİ DEV-GENÇ ORTAÖĞRENİM GERÇEĞİ'nden... Ortaöğretim yaşına gelmiş 7.5 milyon çocuğumuzdan, gencimizden ancak 3.5 milyonu okuyabilme şansına sahip olabiliyor. Açıkta kalan milyonlarca genç, ya mahalle kahvelerini dolduruyor ya da bir iş bulabilirse gencecik yaşta kendisini ekmek kavgası içinde buluyor. Her geçen yıl büyük oranlarda artan öğrenci sayısına karşın okul sayısı hemen hemen yerinde sayıyor. 89-90'dan bu yana lise ve dengi okullara her yıl yaklaşık 300-400 bin yeni öğrenci kayıt yaptırırken, TV'lerdeki okul açma şovlarının ardındaki okulsuzluk gizleniyor. Artan öğrenci sayısına karşılık okul sayısındaki yetersizliğin korkunç boyutlara ulaşması, ikili, hatta üçlü öğretim uygulanmasıyla karşılanmaya çalışılmıştır. İkili öğretimle günlük süre kısaltılmış, ders saatleri de çok erken ya da çok geç saatlere sıkıştırılmıştır. Böylece öğretmenin ve öğrencinin verimliliği düşürülmüştür. Kentlerde bulunan 1703 ortaokulun 971'inde, yine ülkedeki bütün liselerin yarıya yakınında ikili öğretim yapılmaktadır. İkili öğretimin yapılmadığı ortaöğretim kurumlarının çoğunu özel ve yatılı okullar oluşturmaktadır. Ülke genelinde ortaokullarda ve liselerde derslik başına elli dört öğrenci düşüyor olması, eğitimin gerçeğini ifade ediyor. İstanbul'da kimi bölgelerde sınıf mevcutları 70-80'lere ulaşmıştır. 1991-92 ÖĞRENİM YILI; GELECEK GENÇLİĞİN Liseli Devrimci Gençlik yılın başlarında "Gelecek Gençliğin" şöleniyle kucakladı liselileri. 91 Ekim'indeki Şölen 12 Eylül'ün yaratmak istediği apolitik, yoz, gerici eğitimle kafaları köreltilmiş, kısacası tek tip ve robot bir liseli imajına bir cevaptı. Liselilerin kendi emekleriyle ördüğü şölende, yaklaşık 1500 yüreğin tek bir yumruk haline gelmiş coşkusu ve kararlılığıyla, kabına sığdırılamayan bir gençlik görülüyordu. Tiyatrolarından korolarına, dia gösterilerine kadar herşeyi liseli gençlik kendi özgüçleriyle ve becerisiyle yaratmıştı. Tiyatrolarında Spartaküs'ten Seher'e kadar bütün devrim şehitlerini canlandırdılar. Şölenin sonunda Grup Yorum ile birlikte liseli gençlik hep bir ağızdan türküler söyleyip halaya durdu. Aralık'ta Demokratik Lise İçin Mücadele Komiteleri (DLMK) "Liselerde Faşist Baskılara Ve Gerici Faşist Eğitime Karşı Mücadele Edelim. Amerikancı Kredi Sistemine Hayır" kampanyası düzenledi. Bu kampanyada 200 bin özel sayı dağıtılarak çok geniş bir liseli gençlik kesimine ulaşıldı. Kampanya kapsamında İstanbul Demokratik Lise İçin Mücadele Komiteleri, 20 Aralık günü bir gösteri düzenlediler. Lise ve ortaokul öğrencilerinin boyunlarına astıkları yaftalarda, siyasi iktidardan talep ettikleri demokratik istemleri yer alıyordu. Milliyet Gazetesi'nin önünden başlayarak, Hürriyet Gazetesi, Sabah bürosu ve Milli Eğitim Müdürlüğü'nün önlerinde ayrı ayrı gösteri yapan öğrencilerin eylemi, "Yaşasın Demokratik Lise Mücadelemiz" sloganı ve alkışlarla bitirildi. Liselilerin istemleri arasında "Ana dilde eğitim yapılması, örgütlenme, dernek kurma, üye olma önündeki engellerin kaldırılması, dayak, disiplin cezası, not baskısı, zorunlu din dersi, OSANOR (Okul-Sanayi İşbirliği), üniversite sınavlarının kaldırılması" gibi talepler yer alıyordu. Kampanyanın bir anlamda sonu olarak 23 Aralık'ta Bilsak'ta düzenlenen basın toplantısında bu sistemin "demokratik, çağdaş" bir maske ile sunulmasının sadece bir aldatmaca olduğunu vurgulayan DLMK'lılar, "Bizim amacımız kolay sınıf geçip boş kafalı ucuz işçiler olmak değil. Öğrenip gelişmek istiyoruz. Bunun için de örgütlenmeli ve birleşmeliyiz. Hep beraber Demokratik Lise için mücadeleye koşmalıyız" dediler. Basın açıklamasından sonra liselerdeki gerici-faşist, yoz Amerikancı sistemi anlatan bir oyun sergilenip tartışmalar yapılarak toplantı sona erdirildi. MARAŞ KATLİAMINI PROTESTO Liseliler çok gençtiler belki, ama ağabeylerinin aktardığı, okuyarak öğrendikleri bir belleği vardı onların. Katliamları, hele ki Maraş'ı unutmamışlardı bu yüzden. Maraş katliamının yıldönümünde eylemde olan kesimlerden biri de Sivas liseli gençliğiydi. Sivas'ta 23 Aralık günü Sivas Atatürk Lisesi bahçesindeki sağlık merkezi ile okul duvarlarına, Caddebostan ile Alibaba semtlerine Liseli Dev-Genç imzasıyla yazılamalar yapıldı. Duvarlarda "Maraş Katliamının Hesabını Soracağız", "Kahrolsun Gerici-Faşist Eğitim Sistemi, Yaşasın Mücadelemiz", "Polis-İdare İşbirliğine Son" sloganları yazılıyordu. Yazılar on civarında sivil polis tarafından kameraya alınıp, daha sonra da silinirken iki öğrenci gözaltına alındı. Okul idaresi yaptığı "olağanüstü" toplantıda okulda daha baskıcı bir yönetim uygulanmasını ve bazı öğrencilerin takibe alınmasını kararlaştırıyordu. Aynı gün geceyarısı iki öğrenci daha evlerinden alınarak zorla siyasi şubeye götürüldüler. Tüm bu saldırılara karşın liseliler mücadelelerini ve tiyatro, gazete, kütüphane ve forum gibi tüm çalışmalarının devam edeceğini belirterek, "Baskı ve tehditler bizi yıldıramaz" diyorlardı. Aynı günler içinde bazı liseler ve mahallelerde yapılan "Maraş Katliamının Hesabını Soracağız - Liseli Dev-Genç" imzalı yazılamalar da bunu gösteriyordu zaten. DAYAK... CENNETTEN Mİ? FAŞİST EĞİTİM DÜZENİNDEN Mİ ÇIKMA? Liseliler 11 Ocak'ta İstanbul'da gösteri yaptılar. Bu kez protesto ettikleri gerici eğitim sistemi ve onun bir ürünü olan dayaktı. Son dönemde iyice yoğunlaşmıştı çünkü. Onlar biliyorlardı ki, yöneticilerin ve öğretmenlerin gerekçeleri ne olursa olsun, dayağın altında yatan mantık, faşizmin "hizaya sokmak", susturmak mantığıydı. Bundan dolayı da zaman zaman kamuoyu tepkileri karşısında Hükümet yetkililerinin, "Soruşturma açacağız", "Düzelteceğiz", "Reform Yapacağız" açıklamaları gerçeği değiştirmiyor, dayaklar sürüyordu. İşte o günlerden yalnızca birkaç örnek. Ocak ayı başlarında Malatya Gazi Lisesi'nde Okul Müdürü Abdullah Göğebakar, bir öğrenciyi arkadaşları içinde tekme tokat dövdü. Saldırı tepkiyle karşılanırken, Şark Özgür-Der'liler okula giderek bir basın açıklamasıyla saldırıyı kınadılar. Şubat'ta Konya Gazi Lisesi'nde dayak olayının tekrar gündeme gelmesi olaya sessiz kalmayan Liseli Devrimci Gençlik'i harekete geçirdi. Liseli Devrimci gençlik dayağa karşı imza kampanyası düzenledi. İmza kampanyasına üniversiteliler de katıldılar. LİSELİ GENÇLİK HALKININ YANINDA 3 Mart akşamı Zonguldak Kozlu maden bölgesinde yeni bir katliam daha yaşandı. 300 işçi daha toprağa diri diri gömüldü. İşçiler, aileleri ölümlerin acısıyla sarsılırken, sendika işi ağırdan alıyor, oyalamacı bir tutumla tepkileri geçiştirmeye çalışıyordu. 5 Mart'ta Zonguldak Endüstri Meslek Lisesi'nde Liseli Devrimci Gençlik tarafından gerçekleştirilen boykot Zonguldak polisini şaşkına uğratırken, ölüm sessizliğini de parçaladı. Okulu tamamen boşaltan öğrenciler, Zonguldak caddelerinde yaklaşık bir buçuk kilometre yürüdüler. Ellerinde dövizleriyle ve sloganlarıyla yürüyen öğrencilere polis saldırısı sonucu 3 kişi gözaltına alındı. Saldırı karşısında gerilemeyen öğrenciler Kozlu'ya maden işçilerinin yanlarına giderek direnişlerini oraya taşıdılar. LİSELERDE NEWROZ Dicle Üniversitesi ve liselerde Newroz kutlamaları 20 Mart'ta yapıldı. Newroz kutlamaları gerçekleştilirken Atatürk Lisesi'nde 70 civarında öğrenci gözaltına alındı. 92 Newroz'u katliamlarla geldi. Cizre'de, Nusaybin'de, Silopi'de yüzlerce Kürt yoksul köylüsü katledildi. Liseli Dev-Genç Newroz katliamını protesto etmek için 27 Mart günü 30 kişilik bir grupla istanbul Hasköy Lisesi'ni işgal etti. İşgal Kürt halkına kalkan ellere "dur" diyen bir protesto eylemiydi. Okula girdikten sonra bütün sınıfları gruplar halinde üst katta bir araya toplayan liseliler, yaklaşık 1000 kişilik öğrenci grubuna işgalin gerekçesini anlatarak onları eyleme katılmaya çağırdılar. Okulun dış duvarına "Kürt Halkı Katledilemez-Liseli Dev-Genç" yazılı bir pankart asıldı. Bu sırada okul bahçesinde toplanan halk, liselilerin marşlarla, türkülerle süren eylemine ve konuşmalarına alkışlarla destek verdi. İşgali kırmak için gelen polis ise önce ailelerin barikatıyla karşılaştı. Resmi ve sivil polislerin okulun içine girme girişimleri ilk başta molotoflarla geri püskürtüldü. Bu arada çevredeki birkaç sivil faşistin polisle bir olup okula taş attığı gözlendi. Ailelerin barikatını yaran polis, yine molotof kokteylleriyle karşılaştı. Polis ancak iki buçuk saat sonra okula girebildi. 27 öğrenci vahşice dövülerek gözaltına alındı. Newroz katliamını ve liseli gençliğe yönelik bu saldırıyı protesto etmek için, 3 Nisan'da Kurtuluş'ta bir gösteri yapıldı. Gösteride Türk Ticaret Bankası molotof kokteyli ile tahrip edilerek "Yaşasın Beşiktaş ve Hasköy direnişimiz" sloganları atıldı. SORUNLAR HER YERDE 16 Nisan'da Adana Erkek Lisesi'nde yaklaşık 25 öğrenci Paksoy Kız Lisesi'nden bir grubun da katılımıyla İHD'de basın toplantısı düzenleyerek okuldaki faşist baskıları ve onur kırıcı davranışları protesto ettiler. Toplantıda, Müdür yardımcısı Enver Avcı'nın kız öğrencilere sarkıntılık yaptığını, Başmüdür Yardımcısı Mehmet Çalkamış'ın bir grup öğrenciyi demir sopayla parmak uçlarını kanatıncaya kadar dövdüğünü, 1000 lira olan karne parasının okulda 20.000 lira olarak alındığını dile getirirken, Demokratik Lise İçin Mücadele Komiteleri'ni oluşturduklarını da açıklayarak, tüm ortaöğretim gençliğine birlikte mücadele için çağrı yaptılar. Elazığ'da 1 Mayıs öncesi liseliler özelinde yoğunlaşan saldırılara tavırsız kalmayan Liseli Dev-Genç'liler Elazığ liseleri çapında baskıları protesto için 24 Nisan'da imza kampanyası başlattılar. "ŞARTSIZ KURUL" REZALETİ Öğretmenler henüz bir önceki yıl uygulamaya konulan "Kredili Ders Geçme Sistemi"nin içinden çıkamazken, Toptan'ın Şartsız Kurul'u işleri iyice karıştırdı. Şartsız kurula göre: üniversiteyi kazanan ancak lisede bazı derslerden başarısız olan öğrencilere kolaylık sağlanacaktı! Uygulanmasında rüşveti, çifte standardı, keyfiliği içeren Şartsız Kurul, çeşitli illerdeki okullarda protesto edildi. Sivas Atatürk Lisesi ve Sivas Lisesi'nde okuyan ve şartsız kuruldan yararlandırılmayan 400'e yakın öğrenci, velileriyle birlikte listelerin asıldığı 9 Eylül'de topluca Milli Eğitim Müdürlüğü'ne gittiler. Öğrenciler 10 Eylül'de yine topluca Valilik önünde oturma eylemindeydiler. Aynı gün Bakanlığa toplu telgraf çektiler. İstanbul Şehremini Lisesi'nde üniversiteyi kazandıkları halde şartsız kurula giremeyen 40 öğrenci Milli Eğitim Müdürlüğü önünde toplanarak bunu protesto ettiler. Gösteriye Kabataş Erkek Lisesi öğrencileri de katıldı. Antakya Kurtuluş Lisesi'nde şartsız kurulu protesto etmek için öğrenciler ve veliler 15 Eylül'de topluca Milli Eğitim Müdürlüğüne gittiler. Protestolarının karşılığı polisin çağrılması, tehdit ve gözdağı oldu. Veliler, müdür hakkında suç duyurusunda bulundular. Adana Mehmet Kemal Tunceli Lisesi öğrencileri şartsız kuruldan yararlandırılmadıklarını belirterek 17 Eylül'de bir basın toplantısı yaptılar. Açıklamada Bursa Lisesi ve Adana Erkek Lisesi öğrencilerinin de imzası vardı. Köksal Toptan şartsız kuruldan sonra parlak fikirlerini sunmaya devam ederek 92'nin eylül'ünde "Açık Lise" uygulamasını başlattı. Toptan'a göre "gönderilecek kitaplar ve televizyon programı aracılığıyla yapılacak açık lise eğitimi ile, özellikle kırsal kesimdeki yetişkinler ve okula gidemeyen genç kızlarımızın liseye gidememe sıkıntısı ortadan kaldırılmış olacak"tı! Ne güzel çözüm! Kürt gençliği ve yoksul emekçi halkın çocukları mektupla, TV'yle eğitim görecek, cebine milyonları koyup kayıt yaptıranlar ise özel okullarda okuyacaktı. 1992-93 ÖĞRENİM YILI; "KENDİ OKULUNU KENDİN YAP", DEVLET KAPATSIN! 1992-93 Öğrenim yılının başında "okulların kapatılması" sorunu vardı. Okulların açılmasına çok az bir süre kalmış olmasına rağmen, onlarca ilkokul, ortaokul ve lise çeşitli gerekçelerle kapatıldı. Birçok öğrencinin açıkta kalmasına neden olan bu uygulamalara öğrenciler, çoğu yerde velileriyle birlikte tepki gösterdiler. Kadıköy İlçe Milli Eğitim Müdürü Abdülkerim Denge tarafından gönderilen sözlü emirle, "okulda az öğrenci var" gerekçesiyle kapatılan İbrahim Ökten İlkokulu öğrencileri ve velileri, gösterilen gerekçenin doğru olmadığını belirterek uygulamayı protesto ettiler. Protesto eylemlerini okuldan ayrılmayarak geceli gündüzlü sürdüren öğrencilerin ve velilerin tepkileri üzerine 10 Eylül'de okulun yeniden açılması kararı alındı. 7 Haziran'da yenisinin yapılacağı söz verilerek yıktırılan Yedikule'deki Genç Osman İlkokulu öğrencileri, okula gittiklerinde yalnızca bir enkaz yığınıyla karşılaştılar. Bunun üzerine öğrenci velileri okulun enkazı önünde toplanarak durumu protesto ettiler. Feriköy 50. Yıl Lisesi okulların açılmasına bir hafta kala "okulda az öğrenci var" gerekçesiyle kapatıldı. Feriköy 50. Yıl Lisesi öğrencileri 8 Eylül'de Cağaloğlu'nda Hürriyet Gazetesi önünde "Okulumuzu Asla bırakmayacağız. Sonuna kadar direneceğiz" yazılı bir pankart açarak oturma eylemi yaptılar. Zemini sağlam olmadığı gerekçesiyle yıktırılan Büyükçekmece Osmangazi İlkokulu'ndaki 1500 öğrenci ve velisi de, yeni okulun yapılmamasını protesto için, Esenyurt Doğan Aras Bulvarı'nı işgal ederek, yolu bir süre trafiğe kapattılar. Jandarmanın velilere müdahalesi sonucu 20 veli gözaltına alındı. DLMK'NIN AÇILIŞ VE DOSTLUK ŞENLİKLERİ 25 Eylül'de Ankara Gazi Lisesi'nde DLMK'lı öğrenciler ellerinde DLMK yazılı kırmızı mendiller dağıtıyor, tüm öğrencileri şenliğe davet ediyorlardı. 12.30'da başlayan şenlikte DLMK'lı bir öğrenci, bu şenliği kendi iradelerinin yansıtılmadığı ve her şeyin idareciler tarafından belirlendiği resmi açılışlara karşı bir alternatif olarak yaptıklarını açıkladı ve öğrencileri kendi örgütlülüklerini yaratmaya, DLMK'larda yer almaya çağırdı. Grup Temmuz'un coşkulu şarkıları öğrencilerin de katılımıyla hep bir ağızdan söylenirken Anafartalar Polis Karakolu'na bağlı polisler şenlik yerine geldiler. DLMK'lı öğrenciler polise karşı kararlılıkla direnerek hiçbir arkadaşlarını vermediler. İstanbul'da ise 17 Ekim'de Okmeydanı'nda geleneksel dostluk şenliklerinin ikincisi yapıldı. İstanbul DLMK'nın gerçekleştirdiği şenlikte "Susma haykır, haykır ki, ezilmeyesin, haykır ki, horlanmayasın. Dayağa, not baskısına, faşist eğitime dur demek senin ellerinde. Gücünü birleştir ve demokratik lise mücadelesinde bir nefer de sen ol" yazılı DLMK dövizi bütün liselilere yapılan bir çağrıydı. LİSELİ GENÇLİKTE BİRLİK ÇABASI Bir önceki yıl, Bahçelievler Lisesi'nde dayağa, Tunceli'de kantin zamlarına, Barış Keleş'in intiharı ardından Vefa Lisesi'nde, Ayşe Balta'nın intihar girişiminden sonra İnsa Lisesi'nde idareye karşı gelişen kitlesel eylemlilikler, Küçükköy Endüstri Meslek Lisesi'nde oturma eylemleri liseli gençliğin çıkışlarının örnekleriydiler. Yani potansiyel büyüktü. Ancak bu potansiyel kucaklanamıyordu. İşte bu süreçte 92-93 öğrenim yılının başlarında Devrimci Öğrenciler Birliği (DÖ içinde bulunan çeşitli siyasal yoğunluklarla birlik konusunda belli gelişmeler sağlandı. Bu olumlu yaklaşımlar üzerine güç ve eylem birliği temelinde DEVRİMCİ LİSELİLER BİRLİĞİ adıyla bir panel düzenlendi. Ancak devamı gelmedi. Benzer birlik çağrıları geçmiş yıllarda da yapılmıştı. DÖB'ün masa başı toplantılarında 15 kafadan 15 fikrin çıktığı, kaos ve karmaşadan başka bir şey üretmediği koşullarda durmaksızın yapılan birlik çağrıları somut sonuçlar alınacak bir nitelikte olamıyordu. Liseli gençlik geleneksel olarak pratikte birlikte davranmakta bir hayli ileri bir noktada olsa da bu birlikteliği kurumlaştırma noktasında fazlaca bir ileri adım atamadı. Liselerdeki mücadele merkezileştirilemedi. Bu görev hala liseli gençliğin önünde duran bir görev olma özelliğini koruyor. YENİ ÖĞRENİM YILINDA DA GÜNDEMDE "DAYAK" VAR İstanbul Necip Fazıl Kısakürek Lisesi'nde beden eğitim dersi için istenen 15 bin lirayı vermeyen Aydın Başyürek beden eğitimi dersi öğretmeni tarafından dövüldü. Hemen olayın ardından 5 Kasım günü okulun önünde toplanan öğrenciler, paralı eğitim ve dayağı protesto ederek "Paralı Eğitime Son", "Dayağa Hayır" şeklinde sloganlar attılar. 3 Kasım Adana Düziçi Lisesi'nde Edebiyat Öğretmeni Ahmet Hakkoymaz, belinde ve bacağında platin olan Gökhan Aygül ile birlikte 3 öğrenciyi kıyasıya dövdü. Öğrencilerin aileleri suç duyurusunda bulunurken Arkadaşları ise aynı gün okul bahçesinde oturma eylemi yaparak derslere girmediler. Gaziantep Şehit Şahin Lisesi Müdürü Seyit Çapan'ın öğrencilere karşı keyfi uygulamaları ve polisle işbirliği 1 Kasım günü Liseli Dev-Genç tarafından bildiri ve okul duvarına yazılamalarla protesto edildi. 23 Aralık'ta Samsun 19 Mayıs Lisesi'nde İskender adlı bir öğrenci Edebiyat öğretmeni Yüksel Yumru tarafından dövüldü. Dayak olayından sonra öğrenciler okulun bahçesinde oturma eylemi yaparak "dayaklı eğitim"i protesto ettiler. HARAÇLARA, ATILMALARA KARŞI EYLEMLER Küçükköy Endüstri Meslek Lisesi DLMK'lı öğrenciler 16 Kasım'da sınıf konuşmaları yaparak öğrencileri kantini boykota çağırdılar. Öğretmenlerin ve idarenin engelleme çabalarına rağmen sınıf konuşmaları öğrencilerin alkışlarıyla karşılandı. Boykota okulun tüm öğrencileri katıldı. Karataş Lisesi'nde toplanan paraların okul dışı harcamalarda kullanıldığını belirten İzmir DLMK, okul müdürü M. Turan Baysal'ı durumu açıklamaya ve hesap vermeye çağırdı. İstanbul Etiler Lisesi'nde 6 öğrencinin gerekçesiz olarak okuldan atılmak istenmesi üzerine, aynı gün Öğrenci Birlikleri ve DLMK'lı öğrenciler lisenin önünde bir basın açıklaması ve sloganlarla idarenin bu tutumunu kınadılar. Yakıt parası diye öğrencilerden yüzbinlerce lira toplandığı halde öğrencilerin soğuğa terk edilmesini protesto eden Malatya Gazi Lisesi öğrencileri 26 Kasım'da dersleri boykot ettiler. Müdür muavini'nin odasını da işgal eden öğrenciler okulun iki gün tatil edilerek, sorunun çözüleceği sözünün verilmesi üzerine eylemi bitirdiler. İzmir Karataş Lisesi'nde Müdür yardımcısı Hüseyin Tüzün, lise ikinci sınıfta okuyan bir kız öğrenciyi döverek burnunu kırdı. Bunun üzerine Karataş Lisesi öğrencileri DLMK'nın önderliğinde dayağa ve keyfi disiplin cezalarına karşı 27 Kasım günü okul önünde toplanarak yolu trafiğe kapattılar. "Dayak Yemeğe Değil, Bilim Öğrenmeye Geldik" dövizlerini taşıyan öğrenciler sloganlar atarak Tüzün'ün istifasını istediler. Bahçelievler Lisesi öğrencileri 2 Aralık'ta okulun önünde bir gösteri yaparak baskılara son verilmesini istediler. Antakya Teknik Endüstri Meslek Lisesi'nde bir öğretmenin iki öğrenciyi dövmesi üzerine Antakya Teknik Endüstri Meslek Lisesi ve Kurtuluş Lisesi DLMK'lı öğrencileri Eğit-Sen binasında yaptıkları toplantıda öğretmenleri ve velilerini uğradıkları baskılara karşı duyarlı olmaya çağırdılar. LİSELİLER RESMİ-SİVİL FAŞİST SALDIRILARLA YÜZYÜZE 92 sonuna doğru, yani öğretim yılı başlayalı henüz pek fazla bir zaman olmamışken, sivil faşistler de gelişen devrimci potansiyele karşı devreye sokuldular. Ankara'nın Tuzluçayır, Abidinpaşa, Mamak gibi yoksul emekçi çocuklarının bulunduğu liselerde örgütlendirilen sivil faşistler 3 Aralık'ta parkta oturan öğrencilere saldırdılar. İstanbul'da, Elazığ'da sivil faşist saldırılar sürdü. Liseli Dev-Genç faşist saldırılara karşı tavırsız kalmadı. Onun geleneği anti-faşist mücadele içinde yoğrulmuştu çünkü. 4 Aralık akşam saat 19.30 sıralarında Beyoğlu Milli Eğitim Müdürlüğü Liseli Dev-Genç tarafından molotof kokleyliyle tahrip edildi. Hem faşist saldırıları, hem kayıpları protesto için liselerde yaygın bir şekilde yazılamalar yapıldı. 8 Aralık'ta Malatya Kürecik Lisesi'nde öğrenciler okullarındaki özel tim ve jandarma baskısını protesto etmek amacıyla dersleri boykot ettiler. 10 Aralık'ta İstanbul Küçükköy Endüstri Meslek Lisesi öğrencileri okullarındaki gerici-faşist eğitim ve dayağı protesto etmek amacıyla okul önünde bir gösteri yaparak yolu trafiğe kapattılar. 9 Aralık'ta Samsun 19 Mayıs Lisesi'nde öğrencilerden keyfi olarak para toplanmasını protesto eden öğrenciler, Okul Müdürü Rasim Akın tarafından dövülerek tehdit edildiler. 8 Aralık'ta İstanbul'da DLMK müzik çalışmasından dönen Hasköy Lisesi'nde okuyan bir öğrenci sivil faşistler tarafından kaçırılarak faşistlerin üssü haline getirilen bir eve götürüldü. DLMK'lı öğrenci burada dövüldü. Ali Bakır'ın sivil faşistler tarafından dövülmesi bildiriler ve Hasköy Lisesi'ne asılan pankartlarla protesto edildi. 12 Aralık'ta da Ali Bakır'ın sivil faşistler tarafından götürüldüğü Kalaycıbahçe'deki lastikçi dükkanı Liseli Dev-Genç tarafından molotoflandı. DLMK'lı öğrenciler 6 Ocak'ta Adana Erkek Lisesi önünde bir gösteri yaptılar. DLMK'lı öğrenciler tüm orta öğretim gençliğini keyfi para toplanmasına ve gerici-faşist uygulamalara karşı duyarlı olmaya ve örgütlenmeye çağırdı. 10 Aralık'ta Dikmen'de, 20 Aralık'ta da Nato yolunda bir DLMK'lı öğrenci polis tarafından kaçırıldılar. 18 Aralık'ta Etlik'te bir başka DLMK'lı kaçırılmak istendi. Kaçırma olaylarının ardından Ankara DLMK'lı öğrenciler Ankara Özgür-Der'de bir basın açıklaması yaparak saldırıları protesto ettiler ve bu yöntemlerin kendilerini yıldırmayacağını açıkladılar. DLMK İNİSİYATİFİ ARTIYOR Adana, Atatürk, Bursa, Çobanoğlu Ticaret, Merkez Ticaret kız ve erkek liselerinde okuyan bir grup öğrenci 14 Ocak'ta EĞİT-SEN Adana Şubesi'nde baskılara karşı çıkan bir basın açıklaması yaptılar. 8 Ocak'ta Elazığ Atatürk Lisesi'nde bir öğrenci Matematik Öğretmeni Remzi Can tarafından dövüldü. Elazığ DLMK'lı öğrenciler aynı günlerde "Dayağa Hayır" kampanyası başlattılar. Kampanya çerçevesinde Milli Eğitim Bakanlığı'na protesto telgrafları çekildi ve imza kampanyası başlatıldı. 15 Ocak'ta aralarında Atatürk Lisesi'nin de bulunduğu üç lisede boykot yapan DLMK'lı öğrenciler SHP binasında toplanarak bir basın açıklaması yaptılar ve dayağa karşı mücadele edeceklerini duyurdular. Ankara Tuzluçayır Lisesi'nde öğrencileri her fırsatta aşağılayan Milli Güvenlik Bilgisi Öğretmeni Atilla Kollu'ya karşı tavır alan DLMK'lı öğrenciler 20 Ocak'ta, öğrencilere ve öğretmenlere yüzlerce bildiri dağıttılar. Dağıtılan bildirilerde DLMK'lı öğrenciler Attile Kollu'yu teşhir ettiler. Okul idaresine taleplerini sıraladılar. Bildiriler etkisini göstermekte gecikmedi. Müdür Ali Demirdizen, DLMK'nın görüşme isteğini bu kez reddedemedi. Okuldaki öğrencilerin sorunları ve talepleri üzerine uzun bir görüşme yapıldı, müdürden sözler alındı. 19 Ocak'ta DLMK'lı öğrenciler Hatay EĞİT-SEN Şubesi'nde bir basın toplantısı yaparak öğrenciler üzerindeki baskılara ve keyfi para toplanmasına son verilmesini istediler. Adana Osmaniye Derviş Paşa Lisesi orta bölümünde okuyan beş öğrenci saçlarını uzattıkları gerekçesiyle müdür başyardımcısı tarafından okuldan atıldılar. 27 Şubat'ta yaklaşık 50 DLMK'lı öğrenci Osmaniye Özgür-Der'de bir basın açıklaması yaparak öğrencilerin atılmasını ve öğretmenin keyfi tutumunu protesto ettiler. LİSELİ GENÇLİĞİN KONTRGERİLLA SALDIRILARINA DİRENİŞİ Kürdistan'da özellikle 90'larda yaygınlaştırılmaya başlanan Hizbullah adıyla bilinen sivil faşist örgütlenmeler, 92-93'te liseleri hedef haline getirdi. Ergani Lisesi'nde sivil faşistlerin silahlı saldırısına uğrayan Mustafa Keser adlı öğrenci yaşamını yitirirken, Mustafa Gül adındaki öğrenci de yaralandı. Ergani Lisesi öğrencileri 2 Mart'ta arkadaşlarının katledilmesini protesto ettiler. Saldırının ardından hemen bir haftalık boykot kararı aldılar.Diyarbakır Fatih Lisesi'nde okuyan bir bayan yurtsever öğrencinin yüzüne kezzap döküldü. Yine Fatih Lisesi öğrencisi Devrim Berk de polisler tarafından evinin balkonundan atılarak öldürülmeye çalışıldı. Elazığ'da 21 Şubat'ta Avukat Metin Can ve doktor Hasan Kaya kontrgerilla tarafından katledildiler. Bu katliamı protesto eden Hozat esnafı 4 Mart'ta kepenk kapattı. Aynı gün Hozat'ta milislerin ve DLMK'lıların öncülüğünde bir yürüyüş yapılarak katliam protesto edildi. Yürüyüş boyunca "Kahrolsun Kontrgerilla", "Katiller Bulunsun Hesap Sorulsun", "Halkız Haklıyız Kazanacağız" sloganları atıldı. Yürüyüş Atatürk Meydanında oturma eylemine dönüştü. Oturma eylemine polisler, özel timler ve jandarmalar saldırdı. Saldırıda yaralananlar oldu. 18 kişi gözaltına alındı. Liselerde Newroz operasyonları başladı. Ziya Gökalp Lisesi'nde 13, Hüseyin Uluğ Lisesinde 20'ye yakın öğrenci gözaltına alındı. Sivas liselerinde Ramazan ayının gelmesiyle birlikte idare destekli sivil faşist saldırılar Kongre Lisesi ve Divriği Endüstri Meslek Lisesi'nde yoğunlaştı. Diyarbakır Cezaevi'nde tutsakların sürdürdükleri açlık grevine destek olmak amacıyla tutsak ailelerinden ve liseli gençlikten oluşan bir grup Diyarbakır HEP İl binasında açlık grevi yaptılar. Elazığ EHADKAD'lılar, TÖDEF'liler, DLMK'lılar, SAĞLIK-SEN'liler, YDG taraftarları ve duyarlı demokrat insanlar 10 Nisan'da cezaevlerindeki açlık grevini desteklemek amacıyla 3 günlük destek açlık grevi yaptılar. ORTAÖĞRENİMDE NE ÖĞRETİLİR? Eğitim on yıllardır değişmeyen, gerçek yaşamla hiçbir ilgisi olmayan, yıllarca önce yazılmış, Türk-İslam sentezine uygun olarak düzenlenmiş kitapların ezberletilmesiyle sürdürülmektedir. Amaç gençliğin dünyayı, yaşadığı çağı doğru kavramasını, uyanmasını engellemek, onu demokratik-bağımsız bir ülkede yaşama isteğinden ve kavgasından alıkoymaktır. Bu ders kitaplarında, örneğin, 1977'de yazılan ortaokul matematik kitabıyla, enflasyonun yüzde 100'lere vardığı bir dönemde kuruşluk problemlerle uğraşılır. Yabancı dil öğretim metotlarının birkaç yılda bir değiştiği ve geliştiği bir dönemde ortaokul öğrencilerimiz 1973'te yazılmış yabancı dil kitabını okumak zorunda bırakılır. Sanat tarihi kitabı 1953'te hazırlanmıştır. Yine liselerde okutulan tarih dersinde 1938'den sonrası hakkında hemen hiçbir şey yokken, mantıkta Aristo, biyolojide Darwin, fizikte Einstein yok sayılır. 1957'de yazılan Türk Dili ve Edebiyatı kitabı Reşat Nuri'yi geçmemeyi, ondan sonra edebiyatımızın "solcuların" eline geçtiğini söyler. Tarih kitapları "Avrupa'da köylü köle iken Türklerde hürdür" "Sultanların birinci görevi halkı baba gibi koruyup gözetmekti" vb. gibi safsatalarla doldurulup, gencecik beyinler dumura uğratılır. Kuşa çevrilen felsefe grubu dersleri bu haliyle bile "tehlikeli" görülmüş ve seçmeli ders haline getirilmiştir. Öğrencilerin topluca tiyatroya, sinemaya gitmeleri veya sosyal, kültürel bir etkinliğe katılmaları disiplin suçu olarak kabul edilmiştir. 1972'de yayınlanan, orta dereceli kurumlarda disiplin yönetmeliği ile, öğrencinin giyiminden saçına, konuşmasından okuduğu kitap ve gazeteye kadar herşey bu disiplin yönetmeliğinin kapsamı içine sokulmuştur. Kısacası ortaaöğretim kurumlarımızda 3.5 milyonu aşkın genç insanımız yalana, bilgisizliğe, şoven-gerici eğitime ve baskıya boyun eğdirilerek eğitilir. Tabii buna eğitim denirse!.. DEMOKRATİK LİSE İSTEYEN DLMK'LIDIR "Liselerde mücadele yaygınlaşıyor. Bir hafta içinde Adana'dan, Antakya'dan, Malatya'dan, İstanbul'dan, Ankara'dan, Mersin'den liseli gençliğin mücadele haberleri geliyor. DLMK'lılar var olan örgütlülüğü, bu denli yaygın bir mücadeleyi kucaklamaya yetişemiyor. Var olan potansiyeli örgütlü mücadeleye aktarabilmek için DLMK'ları her okula ulaştırmak gerekiyor. Gerici faşist eğitime karşı çıkan, demokratik lise için mücadeleyi omuzlamaya kararlı olan tüm unsurlar birer DLMK'lıdır ve kendilerini okullarında mücadelenin yönlendiricisi olarak görmelidirler. Mücadelenin geldiği boyut kendine güvenen, tek başına da olsa koyduğu inisiyatiflerle devrimci-demokrat kesimleri bir arada toparlayan insanları gerekli kılıyor. Sürece ayak uydurabilmenin yolu, gençliğin tepkilerini örgütlü hale getirmenin başta gelen adım olduğunu görerek, her okulda birer DLMK yaratmaktan geçiyor. DLMK liselilerin demokratik duyarlılığıdır, dayanışmadır, arkadaşlıktır, birlikte karar alma, birlikte mücadeledir." (Liseli Gençliğin Aralık, ‘92 Tarihli bir Çağrısından) LİSELİLERİN "AİLE" SORUNU Liselilerin işi "zor"! Polisten, okul idarelerinden korkmuyorlar da "ah bir de şu aileleri sorun çıkartmasalar." Kimileri "Seni okula okumaya gönderiyoruz, anarşist olasın diye değil" diyor. Kimileri ise alıyor Osmanlı sopasını eline "otur oturduğun yerde, bacaklarını kırarım" deyip basıyor tehdidi. Hepsi böyle mi düşünüyor. Değil tabii ki. Çocukları için "şu parası, bu parası, soyup soğana çevirdiler bizi. Çocukları okumaya gönderiyoruz, bir gün öğretmenden yiyorlar dayağı diğer gün polisten" diye düşünenler, yer yer hak verenler de çıkıyor. Ama yine de "Aman evladım, sen karışma geride dur" deme ihtiyacı duyuyorlar. Çoğunluğu da liseye gelmiş kızlarına, oğullarına çocuk gözüyle bakıyor, ciddiye almıyor ve onları dinleme zahmetine bile katlanmıyorlar. Neredeyse liselilerin en büyük sorunu aileleri oluşturuyor. "Ne yapsak şu aileleri" diye düşünüyorlar. Atsan atılmıyor, satsan satılmıyorlar. Kendilerine ayak bağı olduklarını düşünüyorlar. Ve bu bağı çözmeye çalışırken de işlere kendilerini tam olarak vermiyorlar. Ailelerin tepkilerine karşı kimileri "sert", sözüm ona "radikal" olmak gerektiğini düşünüyor. "Ben bu yaşıma geldim bana karışamazsınız" deyip kestirip atıyor. Ailesinin ağzından bir şey çıksa, kafasına koymuş "evi terk etmeye de" hazır. Kimileri ise kederli. Aile problemine bir türlü çözüm bulamamasının sıkıntısını taşıyor. Annesinin babasının kırılmasına, üzülmesine razı olmuyor. Devrimcilik de çekiyor, ondan da vazgeçemiyor ve iki arada bir derede dönüp duruyor. Ama onlara açık olalım. Gerçekleri tüm çıplaklığıyla görmelerine yardımcı olalım o zaman sağlıklı değerlendirmeler yapacaklar. Ve yavaş yavaş bize hak vereceklerdir. Ailelerimizin bizi desteklemesi için, öncelikle bizleri devrimci olarak kabul etmeleri ve ciddiye almaları gerekiyor. Sözgelimi evde derbeder, sofraya yemeğin önüne gelmesini bekleyen tipleri düşünelim. Onları değil anne babaların, hiç kimsenin ciddiye alması düşünülemez. Elbetteki böylelerini karşısında gören anne ve babalarımızı "sen önce kendine bak, sonra devrim yaparsın" diyecektir. Onlar karşısında olgun, çalışkan, söyledikleriyle yaptıkları arasında uyumluluk olan kişiler görmek ister. Devrimci olmak da bunu gerektirir. Karşısında dürüst, fedakar, düzenli ve disiplinli birini gören hangi aile çocuğunun devrimci olmasından gurur duymaz. Yeter ki biz onlara gerçek bir devrimci yaşantının örneklerini sergileyelim. Bizler ailelerimizin umuduyuz. Bu düzen sınırları içinde hiçbir gelecek garantisi olmayan ailelerimiz geleceklerini bizde görüyorlar. Bu olgunlukla hareket etmeliyiz. Onlara sadece kendilerinin değil tüm dünya halklarının umudu olduğumuzu kavratmalıyız. Bunun için devrimci olmak gerekiyor. Devrimci gibi yaşamak gerekiyor. Ailelerimiz öğrenmek istiyor. Önlerinin açılmasını istiyor. Onların elinden tutmalıyız. Ellerini bize uzatmaları için onlara yeterli güveni verebilmeliyiz. Bu da tutarlılığımızla mümkündür. KÜRDİSTAN'DA ORTAÖĞRENİM Milli Eğitim Bakanlığı'nın açıklamalarına göre 92-93 öğretim yılına 27 bin öğretmen açığı ile girildi. Resmi ağızda "Güneydoğu ve Doğu Anadolu" bölgelerine atanan 7 bin öğretmen can güvenliği nedeniyle göreve başlamadı. Kürdistan'da son bir yıl içinde 18 EĞİT-SEN'li vuruldu. Bugün Kürdistan'da yaklaşık 2250 okul kapalı bulunuyor. Bunların çoğunluğu "güvenli olmayan yerleşim birimleri"nde bulundukları için açılmadı. Jandarma ve kaymakamlıklardan Milli Eğitim müdürlüklerine gönderilen yazıdan yola çıkılarak bu yöredeki okulların yüzde 80'i kapalı tutuluyor. Kürdistan'da liseli gençlik ulusal bilince en coşkulu biçimde sahip çıkan kesimlerden birini oluşturuyor. Liseli gençlik kepenk kapatma eylemlerine, cenaze törenlerine, Newroz vb. kutlamalara okullarında geliştirdikleri eylemlerle destek veriyor ve mücadelenin içinde yer alıyorlar. Ancak bu mücadelenin bir dezavantajı da var. Gelişen eylemlere rağmen yaygın bir örgütsüzlük sözkonusu olduğu ve yalnızca okul dışına yönelik bir hareketlilik olduğu için eylemler süreklilik kazanamıyor. Anadilde eğitim hakkını, gerici-faşist kültüre karşı kendi ulusal kültürünü, milliyetçi politikalara karşı kendi ulusal değerlerini dayatmayan, demokratik lise talebi olmayan bir lise mücadelesi, koşullarda değişmeler yaşandığında, sadece tepkisellik noktasında tıkanıp kalma tehlikesiyle sık sık yüz yüze geliyor. Ve okullarda uzun dönemli kesintiler yaşanıyor. Kürt gençliğinin ulusal taleplerini ve liseli bir öğrenci olarak taleplerini birleştiren bir mücadele ise Kürdistan'da önemli dinamiklerden biri olmaya aday olduğunu bugüne kadarki süreçte fazlasıyla gösterdi. Yaşasın Gençliğin 6 Kasım Zaferi!6 Kasım 1996 boykotunun başarısında pay sihibi olan başta TÖDEF olak üzere bu uğurda hazırlık yapan, emek veren tüm öğrenci gençlik örgütlenmelerini kutluyoruz. 6 Kasım boykotu baskılar, katliamlar, işkenceler, kaçırıp kaybetmelerle halkı ve gençliği sindirmeyi amaçlayan faşist mafya-kontrgerilla devletine verilmiş bir cevaptır. Karşımızda olanca gücüyle; polisi, askeri, meclisi, faşist güçleri ve mafyasıyla saldıran bir kontrgerilla devleti vardır. Bu noktada gençliğe ve tüm halka karşı savaş açmış devleti iyi tanımalı ve halkın mücadelesini büyütmeliyiz. 6 Kasım zaferi biz yurtdışındaki gençliğe de motivasyon aşıladı. Bu başarı Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Gürcü, Alevi-Sünni... tüm halklarımızın başarısıdır. Başarı yurtdışındaki halklarımızın ve yurtdışındaki öğrenci gençliğin başarısıdır. Bu başarı tüm dünya halklarının ve geçliğinin başarısıdır. Bize düşen, oluşan bu değerleri tüm dünyaya yaymak ve geliştirmektir. Kendi gücümüzü sizin yanınıza katabilmektir. Devrimci Gençlik Üniversite gençliğinin gücünün meclislerle harekete geçirildiğinde, gençlik mücadelesi yenilmez ve yıkılmaz kılınacağına inanmaktadır. Çok daha büyük 6 Kasımlar yaratabileceğimiz inancıyla sevgilerimizi, saygılarımızı yolluyoruz. Avrupa DEVRİMCİ GENÇLİK Malatya Gazi Lisesi'nde Polis ve İdare TerörüGazi Lisesi öğrencileri YÖK'ü ve paralı eğitimi protesto etmek için bir basın açıklaması yaptılar. Açıklamadan sonra polis öğrencilere saldırarak gözaltına aldı. Daha sonra gözaltından bırakılan öğrencileri polisler takip ederek tehdit etti. Ayrıca Gazi Lisesi öğrencilerinden Okay Kınık'ın üzerine polis araba sürerek saldırmıştır. Üniversitelerde olduğu gibi liselerde de paralı eğitime ve YÖK'e karşı öğrencilerin mücadelelerini yükseltmeleri üzerine polis öğrencileri tehdit, baskı ve gözaltılarla yıldırmaya çalışmaktadır. Basın açıklaması sonrası gözaltına alınan ve daha sonra bırakılan Gazi Lisesi öğrencilerinden Salih Karakoç, Okay Kınık, Mahir Gürz, Sinan Gürz polisler tarafından sürekli tehdit edilmektedir. Bu öğrencilerden Okay Kınık'ı 12 Kasım günü takip eden polis öğrencinin takibi görmesi üzerine arabayı üstüne sürerek onu ezmeye çalışmıştır. Öğrenciler yaptıkları açıklamada başlarına gelebilecek her şeyden Gazi Lisesi İdaresi'nin ve Malatya polisinin sorumlu olduğunu belirttiler. |
|
|
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: bolum 1 |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Adana Liseli Genç Umut İmza Kampanyasını Coşkulu Bir Eylemle Başlattı | yksel | HALKEVLERİ | 6 | 11-26-2008 14:00 |
| Liseli gençlik çalışmasının sorunları | metin_new | Devrimci Gençlerde Mücadele ve Örgütlenme | 5 | 07-19-2007 07:16 |
| Liseli Genç Umut Geleceğine Sahip Çıktı | yksel | HALKEVLERİ | 0 | 07-04-2007 13:08 |
| Küçükçekmece'de bir genç, önce arkadaşlık teklifini kabul etmeyen genç kızı, sonra ke | burjuva-haberci | Güncel Haberler | 0 | 06-12-2007 03:22 |
| Başkent'te metro lokomotifi, bir genç kıza başından çarptı. Yaralanan genç kız, o sır | burjuva-haberci | Güncel Haberler | 0 | 06-07-2007 03:55 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 01:11 .