Komunist Forum
Geri git   Komunist Forum > SİYASET BÖLÜMÜ > Devrim Tarihi

Devrim Tarihi Dünya ve Türkiye devrim tarihinde unutulmayanlar...

Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 02-02-2009, 15:03   1 links from elsewhere to this Post. Click to view. #1 (permalink)
 
trockii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 336
Thanks: 0
Thanked 3 Times in 2 Posts
Tecrübe Puanı: 3
trockii Seçkin bir yolda.
Standart Devrimci marksizm ve troçki

1940 Mayıs'ında, Troçki, "Stalin Benim Ölümümü Arıyor" adlı makalesinde geleceği öngörür gibiydi. 3 ay sonra 20 Ağustos 1940'ta Meksika Coyocan'da Stalin'in ajanı Roman Mercador Troçki'yi kafasına vurduğu bir buz kıracağıyla ağır biçimde yaralamış ve Troçki bir gün sonra ölmüştü. Bu cinayet Stalin'in eski Bolşeviklere yönelik cinayetlerinin en sonuncusu ve en zarar verici olanıydı. Bunun nedenini 1935'te yazdığı bir makalede, Troçki'nin anlatımıyla dinleyelim: "... yaptığım işin 'yeri doldurulamaz' olduğunu söyleyemem, 1917-1924 döneminde bile. Halbuki şu anda yaptığım kelimenin tam anlamıyla 'yeri doldurulamaz' bir şey. Bu ifadede en küçük bir övünme yok. İki Enternasyonal'in çöküşü, bu Enternasyonallerin şeflerinden hiçbirinin altından kalkamayacağı bir sorun yarattı. Kişisel yazgımın özel koşulları beni bu sorunla karşı karşıya getirdi, ciddi bir tecrübeyle tepeden tırnağa silahlanmış olarak. İkinci ve Üçüncü Enternasyonal şeflerinden gına getirmiş yeni kuşağı devrimci bir metotla donatmak, ben hariç hiç kimsenin başaramayacağı bir görevdir."(Troçki, Sürgün Günlüğü, s.63, Yazın Yayıncılık)
Nasıl Lenin 1.Dünya Savaşı'nda 2. Enternasyonal'in ihaneti karşısında Marksimin değerlerine sahip çıkıp onu yaşatmayı başardıysa, Troçki de, Lenin'in ölümünden sonra, yükselen bürokrasinin Rusya'da ve komünist partiler aracılığıyla bütün dünyada Marksist geleneği tahrif etmesine karşı savaştı ve katledildiğinde Marksist mirası temiz bir bayrak olarak gelecek nesillere bırakmayı başardı.
Troçki'nin bütün yaşamı işçi sınıfına ve onun sosyalizm mücadelesine adanmıştı. Troçki, ilk defa tutuklanıp hapse girdiğinde daha 19 yaşındaydı. 2,5 yıllık hapis sonrası Sibirya'ya sürgün edilmişti. İlk Rus Devrimi olan 1905 Devrimi sırasında devrimin başkenti olan Petrograd Sovyeti'nin başkanı oldu. 1917 Ekim Devrimi'nde devrimin kalbi olan Petrograd'ın Sovyet başkanı yine Troçki'ydi. Bolşevik Parti devrim çağrısı yapmaya karar verdiğinde, oluşturduğu Devrimci Askeri Komite ile sovyetik ayaklanmayı doğrudan örgütleyen oydu. Stalin, 6 Kasım 1918'de yazmış olduğu 'En Seçkin Parti Liderlerinin Rolü' makalesinde Troçki'nin devrim sırasındaki rolünü şöyle ifade ediyor: "Ayaklanmanın pratik örgütlenişi çalışmasının bütünü Petrograd Sovyeti Başkanı olan Troçki'nin doğrudan liderliği altında yürütüldü. Kesin olarak söylemek mümkün ki, parti, garnizondaki dengenin bozularak ibrenin Soveyet'e kaymasını ve Devrimci Askeri Komite'nin çalışmasının yaşama geçirilmesindeki cesareti esas olarak ve herkesten önce yoldaş Troçki'ye borçludur."
Devrimin dikkatli gözlemcilerinden Sukhanov, Troçki'yi şu haklı ifadelerle anlatıyordu: "Devrimci kurmaydaki görevinin dışında kendisini parçalarcasına Obukhovski fabrikasından Trubochny'ye, Putilov'dan Baltık'taki tesislere, binicilik okulundan kışlaya koşuşturup duran Troçki, sanki her yerde aynı anda konuşuyordu. Gerek yığınlar gerekse kurmay personel üzerinde kurduğu nüfuz kesin bir belirleyiciliğe sahipti. O günlerin en önemli şahsiyeti ve tarihin bu önemli sayfasının önde gelen kahramanı oydu." (Sukhanov, Op.Cit., S.578)
Rus Devrimi'ni en iyi anlatan eser kabul edilen "Dünyayı Sarsan On Gün" kitabında John Reed, Troçki'nin Lenin'le birlikte devrimin en önemli önder olduğuna tanıklık yapar. Lenin'in milyonlarca kopyasının basılmasını ve diğer dillere çevrilmesini tavsiye ettiği bu harika eser Stalin döneminde Sovyet ve diğer resmi komünist partilerin basım listelerinden çıkarılmıştı. Bunun nedenini anlamak pek zor değil. Lenin'in kitap boyunca 63, Troçki'nin 53, Kamanev'in 8, Zinovyev'in 7 ve Stalin ile Buharin'in 2 kere geçmesi bile durumu açıklıyordu. Bu sayılar sadece gerçek durumu, devrim sırasında adı geçen kişiliklerin etkinliklerini anlatmaktan başka bir şey yapmaz.
Troçki sadece 1905 ve 1917'de Petrograd Sovyeti'nin başkanı, Ekim Devrimi'nin iki önderinden biri değil, devrimden sonra da devrimin zaferi için her türlü yükü omuzlamış birisiydi: Dışişleri Komiserliği, Kızıl Ordu'nun kurucusu ve önderi, 3. Enternasyonal'in ilk 4 kongresinin tezlerinin Lenin'le birlikte mimarı.

Rusya'da ve uluslararası kamuoyunda Lenin-Troçki hükümeti olarak bilinen hükümetin devrim sonrasında önünde zorlu bir mücadele devam ediyordu. En hayati görevlerden birisi devrimin Beyazlara ve diğer emperyalist ülkelerin saldırılarına karşı savunulması için Kızılordu'nun kurulmasıydı. Devrimi korumak için bu önemli görev devrimin en güvenilir liderlerinden birine Troçki'ye verilmişti. Deutscher, 1917 Ekimi'nde eğitim görmüş kızıl muhafızların sayısının Petrograd'da 4 bin, Moskova'da ise 3 bin olduğunu söylüyordu. Kızılordu bu ufak sayılardan 2,5 yıl içinde beş milyona çıkacaktı. Lenin, Gorki ile bir söyleşisinde Troçki'den işte şöyle söz ediyordu: "Bir tek yıl içinde örnek bir ordu örgütleyen ve askeri uzmanların saygısını kazanan başka bir adam gösterin bana. Elimizde böyle bir adam var. Her şeyimiz var. Ve harikalar yaratacağız." (Maksim Gorki, Lenine et le Pysan Russe, s. 95-96) Stalinist rejim tarafından, bu sözler, Lenin eserlerinin sonraki baskılarından çıkarılmıştır.
Troçki'nin hayatının en önemli dönemine, Marksist geleneği devam ettirmek için Stalinist bürokrasiye karşı mücadele verdiği döneme, geçmeden önce Troçki'nin Marksizme en büyük katkılarından biri olan Sürekli Devrim teorisini incelememiz gerekir.
Sürekli Devrim Teorisi

Her ne kadar Troçki, hayatının sadece son 15 yılını yeri doldurulamaz olarak görse de kökenlerini Marks'ta bulan sürekli devrim teorisi onun geri kalmış ülkelerde iktidarın işçi sınıfının eline geçmesi konusunda Marksizme önemli bir katkısıdır.
Sürekli devrim teorisine göre, 1789'da Fransız Devrimi'nde yaşanan durumun aksine, artık burjuvazi arkasına halk kitlelerini alarak iktidarı ele geçirmek için feodalizmin hakim sınıflarına karşı bir devrime girişmeyecektir. Çünkü burjuvazinin proletaryadan korkusu feodalizme yönelik nefretinden büyüktür. Bu nedenle demokratik görevler ancak köylülük ve küçük burjuva unsurları peşine takan proletarya tarafından gerçekleştirilebilir. Ama, proletarya kendisini demokratik görevler ile sınırlandıramaz. İktidarı aldığı andan itibaren, proletarya, diktatörlüğünü inşa etmeye başlar. Bu diktatörlük öncelikle demokratik görevleri yerine getirir ve devrimin diğer ülkelere yayılmasıyla eş anlı olarak sosyalist görevlerin gerçekleştirilmesine başlar.
Troçki eşitsiz ve bileşik gelişme yasası nedeniyle geri ülkelerin gelişmiş ülkelerle aynı rotayı -önce burjuva demokratik devrim, sonra sosyalist devrim- izlemek zorunda olmadığını söyler:
"Geri bir ülke ileri ülkelerin maddi ve ideolojik kazanımlarını sahiplenir... İleri ülkelerin çekicisinin peşine takılmak zorundaki geri bir ülke sıraya uymaz: tarihsel olarak geri bir durumun sunduğu imtiyaz... bir halka, bir dizi ara aşamayı atlayarak, daha zamanı gelmeden önce, yaratılan her şeye ulaşma imkanı tanır ya da daha doğrusu onu buna zorlar... Amerika'yı sömürgeleştiren Avrupalılar tarihe yeniden başlamadılar... Tarihsel bakımdan geri bir ulusun gelişmesi, zorunlu olarak, tarihsel sürecin farklı evrelerinin özgün bir kombinasyonuna yol açar."(Troçki, Rus Devriminin Tarihi I: Şubat Devrimi: Çarlığın Devrilmesi, s. 14-15, Yazın Yayıncılık)
Troçki ülkenin büyüklüğüne oranla küçük ama yoğunlaşmış bir sınaiye sahip Rusya'da proletaryanın politikaya etkisinin ABD gibi gelişmiş bir ülkeden daha belirleyici olabileceğini söyler. Bu nitelikleriyle
"işçilerin ileri bir ülkeden önce, ekonomik olarak geri bir ülkede iktidara gelmeleri mümkündür." (Troçki, Sürekli Devrim, Sonuçlar ve Olasılıklar, s. 200, Yazın Yayıncılık) Ancak Troçki ulusal arenada başlayan bu devrimin diğer ülkelere yayılmaması koşulunda yenilgisinin kaçınılmaz olduğunu vurgular. 1848 devrimlerinden sonra Fransa'daki girişimlerin başarısızlığını açıklarken Marks da devrimin ulusal sınırlarla sınırlı kalmayıp yayılmasının ölüm kalım meselesi olduğunu vurgulamıştı.
"İşçiler, nasıl burjuvaziyle yanyana kendilerini özgürleştirebileceklerine inanıyorlardıysa, aynı biçimde, öteki burjuva uluslarla yanyana, ve Fransa'nın ulusal sınırları içinde bir proleter devrimi tamamlayabileceklerini düşünüyorlardı. Ama Fransa'nın üretim ilişkileri, dış ticaretiyle, dünya pazarındaki konumuyla ve bu pazarın yasalarıyla koşullanmıştır; Fransa, dünya pazarının despotu İngiltere üzerinde de etkisi olacak bir Avrupa devrimci savaşı olmadan bunları nasıl kırabilirdi?"(Karl Marks, Fransa'da Sınıf Savaşımları: 1848-1850, s.42, Sol Yayınları, Ankara: 1996)
1905 devriminden sonra formülize edilen bu teori sanki gelecekte olacakları anlatır gibidir. 1917 Ekim Devrimi, sürekli devrim teorisinin en önemli ispatı olacaktı.
Troçki Bolşevik Mirasa Sahip Çıkıyor


Lenin, Alman devriminin başarısız olması durumunda Rus devriminin kaybedeceğini bir çok defa vurgulamıştı. Gerçekten de öyle oldu, devrim dalgasının Almanya ve Macaristan’da kaybetmesinin ardından uluslararası sermaye Rusya’daki işçi iktidarını boğmak için karşı devrimci orduları örgütledi. Çıkan iç savaşta tam 6 milyon insan öldü, bunların 4 milyonu Kızılordu saflarındaydı. İşçi sınıfının en kararlı unsurları ve komünistler cephede ilk ölenlerdi. İç savaş boyunca sanayi yok olma noktasına geldi, şehirler açlıktan kırıldığı için boşaldı. İç savaş devrimi boğamamıştı ama öldürücü darbeyi de vurmuştu. Rusya, iç savaştan en dinamik kesimlerini kaybetmiş, çökmüş olarak çıktı. İşçi sınıfının maddi varlığının hemen hemen sona erdiği koşullarda Bolşevik Partisi kendini sovyetlerde işçi sınıfı yerine ikame etmek zorunda kaldı. Ayrıca on binlerce parti üyesi işçi devleti memuru haline geldi. Bu memurları seçecek, denetleyecek ve gerektiğinde görevden alabilecek işçi sınıfı iç savaş boyunca atomize olmuştu. Bu koşullar, işçi iktidarını yıkan bürokrasinin ayrıcalıklı bağımsız bir güç olarak ortaya çıkışının maddi temellerini oluşturdu. İç savaştan sağ çıkmayı başaran işçi devletini önemli bir tehlike daha bekliyordu: şehirleri daha fazla beslemek istemeyen köylüler. Yeni Ekonomik Politika (NEP) ile birlikte köylülelere istedikleri tavizler verildi; özel sektörün bir serbest pazar oluşturmasına imkan sağlandı. Şehirlere gıda arzını artırmak için girişilen bu politikanın bedeli, işçi sınıfının gücünün mülk sahipleri lehine azalması ve bürokrasinin hem partide hem de işçi devletinde konumunu hızlı bir şekilde güçlendirmesi oldu. İç savaş ertesinde, Bolşeviklerin hükümet olmaya devam edeceğinin anlaşılmasıyla parti kariyeristlerin akınına uğradı. bu da güçlenen bürokrasinin partide yükselebileceği zemini sağladı. Stalin’in hızla yükselişi ile bürokrasinin hızlı gelişimi paraleldi. Durum bir süre sonra ayrıcalıklı bürokrasinin kendini bir sınıf olarak örgütleyip proletarya iktidarının temellerini yavaş yavaş yıkmasıyla sonuçlanacaktı. Lenin de bürokrasinin güçlenişinin ve devletteki
yozlaşmaşmanın farkındaydı: "Bizim şu andaki devletimiz bürokratik bozuklukları olan bir işçi devletidir... Devletimiz öyledir ki, tamamen örgütlü proletarya kendisini ona karşı korumalıdır; eğer işçilerin devletimizi korumalarını bekliyorsak, işçi örgütlenmelerinden, işçilerin kendilerini kendi devletlerine karşı korumaları için yararlanmalıyız..." Lenin bu gidişatı yaşamının son yıllarında iyiden iyiye hissetmişti. Partinin merkez komite üye sayısının 100 çıkarılmasını ve bu üyelerin genç işçilerden oluşmasını ısrarla istedi. Ne var ki, bu isteğini hayata geçirme fırsatı bulamadı. (Burada bir parantez açmak gerekli. Lenin böyle bir fırsata sahip olsaydı da, bürokrasinin yükselişini engellemek için merkez komite ve partide yapılacak değişikliklerin yetmeyeceğini; bürokrasinin üstünde yükseldiği maddi temeller -Rusya gibi geri bir ülkede sıkışıp kalan işçi iktidarının imdadına dünya devriminin yetişmemiş oluşu- yok edilmeden bu sürecin durdurulmayacağını kısa süre içinde anlardı.) Vasiyetinde de Stalin’in genel sekreterlik görevinden alınmasını talep ediyordu, ama bırakın vasiyetinin gerçekleşmesini vasiyet kamuoyundan hatta partiden saklandı. Mektuptan sadece merkez komitenin haberi oldu. Lenin yaşamının son kavgasını bürokrasiye karşı vermişti, ama kavgasını sonuna kadar götürmesini ölümü engelledi. Lenin’in ölümünden sonra Ekim devrimini savunma görevini Troçki devraldı.
Bu doğrultu da Troçki ilk olarak Sol Muhalefeti örgütledi. Sol Muhalefet Troçki’nin Rusya'dan sürgününe ve Sol Muhalefet üyesi devrimcilerin imhasına kadar, devrimin uluslararası alanda yayılması ve işçi sınıfının iktidarın öznesi pozisyonuna tekrar kavuşması için çabaladı. Stalin ve bürokrasinin, işçi sınıfının liderliğine yönelik giriştiği imha kampanyası sırasında zorla sürgün edildikten (1927) sonra da Troçki Marksizm'in, Bolşevizm'in özünü korumak için Rusya'daki değişime ve bürokrasiye karşı uluslararası arenada mücadele verdi. Uluslararası Sol Muhalefet aracılığıyla bütün dünyada Stalinizmin tahrifatlarına, işçi sınıfına ihanet anlamına gelen politikalarına karşı mücadele etti.
Tek Ülkede Sosyalizme Karşı Dünya Devrimi
1917 Ekim Devrimi'nin ilk günlerinden itibaren Bolşevikler devrimin kaderini uluslararası arenada yeni işçi devrimlerinin gerçekleşmesine bağlamışlardı. Lenin: "Biz her zaman için hareketimizi uluslararası bir devrime bağladık ve bunda kesinlikle haklıydık... Biz her zaman önemle belirttik... tek bir ülkede sosyalist devrim gibi bir şeyi başarmak olanaksızdır." diyordu. Lenin Mart 1919'da devrimin yayılmasının neden hayati olduğunu şöyle anlatıyordu: "Yalnız tek bir ülkede değil bir ülkeler sisteminde yaşıyoruz ve Sovyetler Cumhuriyeti'nin emperyalist devletler ile yan yana uzun bir süre varolacağı düşünülemez. Sonunda ya biri ya da öbürü kazanmak zorundadır."


bolsevik.org



__________________
REKLAM YASAK ( IMMANUEL )

Konu trockii tarafından (02-25-2009 Saat 21:34 ) değiştirilmiştir.
trockii isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 02-03-2009, 21:42   #2 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 15
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0
pavel_ekim Seçkin bir yolda.
Standart

[Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]

YALAN 1: “Troçki gerçek bir Leninisttir”
“Lenin’in, oyundaki bu eski elin, Rus işçi hareketinde geri olan ne varsa hepsinin bu profesyonel sömürücüsünün sistematik olarak başvurduğu zavallıca rezalet çıkarmalar, anlamsız bir takıntı görüntüsü veriyor… Leninizmin bütün gövdesi yalan ve çarpıtma üzerine kurulmuştur ve çürüyüşünün zehirli öğelerini kendi içinden doğurmaktadır.”
(Troçki, Chkheidze’ye Mektup, Nisan 1913)
Troçkistler, Troçki’nin bu yazdıklarını, bu anlayışın Rus devrim tarihi açısından anlamını ve aklanmasının ne kadar zor olduğunu bilirler ama anti-marksist görüşlerini yeni-yetmelere “Leninizmin gerçek temsilciliği” olarak yutturmak için bunların sözünü pek etmezler.
Lenin ise Troçki’nin bu görüşlerini çok iyi biliyordu ve bolşeviklerle Troçki’nin görüşleri arasındaki farkı şöyle açıklamaktadır:
“Troçki’den ayrılıklarımız nelerdir? Bunu herhalde bilmek istersiniz. Kısaca – o bir Kautskycidir, yani, Enternasyonal’de Kautskycilerle ve Rusya’da Chkheidze’nin parlamento grubuyla birliği savunmaktadır. Biz böyle bir birliğe kati suretle karşıyız… Troçki şimdi Örgütlenme Komitesine (Akselrod ve Martov) karşı ama Chkheidze’nin Duma grubuyla birlikten yana!! Biz kesin olarak karşıyız”
(Lenin, Henriette Roland-Holst’a Mektup, 1916)

YALAN 2: “Troçki tutarlı bir Marksisttir”
Troçki’nin şimdiye kadar marksizmle ilgili herhangi bir önemli sorunda sağlam bir görüşü olmamıştır. O her zaman, şu ya da bu görüş ayrılığının yarattığı “yarıklara sızma” yolunu bulur, ve ikide bir taraf değiştirir. Şu anda bundçuların ve tasfiyecilerin dostudur. Ve bu baylar Parti’nin öngördüğü hizayı durmadan bozanlardır.”
(Lenin, “Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı”, 1914)
YALAN 3: “Troçkist “Sürekli Devrim” kuramı Marksist bir kuramdır”
“Rusya’da Marksist hareketin eski katılımcıları Troçki figürünü çok iyi bilirler ve onlar için onun hakkında konuşmaya değmez. Fakat genç işçi kuşağı onu bilmiyor, ve onun hakkında konuşmak gerekir, çünkü o gerçekten aynı şekilde Tasfiyecilikle Parti arasında yalpalayan beş yurtdışı grupçuğunun tümü için tipik olan bir figürdür. Eski “Iskra” zamanında (1901-1903), yalpalayan ve “Ekonomistler”den “Iskracılar”a, Iskracılardan Ekonomistlere geçen bu kişilere “Tuşino firarileri” damgası vurulmuştu. (Rusya’daki karışıklık döneminde bir kamptan diğerine geçen savaşçılar böyle adlandırılıyordu).
Tasfiyecilikten söz ederken, yılların seyri içinde ortaya çıkan, Parti’nin yirmi yıllık tarihi içinde “Menşevizm” ve “Ekonomizm”le iç içe geçen ve belli bir sınıfın, liberal burjuvazinin politikası ve ideolojisiyle ilintilenmiş belli bir ideolojik akımı saptıyoruz.
“Tuşino firarileri” kendilerinin fraksiyonlarüstü olduklarını açıklıyorlar ve bunun biricik nedeni, görüşlerini bugün bir fraksiyondan, yarın bir başka fraksiyondan ödünç almalarıdır. Troçki 1901-1903 arasında ateşli bir İskracıydı, o kadar ki Ryazanov onun 1903 kongresindeki rolünü ‘Lenin’in çomağı’ olarak betimliyordu. 1903 sonunda, Troçki ateşli bir Menşevikti, yani, İskracıları terketmiş ve Ekonomistlere katılmıştı. ‘Eski İskra’yla yenisi arasında bir uçurum vardır’ diyordu. 1904-1905′te, Menşevikleri de terketti ve kararsız bir konuma geçti, şimdi Martinov’la (Ekonomist) işbirliği yapıyor, şimdi de “saçma bir şekilde sol sürekli devrim kuramını” ilan ediyor. 1906-1907′de Bolşeviklere yaklaştı ve 1907 baharında Rosa Luxemburg’la aynı fikirde olduğunu ilan etti.
Dezentegrasyon döneminde, uzun bir ‘hizipçi-olmayan’ kararsızlıktan sonra, yeniden sağa geçiyor ve Ağustos 1912′de tasfiyecilerle bir blok kuruyor. Şimdi tekrar onları da terketti, ancak özünde onların baştansavma fikirlerini tekrarlayıp duruyor.”
(Lenin, Birlik Yaygaraları Altında Birliğin Bozulması Üzerine, 1914, Seçme Eserler, Cilt 4, s. 216)
Böylece yalnızca Troçkist “Sürekli Devrim” kuramının ne kadar tutarlı bir Marksist kuram olduğunu değil, Troçki’nin ne kadar tutarlı bir devrimci olduğunu da Lenin’den öğrenmiş oluyoruz.
YALAN 4: “Tek Ülkede Sosyalizm” Stalin’in bir uydurmasıdır ve anti-marksist bir kuramdır”
“Dünya (ama Avrupa değil) Birleşik Devletleri, komünizmin tam zaferi demokratik devlet de dahil bütün devletlerin kesin olarak ortadan kalkmasına yol açmadıkça, sosyalizmle ilişkilendirdiğimiz ulusların birliği ve özgürlüğünün devlet biçimidir. Kendi başına bir şiar olarak “Dünya Birleşik Devletleri” şiarı ise pek doğru değildir, çünkü birincisi, sosyalizme tekabül eder; ikinci olarak, bu şiar, tek ülkede sosyalizmin zaferinin imkansızlığı yönünde ve böyle bir ülkenin diğer ülkelerle ilişkileri hususunda yanlış düşünceler yaratabilir.
Ekonomik ve politik gelişmenin eşitsizliği, kapitalizmin mutlak bir yasasıdır. Buradan sosyalizmin zaferinin başlangıçta az sayıda ya da hatta tek bir kapitalist bir ülkede mümkün olduğu sonucu çıkar. Kendi ülkesinde kapitalistleri mülksüzleştirdikten ve sosyalist üretimi örgütledikten sonra, bu ülkenin muzaffer proletaryası, diğer ülkelerin ezilen sınıflarını kendi yanına çekerek, o ülkelerde kapitalistlere karşı ayaklanmayı körükleyerek ve hatta gerekirse sömürücü sınıflara ve onların devletlerine karşı askeri şiddete başvurarak kapitalist dünyaya karşı ayaklanacaktır. Proletaryanın burjuvaziyi alaşağı ederek zafer kazandığı toplumun politik biçimi, söz konusu ulusun ya da ulusların proletaryasının güçlerini, henüz sosyalizme geçmemiş devletlere karşı mücadelede gittikçe daha çok merkezileştiren demokratik cumhuriyet olacaktır.”
(Lenin, Avrupa Birleşik Devletleri Sloganı Üzerine, 1915)
YALAN 5 (KUYRUKLU YALAN): “Lenin Nisan 1917′den Sonra Troçki’nin “Sürekli Devrim” Kuramını benimsedi ve kendi Aşamalı Kesintisiz Devrim düşüncesini reddetti.”
Önce devrimin hemen öncesinde , 1915 yılında Lenin’in Troçki’nin “şahane” Sürekli Devrim kuramına nasıl baktığını görelim:
“Yaklaşan devrimde sınıf ittifaklarını açıklığa kavuşturmak devrimci bir Partinin baş görevidir… ‘Naşe Slovo’da bu görev Troçki tarafından doğru çözülmüyor; o 1905 yılındaki ‘orijinal’ teorisini tekrarlıyor ve ”
Troçki’nin orijinal teorisi Bolşeviklerden, proletaryanın kararlı devrimci mücadele ve siyasi iktidarın proletarya tarafından ele geçirilmesi çağrısını ödünç alırken, Menşeviklerden ise köylülüğün rolünün ‘yadsınmasını ödünçalıyor”… Bununla “Troçki gerçekte, köylülüğün rolünün ‘yadsınması’ndan köylülüğü devrim için harekete geçirmekte irade yetersizliğini anlayan Rusya’daki liberal işçi siyasetçilerine yardım ediyor!”
(Lenin, Devrimde İki Çizgi Üzerine, 1915)
Acaba Lenin Nisan 17′de ya da daha sonra herhangi bir tarihte, bu görüşlerini değiştirip, terkedip; bunun yerine alaya aldığı Troçki’nin “Sürekli Devrim” kuramını benimsemiş midir? Bütün demagoji ve çarpıtmaların önüne geçmek için, biz en iyisi Lenin’in “Gerçek Vasiyeti” diye anılan son yazılarından birine bakalım:
“Onların (II. Enternasyonal kahramanlarının) Batı Avrupa sosyal-demokrasisinin gelişme seyri içinde ezberlemiş olduğu ve bizim sosyalizm için henüz olgun olmadığımız, onlar arasında çeşitli ‘allame’ bayların vurguladığı gibi, bizde sosyalizm için objektif ekonomik önşartların olmadığı şeklindeki argümanı… son derece basmakalıptır. Ve hiçbirinin de aklına kendi kendine şöyle sormak gelmiyor: Devrimci bir durumla, birinci emperyalist savaşta ortaya çıkmış olduğu gibi bir durumla karşılaşan bir halk, durumunun çaresizliğinin sonucu, kendisine hiç olmazsa, uygarlığın daha da ilerlemesinin pek de alışılmış olmayan koşullarım elde etme şansını sunan bir mücadeleye atılamaz mı”…
“Eğer sosyalizmi yaratmak için belirli bir kültür düzeyi gerekli ise (ki bu belirli ‘kültür düzeyi’nin ne olduğunu kimse söyleyemez), neden işe ilk önce bu belirli düzeyin koşullarını devrimci yoldan elde etmekle başlayıp, ve sonra da işçi-köylü iktidarı ve Sovyet düzeni temeli üzerinde ilerleyip diğer halklara yetişmeyelim”…
“Sosyalizmi yaratmak için, diyorsunuz, uygarlık gereklidir. Mükemmel. Peki ama, daha sonra sosyalizme doğru ileri harekete başlamak üzere niçin ilk önce çiftlik sahiplerinin kovulması ve Rus kapitalistlerinin kovulması gibi uygarlığın böylesi önkoşullarını bizde yaratamayacak olalım? Normal tarihsel düzenin böylesi biçim farklılaşmalarının caiz olmadığını ya da imkansız olduğunu hangi kitapta okudunuz ki?”
(Lenin, [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız])
Lenin’in Ekim Devriminden yıllar önce, devrimin arifesinde ve devrimden sonra özü bakımından aynı olan ve aynı kalan yukarıdaki görüşleriyle, Troçki’nin “şahane” Sürekli Devrim kuramını dayandırdığı temeli karşılaştırınız:
“Sürekli devrim” teorisi olarak adlandırılagelen görüşler, yazarın kafasında tam da 9 Ocak ile 1905 Ekim grevi arasındaki sürede şekillenmişti. Bu oldukça iddialı ifade, Rus devriminin doğrudan burjuva hedeflerle ilgili olmasına rağmen, bu hedeflerde çakılıp kalamayacağı; devrimin proletaryayı iktidara yerleştirmeksizin kendi acil burjuva görevlerini çözemeyeceği düşüncesini anlatır. Ve proletarya, iktidarı bir kez eline aldığında, devrimin burjuva çerçevesine hapsolma konumunda kalamazdı. Tersine, proletaryanın öncüsü, tam da zaferini garantilemek için, egemenliğinin çok erken aşamalarında yalnızca feodal değil, aynı zamanda burjuva mülkiyet ilişkilerinin içinde de son derece derin gedikler açmak zorunda kalacaktı. Böyle yapmakla proletarya, yalnızca, devrimci mücadelesinin ilk aşamaları boyunca kendisini destekleyen tüm burjuva gruplarla değil, kendisiyle işbirliği yaparak iktidara geldiği köylülüğün geniş kitleleriyle de düşmanca bir çatışmaya girecekti.
Geri bir ülkede, bir işçi hükümeti ile köylülüğün ezici çoğunluğu arasındaki çelişkiler yalnızca uluslararası bir ölçekte, bir dünya proleter devrimi arenasında çözülebilirler.”
(Troçki, 1905, Önsöz, Tarih Bilinci Yay.)
Bütün bunlar Lenin’in devrim kuramı konusundaki görüşlerinin, Marx’ın bilimsel Kesintisiz Devrim kuramının bir çarpıtılması olan Troçki’nin “anti-aşamacı” “Sürekli Devrimciliği” bilim-dışı yönüne hiçbir zaman sapmamış olduğunu anlatmak için yine de yeterli görülmezse, Lenin’in 1905 ve 1921 yıllarındaki şu iki yazısı karşılaştırmalıdır:
“Demokratik devrimden derhal, gücümüz ölçüsünde, bilinçli ve örgütlü proletaryanın gücü ölçüsünde, sosyalist devrime geçmeye başlayacağız. Biz kesintisiz devrimden yanayız. Yarı yolda durmayacağız…
Maceracılığa kapılmadan, bilimsel vicdanımıza ihanet etmeden, ucuz şöhret peşinde koşmadan, yalnızca şunu söyleyebiliriz ve söylüyoruz da: Yeni ve daha üstün bir göreve, sosyalist devrime mümkün olduğu kadar çabuk geçişi, bize, proletarya partisine, daha da kolaylaştırmak için, demokratik devrimi gerçekleştirmesinde tüm köylülüğe vargücümüzle yardım edeceğiz.” (Bkz. Lenin, 1905, Seçme Eserler, C. 3, s. 138. [türkçesi. s. 138.—İnter Yayınları.])
Ve onaltı yıl sonra, iktidarın proletarya tarafından ele geçirilmesinden birkaç yıl sonra Lenin, bu konu üzerine şunları yazıyordu:
“Kautsky, Hilferding, Martov, Çernov, Hillquit, Longuet, MacDonald, Turati ve ‘ikibuçukuncu’ marksizmin tüm diğer kahramanları, burjuva-demokratik ve proleter-sosyalist devrim arasındaki karşılıklı ilişkiyi anlayamadılar. Birincisi, ikincisine geçer. İkincisi, geçerken birincisinin sorunlarını çözer. İkincisi, birincinin eserini pekiştirir. İkincisinin birinciyi ne derece geçmeyi başaracağını mücadele, ve yalnızca mücadele tayin eder.
Sovyet düzeni bir devrimin diğerine bu dönüşümünün tam da canlı bir onaylanması ya da tezahürüdür.”
(Bkz. Lenin, [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız], Seçme Eserler, C. 6, s. 514. [türkçesi. s. 519. —İnter Yayınları.])
Demek ki; Lenin hiçbir zaman bütün mücadelesi içinde kendi ismiyle (”Leninizm”) özdeşleşmiş olan “Kesintisiz Devrim” görüşünü reddedip, “Sürekli Devrim” safsatacılığını benimsememişti. Bizzat Ekim Devrimi’ni, demokratik devrimle sosyalist devrimin bağlantısını doğru kuramayan, bu ikisini karşı karşıya koyan tüm formülasyonların tam bir iflası olarak gördü.
Lenin asla sosyalizmin zaferinin başlangıçta birkaç yada tek bir ülkede mümkün olacağı görüşünü terketmemişti. Tam tersine O, “yeni tipte bir devlet olarak” Sovyet Devletini bunun canlı bir doğrulanması olarak değerlendirdi. Bu somut gerçekliği göz göre göre reddeden tüm akımların kısa zamanda doğrudan yada dolaylı olarak emperyalizmin destekçileri arasındaki yerlerini almaları Lenin’i kesin bir biçimde haklı çıkardı.
Sonuç: “Troçkizm” ve Leninizm bambaşka konumlardır. Ya biri, ya öteki.




ALINTI: STALİN KAYNAK






__________________
"İnsan, bir kez kanını çarpıştığı barikata bulaştırmışsa, sonsuza dek devrimle kan kardeşi olmuştur artık." ATEŞİ ÇALMAK
pavel_ekim isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 02-03-2009, 21:46   #3 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 1.027
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0
Raptiye Seçkin bir yolda.
Standart

stalin ve troçki gözünü iktidar hırsı bürümüş ikiside oportünist liderdir. stalin kendine muhalefeti ya sürmüş yada öldürmüştür. troçki ise zamanında bir çok çelişkili olaya ve çelişkili konuşmalar yapmış belirsiz biri. her ikisininde tekbir hedefi vardı iktdar ve güç. her ikisinden birini savunmuyorum! ikiside lenin'in ölümünü beklemiş oportünistlerdir.



Raptiye isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 02-03-2009, 22:19   #4 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 197
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0
Elbruz Seçkin bir yolda.
Standart

Alıntı:
DeVRiMCi38´isimli üyeden Alıntı [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]
stalin ve troçki gözünü iktidar hırsı bürümüş ikiside oportünist liderdir. stalin kendine muhalefeti ya sürmüş yada öldürmüştür. troçki ise zamanında bir çok çelişkili olaya ve çelişkili konuşmalar yapmış belirsiz biri. her ikisininde tekbir hedefi vardı iktdar ve güç. her ikisinden birini savunmuyorum! ikiside lenin'in ölümünü beklemiş oportünistlerdir.
Biraz daha iyi araştırmalısın bence bu konuda. Stalin ve oportünistlik!! Birbirine uyuşamayacak iki kelime. Stalin sosyalizmin kurucusu olmuştur. Bir an düşününüz Lenin'in ölümünden sonra(1924) parti içindeki "eleştirel muhalif" sesler o denli mücadeleye zarar vermektedir ki iştebu durumu sırtlayabilecek ve sosyalizmin inşasını gerçekleştirebilecek belki de tek insandı Stalin! NEP dönemindeki bir çok risk taşımasına rağmen kararlı durumu; temelsiz eleştirilerin hedefi olması ve bunları başarıyla püskürtmesi onun lider vasfını ortaya koymaktadır. Ama öte yandan Troçki gibi Ekim Devrim'ine kadar ve hatta 20lere kadar teorik anlamda bazı katkıları olan bir insan sanki Lenin'in ölümünü bekliyormuş gibi Stalin'e karşı amansız bir savaşım içine girdi. Bu durumdada sonuçlarına katlanacaktı ve katlandı da!!! Troçki ile Stalin aynı kefeye konulamayacak kadar farklı içerikte insanlardır. Öyle bir insan düşünün ki sırf Stalin'e karşı olmak için karşısına bütün Sovyet emekçilerini almış olsun, Rus proletaryasının biricik güvencesi proletarya diktatörlüğüne karşı sokak gösterileri örgütlesin ve adı Troçki olsun. Diğer yandan öyle bir insan düşünün ki en zor dönemde ( Lenin'den sonra liderlik görevini üstlenmek hak verirsiniz ki öyle sıradan her babayiğidin harcı; hele hele troçki gibi karşı-devrimci dönek birinin harcı değildir.) sosyalizmi kurmaya girişmiş, elindeki bütün kaynakları bunun için seferber etmiş; 2. Dünya Savaşı'nda faşist Nazi köpekleri tarafından esir alınan oğlunu, kendilerinin rehin aldığı ve oğlundan yüksek rütbeli bir generalle takas etmeyip oğlunun ölümüne göz yumsun ve onun adı Stalin olsun. Oğlunun ölümüne göz yummak ancak kanlı bir "diktatöre" yakışır değil mi değerli troçkist baylar? Peki takas edilme durumunda verilecek olan Nazi köpeği generalin kaç bin askere eğitim ve taktik verip; kaç bin Sovyet yurttaşının hayatına malolacağını hiç düşündünüz mü? Sizin işiniz (sana demiyorum devrimci38 kardeş yanlış anlama; sözüm troçkistlere) düşünmek değil çamur atmaktır. Sizlerinde bütün icraatlarınızı gördük. 4. Enternasyonalinizi, devrimci ateşle yanan ülkelere yaydığınız pasifistlikle, hatta işi ileri götürerek neredeyse 2. Dünya Savaşı'nda Nazi Köpekleri tarafında yer alacaktınız. Neden çünkü Stalin yanlış savaş hamleleri kullanmıştı ve eleştirilmeyi "hak ediyordu" öyle değil mi? Emin olun ki değerli baylar sizin dönek kautskylerden ihanetçi bernsteinlerden gelen soyunuz ve karşı-devrimci hain Troçki'ye varan aile ağacınızın iktidarlığı ne o savaşı kaldırırdı ne de faşistlerin emdikleri sütleri burnundan getirebilirdiniz. Belki de beraberce içerdiniz sütleri ha ne dersiniz??..

Not: Troçkistler haydi pasif kalmayın gösterin "saldırılarınızı"!! 2-3 kişi varsınız yine üzülmeyin haydi..



Elbruz isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 02-03-2009, 22:27   #5 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 1.027
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0
Raptiye Seçkin bir yolda.
Standart

Alıntı:
turkche´isimli üyeden Alıntı [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]
Biraz daha iyi araştırmalısın bence bu konuda. Stalin ve oportünistlik!! Birbirine uyuşamayacak iki kelime. Stalin sosyalizmin kurucusu olmuştur. Bir an düşününüz Lenin'in ölümünden sonra(1924) parti içindeki "eleştirel muhalif" sesler o denli mücadeleye zarar vermektedir ki iştebu durumu sırtlayabilecek ve sosyalizmin inşasını gerçekleştirebilecek belki de tek insandı Stalin! NEP dönemindeki bir çok risk taşımasına rağmen kararlı durumu; temelsiz eleştirilerin hedefi olması ve bunları başarıyla püskürtmesi onun lider vasfını ortaya koymaktadır. Ama öte yandan Troçki gibi Ekim Devrim'ine kadar ve hatta 20lere kadar teorik anlamda bazı katkıları olan bir insan sanki Lenin'in ölümünü bekliyormuş gibi Stalin'e karşı amansız bir savaşım içine girdi. Bu durumdada sonuçlarına katlanacaktı ve katlandı da!!! Troçki ile Stalin aynı kefeye konulamayacak kadar farklı içerikte insanlardır. Öyle bir insan düşünün ki sırf Stalin'e karşı olmak için karşısına bütün Sovyet emekçilerini almış olsun, Rus proletaryasının biricik güvencesi proletarya diktatörlüğüne karşı sokak gösterileri örgütlesin ve adı Troçki olsun. Diğer yandan öyle bir insan düşünün ki en zor dönemde ( Lenin'den sonra liderlik görevini üstlenmek hak verirsiniz ki öyle sıradan her babayiğidin harcı; hele hele troçki gibi karşı-devrimci dönek birinin harcı değildir.) sosyalizmi kurmaya girişmiş, elindeki bütün kaynakları bunun için seferber etmiş; 2. Dünya Savaşı'nda faşist Nazi köpekleri tarafından esir alınan oğlunu, kendilerinin rehin aldığı ve oğlundan yüksek rütbeli bir generalle takas etmeyip oğlunun ölümüne göz yumsun ve onun adı Stalin olsun. Oğlunun ölümüne göz yummak ancak kanlı bir "diktatöre" yakışır değil mi değerli troçkist baylar? Peki takas edilme durumunda verilecek olan Nazi köpeği generalin kaç bin askere eğitim ve taktik verip; kaç bin Sovyet yurttaşının hayatına malolacağını hiç düşündünüz mü? Sizin işiniz (sana demiyorum devrimci38 kardeş yanlış anlama; sözüm troçkistlere) düşünmek değil çamur atmaktır. Sizlerinde bütün icraatlarınızı gördük. 4. Enternasyonalinizi, devrimci ateşle yanan ülkelere yaydığınız pasifistlikle, hatta işi ileri götürerek neredeyse 2. Dünya Savaşı'nda Nazi Köpekleri tarafında yer alacaktınız. Neden çünkü Stalin yanlış savaş hamleleri kullanmıştı ve eleştirilmeyi "hak ediyordu" öyle değil mi? Emin olun ki değerli baylar sizin dönek kautskylerden ihanetçi bernsteinlerden gelen soyunuz ve karşı-devrimci hain Troçki'ye varan aile ağacınızın iktidarlığı ne o savaşı kaldırırdı ne de faşistlerin emdikleri sütleri burnundan getirebilirdiniz. Belki de beraberce içerdiniz sütleri ha ne dersiniz??..

Not: Troçkistler haydi pasif kalmayın gösterin "saldırılarınızı"!! 2-3 kişi varsınız yine üzülmeyin haydi..

stalin daima kim güçlüyse o taraftan olmuştur. bolşevik partide troçki ve lenin tartışırker her iki tarafı beklemiş ve güç dengesini ölçmüştür. sendika başkanlarını atama yoluyla seçip kendine bağımlı hale getirmiştir. yaptığı katliamlarda haklı bulmuşumdur ama bu konularda haklı bulmam.



Raptiye isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 02-03-2009, 22:45   #6 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 197
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0
Elbruz Seçkin bir yolda.
Standart

Alıntı:
DeVRiMCi38´isimli üyeden Alıntı [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]
stalin daima kim güçlüyse o taraftan olmuştur. bolşevik partide troçki ve lenin tartışırker her iki tarafı beklemiş ve güç dengesini ölçmüştür. sendika başkanlarını atama yoluyla seçip kendine bağımlı hale getirmiştir. yaptığı katliamlarda haklı bulmuşumdur ama bu konularda haklı bulmam.
Yapma sevgili Devrimci38. Tamam ben şunu demiyorum herhangi bir insanı her şeyiyile benimse diye. Ama burdaki hem "herhangi" bir insan değil hem de benimsememene neden olan şeyler anlamsız. Sendika başkanlarını tabiki de kendine bağımlı hale getirecek. Bu anlamıyla hiç bir ilkeye ihanet etmemiş dahası üstüne Leninist örgüt teorisine uygun olarak "mücadelenin trade-unioncu(sendikacı), ekonomist temele kaymaması için sendikalar parti altında şekillendirilmeli" diyerek tehlikeyi sezen Lenin'in teorilerinin uygulayıcısı olmuştur. Yahu ne sanıyorsunuz anlamıyorum ki? Neden burjuva düşüncesini bir an olsun tamamen silmeye çalışmıyoruz akıllarımızdan. Hala daha "demokrasicilik" oyunları falan. Bırakınız bunları. Al bugün durum ortada. Sendikacılar kimseye "bağımlı" değil. Pardon yanlış oldu sınıf düşmanı burjuvaziye ve onun Türkiye siyasi temsilcisi AKP'ye bağlı. Türk-İş Hak-İş.. Bunlar işçi sınıfı temsilcileri mi şimdi? ( Disk'le Kesk-özellikle Disk- ne olursa olsun, izledikleri bütün sınıf uzlaşma hamleleri olsa da yine de dünyadaki diğer sendikalarla karşılaştırdığımızda işçi sınıfı adına mücadelesini ortaya koyan kapsamlı sendikalar) Tekrar Stalin'e dönersek. Demişsin ki onun gözünü iktidar "bürümüştü". Elbette ki öyle olacak sevgili yoldaşım. Politik iktidar hedeflenmeden neyin mücadelesi verilebilir. Verilecek tek şey reformist mücadeledir. Demişsin ki Stalin kim güçlüyse ondan tarafa olmuştur. Bunu bugüne kadarki en "azılı" troçkistler bile söylememiştir herhalde. Stalin güç dengesine göre taraf tutmamıştır. O kuşandığı Marksist teoriyi baz alarak tarafını seçmiştir ki o tarafında Lenin tarafı olacağı çok açıktır. Troçki gibi Marksizmi kendine "yontmaya" çalışan birini benimsemesi böylesi bir liderden beklenemezdi kanımca. Son olara "katliamlarına" değinmek isterim. Yani eylem olarak aynı yere çıkıyor ama sanki böyle halk katili birinden bahsediyormuş gibi ağız dolusu katliam demek pek hoş durmuyor. Stalin'in yaptığı cezalandırma işlemleri(emirleri) hiç bir şekilde keyfi, "kana susamış katil diktatör" tarzı değildi. O sosyalizmi kurma ve geliştirme mücadelesinde buna engel olan herkesi düşman bellemiştir. Çünkü en ufak bir ideolojik sapma o kadar etkili olmaktadır ki bolşevik parti içi hizipleşmeler tarihe yazılmıştır. Bunlar Sovyet yurttaşları üzerinde de etkili olmaktaydı. Çünkü doğaldır ki bütün yurttaşların Marksist-Leninist teoriyi tamamen bellemesi beklenemez. Onların kafalarında soru işaretleri meydana getiriyordu. oysa ki Proletarya Diktatörlüğü bunu içermez. Her kafadan sese izin veremez. Proletarya diktatörlüğü demek kesinlikle tek bir zümrenin tek bir kişinin ya da bir oligarşinin diktatörlüğü değildir. Aksine toplumun çoğunluğunu oluşturan emekçilerin diktatörlüğüdür. Bu bilinen Leninist öğretinin karşısına "diktatörlük sosyalizmle bağdaşmayacak bir şeydir. Diktatörlükte özgürlükler engellenir. Burjuva diktatörlüğü eleştirenler bugün bir başka diktatörlüğü uygulamaktadır. kahrolsun diktatörlük" şiarıyla çıkan karşı-devrimci hain dönekler gereken cezayı almışlardır ve bundan sonraki proleter iktidarlarda da alacaklardır. Yoldaşça..



Elbruz isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 02-03-2009, 23:42   #7 (permalink)
 
BABİL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.620
Thanks: 64
Thanked 88 Times in 64 Posts
Tecrübe Puanı: 7
BABİL Seçkin bir yolda.
Standart

Devrimci 38 sendikalrın tasfiyesini yapan Stalin değil Troçkidir bilip bilmeden yazmayın ! Moskova işçilerinin partiden tasfiyesinide troçki gerçekleştirmiştir bunlar olurken stalin Halk komiserliğ görevindeydi .Ekim devrimini bilmeden yazmayın tarihi okumadan yazacağınız hiçbir şey bilgi değildir.



__________________
Dün gece

Babil’e iki melek

indi sessizce.........

Ruhum !..

sus ve seyret..........

Başladı t e k e r r ü r !..

Yâ, taham m ü ü l !..

Yâ, taham m ü ü l!

V.B.BAYRIL
BABİL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 02-04-2009, 10:02   #8 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 1.027
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0
Raptiye Seçkin bir yolda.
Standart

Alıntı:
turkche´isimli üyeden Alıntı [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]
Yapma sevgili Devrimci38. Tamam ben şunu demiyorum herhangi bir insanı her şeyiyile benimse diye. Ama burdaki hem "herhangi" bir insan değil hem de benimsememene neden olan şeyler anlamsız. Sendika başkanlarını tabiki de kendine bağımlı hale getirecek. Bu anlamıyla hiç bir ilkeye ihanet etmemiş dahası üstüne Leninist örgüt teorisine uygun olarak "mücadelenin trade-unioncu(sendikacı), ekonomist temele kaymaması için sendikalar parti altında şekillendirilmeli" diyerek tehlikeyi sezen Lenin'in teorilerinin uygulayıcısı olmuştur. Yahu ne sanıyorsunuz anlamıyorum ki? Neden burjuva düşüncesini bir an olsun tamamen silmeye çalışmıyoruz akıllarımızdan. Hala daha "demokrasicilik" oyunları falan. Bırakınız bunları. Al bugün durum ortada. Sendikacılar kimseye "bağımlı" değil. Pardon yanlış oldu sınıf düşmanı burjuvaziye ve onun Türkiye siyasi temsilcisi AKP'ye bağlı. Türk-İş Hak-İş.. Bunlar işçi sınıfı temsilcileri mi şimdi? ( Disk'le Kesk-özellikle Disk- ne olursa olsun, izledikleri bütün sınıf uzlaşma hamleleri olsa da yine de dünyadaki diğer sendikalarla karşılaştırdığımızda işçi sınıfı adına mücadelesini ortaya koyan kapsamlı sendikalar) Tekrar Stalin'e dönersek. Demişsin ki onun gözünü iktidar "bürümüştü". Elbette ki öyle olacak sevgili yoldaşım. Politik iktidar hedeflenmeden neyin mücadelesi verilebilir. Verilecek tek şey reformist mücadeledir. Demişsin ki Stalin kim güçlüyse ondan tarafa olmuştur. Bunu bugüne kadarki en "azılı" troçkistler bile söylememiştir herhalde. Stalin güç dengesine göre taraf tutmamıştır. O kuşandığı Marksist teoriyi baz alarak tarafını seçmiştir ki o tarafında Lenin tarafı olacağı çok açıktır. Troçki gibi Marksizmi kendine "yontmaya" çalışan birini benimsemesi böylesi bir liderden beklenemezdi kanımca. Son olara "katliamlarına" değinmek isterim. Yani eylem olarak aynı yere çıkıyor ama sanki böyle halk katili birinden bahsediyormuş gibi ağız dolusu katliam demek pek hoş durmuyor. Stalin'in yaptığı cezalandırma işlemleri(emirleri) hiç bir şekilde keyfi, "kana susamış katil diktatör" tarzı değildi. O sosyalizmi kurma ve geliştirme mücadelesinde buna engel olan herkesi düşman bellemiştir. Çünkü en ufak bir ideolojik sapma o kadar etkili olmaktadır ki bolşevik parti içi hizipleşmeler tarihe yazılmıştır. Bunlar Sovyet yurttaşları üzerinde de etkili olmaktaydı. Çünkü doğaldır ki bütün yurttaşların Marksist-Leninist teoriyi tamamen bellemesi beklenemez. Onların kafalarında soru işaretleri meydana getiriyordu. oysa ki Proletarya Diktatörlüğü bunu içermez. Her kafadan sese izin veremez. Proletarya diktatörlüğü demek kesinlikle tek bir zümrenin tek bir kişinin ya da bir oligarşinin diktatörlüğü değildir. Aksine toplumun çoğunluğunu oluşturan emekçilerin diktatörlüğüdür. Bu bilinen Leninist öğretinin karşısına "diktatörlük sosyalizmle bağdaşmayacak bir şeydir. Diktatörlükte özgürlükler engellenir. Burjuva diktatörlüğü eleştirenler bugün bir başka diktatörlüğü uygulamaktadır. kahrolsun diktatörlük" şiarıyla çıkan karşı-devrimci hain dönekler gereken cezayı almışlardır ve bundan sonraki proleter iktidarlarda da alacaklardır. Yoldaşça..

sadece katliamlara cevap vereceğim. ''Milyonların mutluluğu için on binleri katlettim'' bunu ben söylemedim katliam kelmimesini stalin kullanmış. bende sadece bu konuda haklı bulduğumu söyledim.



Raptiye isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-06-2009, 05:14   #9 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 4
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0
dev sinani Seçkin bir yolda.
Standart

demek partiden işçileri troçki tasviye etti ha demek sendikaları troçki kapattı hadi öyle diyelim öyle olsun ppeki stalin neden açmadı o zaman neden stalin tasviye edilen işçileri geri almadı

ah ah stalinin bilmem kaç bürokrata yazdırdığı sözde bolşevik parti tarihinden okursanız devrimi anca gülerler size kendinize güldürmeyin be

1. stalin lenin kaydolması adı altında bolşevik partiye 300.000 bürokratı üye yaptı ve buunlardan hiçbiri ekim devrimine katılmadı aynı zamanda iş savaşada

2. stalin pravda dahil tüm bolşevik gazetelerin başına ekimden önce özellikle lenini alman ajanı olarak suçlayan menşevikleri getirdi.

3. grevler tamamen yasaklandı tüm bolşevik partisinin stalinden sonraki üyelerinin yalnızca yüzde biri ekim devrimine katılan insanlardandı diğerleri satlinin bürokratları

4. bu çok önemlidir. ekim devriminde son derece militan bir bolşevik olan kamo aynı zamanda leninin yakın dostudur nasıl öldü biliyormusun stalin tarafından partiye alınan ve bürokrat haline getirilen bir karşı devrimcinin arabasının altından can vererek öldü o yıllarda araba satın almak ne anlama geliyor siz düşünün



__________________
KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin....
dev sinani isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 01-04-2010, 09:07   #10 (permalink)
 
BORGA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 408
Thanks: 13
Thanked 13 Times in 5 Posts
Tecrübe Puanı: 2
BORGA Seçkin bir yolda.
Standart

devsinani,
atıp tutmada inan ki maşallahın var. 4.enternasyonalin 4 hizbi de lenin katılımı denilen 300 bin işçilik katılıma, formasyonu eksik işçilerdi diyor, sen bürokrattı diyorsun. bunlar partiye katıldı ve parti bürokratı oldu desen, birileri belki de böyle olmuştur diyebilir. o vakit, stalin nerden buldu hem de 300 bin bürokratı. sayı saymayı mı bilmiyon nedir bu hal allah aşkına.

bir de bu 300 bin komünistin ne yaptığını ne yapmadığını da biliyon. böyle bir araştırmayı kim yapmış. yapmışsa sonuçlarını nerde açıklamış.

pravda meselesinde de sallamışsın. üstelik aksi duruma dair belgeler de orta yerde duruyor. sırf mazide menşevik diye kim varsa partiden leninin özel emriyle atıldı. bu durumu yediremeyen partillerin intihar edenlerinin sayısı az değildir.

borga merak ediyor, pravda çalışanlarını bu kadar yakından tanıdığına göre, merkez matbaanın da nerde olduğunu biliyorsundur. de bakalım nerdeymiş. dua ette nette bu konuda bilgi olsun.

83 ler bildirgesi sahipleri olduklarını söyleyen ve sümme haşa hizip değiliz diye iddia eden o gün ki parti içi muhalefetin, referandum sonucu, 725 bin oyun ancak 3 bin 600 ünü aldıklarını, bununda binde 5 oranına denk geldiğini biliyor muydun. ve aynı zamanda, o anın, muhalefetin en güçlü anı olduğundan haberin var mı.

leninin fedaisinin, bisikletle giderken bir kamyonet altında kalarak öldüğü doğrudur. ama ne hikmetse kazayı yapan şoför yargılanmış ve ceza almıştır. sen bu şahsın parti üyesi olduğunu nerden biliyorsun. bilmiyor musun, stalin de yani kafkasyalı st de, leninin fedaisidir. bu ve benzeri adamlar yüzünden bolşevikleri II. enternasyonale ençok ispiyonlayan ağustos blokudur. başında da troçki vardır. sana mı kaldı kamoyu hem de staline karşı savunmak.

grev meftunu musun. 1927 ye kadar, ingiltere devletinin sscb de neler yaptığını 40 yıl sonra da olsa yine ingiltere açıkladı. sen hala mı provakatörleri savunuyorsun.

stalinden sonraki üyeler tanımı neye denk gelir. lenin zamanında 450 bin üye vardı, stalin zamanında 730 bin. lenin zamanı dahil atılan üye sayısı yaklaşık 12 bin. eee nasıl olacak senin yüzde 1 lik sonuç.

devsinan leninin sözcülüğünü yaptığı devrim komitesinin başında stalin vardı. lafını tart. troçki kendi söylüyor devrimi gazeteden okudum diye. o yıllarla ilgili olarak troçki, staline tek laf söylemez. laf söylemek sana mı kaldı.

troçki, stalin diye birinin varlğından sence ne zaman haberdar oldu. troçki anlatıyor bi zahmet oku.

stalin böyle uydurma şeylerle eleştirilmez.



__________________
ağarmıştı su
necedir bilinmeden süzülürken derdin en umarsız yerinden
bir doldu bir doldu ki
newroz ne taşkın ne sel ne
akıyordu su

yanmış yüreklere
umulmaz sevdalara
denilmişte unutulmuş ne varsa
kapıp getiriyordu su

efsunkar bir adanın
efsunkar mapusundan
mahirlere bin selam
alıp getiriyordu su

adalılıyla başladı...
adalının ordusu.


4 Mart 2010
c.can
BORGA isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiket
devrimci, marksizm, troçki


LinkBacks (?)
LinkBack to this Thread: http://komunistforum.net/devrim-tarihi/31755-devrimci-marksizm-ve-trocki.html
Konuyu Başlatan For Type Tarih
Komunist Forum - vBulletin This thread Refback 01-15-2010 02:48

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Devrimci marksizm ve troçki komünizm Ölümsüzler 20 04-07-2009 17:58
Devrimci Marksizm ve Troçki komünizm Teorik Eğitim 2 01-04-2009 19:29
Devrimci marksizm ve troçki komünizm Dünya Devrim Tarihi 0 12-29-2008 20:45
Devrimci marksizm ve troçki komünizm Makaleler 0 12-29-2008 20:43
Troçki SİTARE Makaleler 0 05-18-2008 16:47


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 20:58 .



Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.0 RC2


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447