Demokratİk Halk Devrİmİ 1 İnsanlık tarihinin, ilkel toplumdan sonra yaşadığı kabul edilen ve üretim araçlarının özel mülkiyeti ile insanın insan tarafından en amansız sömürüldüğü, hatta egemenlerin diğerlerini hayvan gibi gördüğü sosyo-ekonomik sistem.
Sanıldığının aksine, bütün kurumlarıyla değişik coğrafyalarda varolmayan köleci toplumdu, köle sahipleri ile üretim araçları ve üreticiler, yani köleler vardır. Köle sahipleri, köleler üzerinde diğer üretim araçları gibi sahipliğe, özel mülkiyet hakkına sahiptir. Bu anlamda köle, üretimin anorganik koşulu olarak, iş hayvanlarının yanı sıra, diğer doğal yaratıklar gibi görülür ve onlara toprağın bir parçası gözüyle bakılır.
Özgür sınıflar, askerlik ve girişimcilik dışındaki çalışma biçimlerini aşağılayıcı bulurlar. Köleler, ya savaşlarda tutsak edilenlerden ya da hâlâ varlığını sürdüren ilkel toplum ilişkilerinin egemen olduğu topluluklardan zor kullanılarak koparılarak getirilirlerdi.
Köleci toplum biçiminde üretim (tarım), kalabalık köle gruplarının toprakta vardiyalı olarak yaptıkları çalışma ile gerçekleştirilirdi. Bütün kurumları ve kültürüyle Roma İmparatorluğunun Avrupa coğrafyasındaki topraklarında gelişen sistem, büyük köle ayaklanmalarının yaşanmaya başlamasının ardından, büyük işletmelerin daha küçük parçalara bölünmesiyle işletilmeye başladı. Köleler, küçük parçalara bölünen topraklara yerleştirilerek kalıcılık sağlanırken iletişimlerinin kesilmesi sonucu ayaklanmaların da önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Aynı zamanda kölelere tanınan kulübe hakkı ile aile biçimleri oluşturulurken üremeleri sağlanırken emeğin yeniden üretilmesine bir yeni boyut sağlanmıştır. Bu yapı süreç içinde köleci üretim ilişkilerinin ve üretim güçlerinin gelişmesini çok dar sınırlar içine sokmuştur. Çünkü, ne köle sahiplerinde ne de toprağa yerleşik hale gelen kölelerde üretim araçlarının gelişimini hazırlayacak amaç oluşmamaktadır. Ancak bazı yerlerde üretici güçler; çiftçilik ile hayvancılık arasındaki ilişki ve tarım ile el zanaatları arasındaki işbölümüne dayalı olarak gelişme gösterdi. Üretici güçlerdeki bu gelişim, doğal yapısındaki evrimdir.
Yapı içinde özgür çiftçiler ve zanaatkârların gelişimi daha hızlı oldu. Özgür çiftçiler üretim aracı olarak toprağa sahip olmamakla birlikte köle sahipleri sınıfına karşı daha bağımsız konumdaydılar ki bu durum üretici güçlerin gelişmesine ve dolayısıyla üretimin artmasına neden olmuştur.
Kurum Olarak Kölelik
Kölelik, insanlığın toprağa yerleşip kültür üretmesiyle birlikte, üretim için duyulan emek gücünü karşılayabilmek için oluşmuştur. Bu haliyle kölelik, öncesinde ve sonrasında köleci toplum biçimine bağlı olmayarak uzun yıllar yaşadı. Bu haliyle köleliği, köleci üretim biçimiyle karıştırmamak gerekiyor. Kölelik kurumunun hukuku, askeri ya da ticari seferler sırasında tutsak alınan insanlara uygulandı. İşlenen bir suçun cezalandırılması ya da borcun ödenmemesi durumlarında da aynı statünün uygulandığına tanık olunmaktadır. Ayrıca, baba (aile reisi), kabile şefi tarafından bu işi meslek edinmiş olanlara satılan aile ve topluluk bireyleri, götürüldükleri iş merkezlerinde yeniden satılmış ve kölelik yaygınlaştırılmıştır. Bu kurum, Arabistan’da ve İslamlığın yayıldığı Asya’da çok sık işletilmiştir. İşleyişin çok kazançlı bir ticarete dönüşmesi, özellikle Afrika kıtasında güç kullanılarak tutsak alınıp satılma yaygınlık kazanmıştır. İlkel toplum biçiminin yaşandığı bu coğrafyadan zorla koparılarak insanlar, özellikle Amerika kıtasına taşınmış ve büyük toprak sahiplerine satılmıştır.
Kuzey Amerika’ya ilk Afrikalı köleler 1619 yılında Flemenk gemisiyle getirilerek Virginia İngiliz Kolonisine yerleştirildiler. Amerika kıtasındaki İngiliz ve diğer Avrupa ülkeleri kolonilerinde, büyük kâr getiren plantasyonlar kuruluyor; tütün, şekerkamışı ve pamuk üretiliyordu. İnsan gücüne ihtiyaç arttıkça köle ticareti, ürün ticaretinin önüne geçti. Böylece Kuzey Amerika’ya Batı Hint Adaları ve Batı Afrika arasında gelişen bir köle ticareti ağı kuruldu. 19. yüzyıl ortalarında Amerika’daki köle sayısının 4 milyonu aştığı sanılmaktadır.
18. yüzyılda Avrupa’da gelişmeye başlayan Aydınlanma hareketiyle birlikte kölelik, ahlaki açıdan nefretle karşılanmaya başladı. Esasen kölelik kurum olarak da üretici güçlerin gelişmesini önlemekle kapitalizmin gelişmesine de engeldi. Köleliğe karşı hareketlenmenin 19. yüzyılda İngiltere’nin öncülüğünde başlaması tesadüfi değildir. İngiltere ve ABD’de köle ticareti 1807 yılında yasaklandı. 1823 yılında kurulan Kölelikle Mücadele Derneği, 1833’te tüm İngiliz sömürgelerinde kölelerin özgürleşmesini sağladı. Amerika İç savaşı (Kuzey-Güney Savaşı) bir anlamda da bu amaca yöneliktir ve 1865 yılında ABD Anayasasının 13. Maddesiyle ABD’de kurum olarak köleliğe son verildi. Kölelik, kapitalist ilişkilerin gelişme seyrine uygun olarak Çarlık Rusya’sında 1897 yılında sona erdirildi. Osmanlı’da esir ticareti 1847 yılında yasaklanan esir pazarları kaldırıldıysa da esir ticaretinin 1900’lü yılların başına kadar sürdürüldüğü biliniyor.
|