![]() |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 547
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | EGEMENLERİN SEÇİM DAYATMASI KARŞISINDA DOĞRU TAVIR NE OLMALIDIR VEYA SÜREÇ DEVRİMCİLERİ GÖREVE ÇAĞIRIYOR Özellikle seçim dönemlerinde bir fosseptik çukuru açılmışçasına ortalığa yayılan pis kokular, gerçekte sadece seçim olgusuna değil, sistemin insandışılaştırıcı niteliğine dair belirtilerdir. Böyle dönemlerde halka sistem tarafından dayatılan "zorunlu istikamet" dışında yolların/tercihlerin olduğunu göstermek her zamankinden daha büyük bir önem kazanır. Eğer biz, kimilerinin cumhuriyet mitinglerini değerlendirirken yaptığı gibi örneğin, "insanların bir mitinge katılıp slogan atmış olması bile bir kazanımdır" demeyecek, olguyu sınıfsal ilişkilenme açısından değerlendirecek ve ehvenişeri değil doğruyu tercih edeceksek; seçimde de "hiç yoktan iyidir" kanaatkarlığına düşmemeli; burjuva siyaset zeminini bir bütün halinde teşhir etmekten kaçınmamalı ve değerlerimizi savunmakta tereddüt etmemeliyiz. Bilinir ki, karşıt duruş ve imkanlar ne denli zayıf düşerse, sistem ve sahipleri o denli pervasızlaşır. Bugün salt seçimlerde değil, yaşamın her kesitinde, devrimci alternatifin tehdidini ensesinde hissetmeme rahatlığı, sistem sahiplerinin hemen hepsinde kendini gösteriyor. Hak gaspederken de bir yasa çıkarır veya halkın zekasıyla alay ederken de rastladığımız, gemi azıya almış olma hali, seçimlerde göstermelik örtülere bile ihtiyaç duymadan bildiğini okuma olarak dışavuruyor. Birbirine zaten benzeyen burjuva partileri arasındaki fark adeta ortadan kalkmış durumda. Eski CHP'linin AKP'den eski ANAP'lının CHP'den aday olması, yansıtıldığı gibi sağcının solcu veya solcunun sağcı olduğunun değil, söz konusu yapılar arasında önemli bir fark kalmadığının göstergesidir. Bu durum, burjuva siyasal düzeni anlamak açısından da öğretici bir örnektir. Meselenin halkı sandığa kadar oyalama, ilgisini çekerek kandırma etkinliğinden ibaret olması, vitrini önemli kılıyor. Bu da satma ve satın alma aralığını büyütüyor. Alevi örgütlenmesi içinden çıkan MHP adaylığı da bu çerçevede değerlendirilmelidir. Burjuva partiler, en çok seçim dönemlerinde istifa, dağılma, vb sorunlar yaşamaktadır. Bunun nedeni, ilişkilerin bir bütün halinde çıkara dayalı olması, pragmatizmin tercih ve yönelimlerde belirleyici olmasıdır. Bir partide yıllarca çalışan, pek çok konuda emeği geçen üyelerden çok popüler kişilerin seçimlerde aday gösterilmesi, burjuva siyaset anlayışını olduğu kadar bu zemindeki duruşun kayganlığını ve içerilmiş haldeki güvensizliği ele verir. Gerçekte yapılabileceklerin ötesinde vaatte bulunmak bile, halk için siyaset yapanlara yakışmaz. Burjuva siyasette ise yalan, seçim çalışmasının en doğal ayaklarından biridir. Küresel saldırıya geçen sermayenin sadece toprakları değil beyinleri de fethetmek için geliştirdiği yöntem ve araçların sonuçları bireyde de kurum ve topluluklarda da kendini gösteriyor. Özgüven yitimi, gelecek tasarımlarını ya çok kısa menzilli kılmakta ya da günü kurtarma dışında projeler geliştirilemez olmaktadır. Bu nedenle kökten değişim amacı etrafında örgütlenmiş yapıların çalışma ve önerileri halk içinde daha az ilgi görmekte; kişiler, başkası için mücadele yerine bireysel hareket alanını geliştirmeyi tercih etmekte ve bunun için her yol mubah olmaktadır. Devrimci önderliğin, yolgösterici işlevi yerine getiremediği durumlarda, insanların sisteme yedeklenmesi de alternatif arayışlarında tuzaklara düşmesi de daha kolay olur. Dün meclisi bir çeşit ahır olarak gören ve insanları farklı alternatiflere yönlendiren devrimciler için de bugün seçimin, meclisin veya burjuva parti organlarının önemi artmışsa, bunda devrimci zeminde giderek büyüyen ölçeksizliğin rolü büyüktür. Ölçekleriyle barışık, duruşunda net devrimciler için oy kullanmamak bir kayıp değildir. Çünkü kendini iki yanlıştan birine mahkum hissedecek denli çaresiz, alternatifsiz olmak devrimci kimlikle bağdaşmaz. Oy vermek gerektiğinde de; kişisel iyi niyet, hatır, vb değil, sürecin bütününe hakim anlayış ve çarkın nasıl işleyeceği ölçü alınmalıdır. Örneğin bağımsız adaylık başlı başına bir olumluluk değildir. "Oyum boşa gideceğine bir yere kullanayım" tavrı öğretilmiş, yanlış bir eğilimdir. Gerçekte ise, neye hizmet edeceği bile kestirilemeyen şekilde kullanılan oylar boşa gitmiş olmaktadır. Kişinin onaylamadığı sandıklara oyunu atması yerine kendine saklaması, farklı alternatiflerin olduğu bilincini geliştirmenin yanında, ortaya çıkacak hükümetin uygulamalarında pay sahibi olmamak anlamında bir özgüven sebebi de oluşturur. "Bir adaya destek sunmak için; onun vaadettiği çalışma programı ile bizlerin ondan talep ettiklerimiz arasında ciddi bir açının olmaması, birinci koşuldur. İkinci koşul, taleplerimizin takipçisi olabilmek ve bunun için belli bir yaptırım gücüne/araçlarına sahip olabilmektir. Bunun dışında kalan tüm tarifler, iyi niyet çerçevesi içinde kalsa dahi, son tahlilde aynı yere çıkar; maddi koşulların niyeti belirlediği ve hatta iyi niyetin istismar edildiği bir sonuç oluşur. Adayın bağımsız veya belirli bir partiden aday olması da bu sonucu belirleyen bir faktör değildir. Geçmişinde güzellikler bulunan; başarılara imza atmış, devrimci tutsaklık gibi onurlu süreçlerden geçmiş olan insanların bugün burjuva parti labirentlerinde kaybolup gitmiş örnekleri de bize, "Nasıl Yapmalı?" konusunda bir veri/ders olmalıdır." (Seçim Sürecinde Türkiye, Devrimci Hareket Yayınları, S: 28, Şubat 2004) SEÇİMLERDEN NE HALKIN NE DE EGEMENLERİN SORUNLARINA ÇARE BEKLENMELİDİR Seçimleri zorunlu hale getirip erkene alan dinamikler doğru değerlendirildiğinde, seçimlerin çözüm olmadığı kolaylıkla görülür. Aday transferleri, adayların ezberi bozan tercihleri, genel başkanların söz düellosu işin bir anlamda makyajını oluşturmakta ve gerçekler bu perdeleme arkasında kalmaktadır. Anımsanacak olursa biz, cumhuriyet mitinglerine sebep olan gerilmeyi bir çeşit sermaye çatışması olarak değerlendirmiş; emperyalist tekellerin küresel saldırısı ile konumu sarsılan kesimlerin tepkisinin genelkurmay yönetmenliğinde organize biçimde sokağa yansıdığını, bunun seçimle sonuçlanmayacak kapsamda bir çelişme olduğunu söylemiştik. Bir anlamda ok yaydan çıkmıştır. AKP üzerinden yürütülen tartışmanın/mücadelenin bir tarafında AB, ABD vb güçler var, diğer tarafında ise, işbirliği şansı bile kalmayan geleneksel oligarşinin önemli bir kesimi bulunmaktadır. Görünen o ki AKP bir kez daha emperyalizmin adayı olarak seçimlere hazırlanmaktadır. "Milli görüşçü" adayların elenmesi, sosyaldemokrat kimliğiyle bilinen kimi kadroların aday gösterilmesi bu sebepledir. AKP "merkez sağ" oylar için de çekim oluşturacak bir vizyonla seçime hazırlanıyor. DP adı altında sağda gerçekleştirilmek istenen birleşmenin fiyaskoyla sonuçlanmasının ardında AKP'yi kollayan emperyalist iradenin olduğunu düşünmek abartılı olmaz. Bu çaba, AKP'nin genelkurmayca temenni edilen düzeyde zayıf düşürülmesini önleyecektir. Ve sonuçta bu seçim her iki tarafın da derdine çare olmayacak; istikrarsızlık sebebi artacak ve daha da önemlisi sözünü ettiğimiz çatışma, yeni araç ve yöntemlerle devam edecektir. Genelkurmay'ın seçimleri beklemeden internetten yaptığı ikinci açıklama(8 Haziran), basına yansıdığının aksine "terör"den çok, hızla devam etmekte olan, sermayenin el değiştirmesi süreci ile ilgilidir. Burada "terör" olgusu bir çeşit ajite edici ve tepkiyi meşrulaştırıcı bileşen olarak işlevlendirilmektedir. Açıklamada geçen 7 maddede bizce işin özünü "Türkiye Cumhuriyeti, ulusal ve üniter yapısının, çağ dışı bir yapı olduğunu düşünen bir yaklaşım ile karşı karşıyadır.Ulusumuzun bu tehlikeli yaklaşımı fark etmek zorunluluğu vardır ve olmalıdır." biçimindeki 4. madde elevermektedir. Sınıra yapılan yığınak dahil pek çok hamle/gelişme burjuva basından incelendiğinde doğru yorumlama şansı kalmamakta ve fikri boyutta da olsa yedeklenme olasılığı doğmaktadır. O yığınağın birden çok nedeni vardır. Sınırda, 35-40 km'lik bir menzilde belirli oranlarda bir hareket kabiliyeti kazanılmış olsa da veya o alanda kimi çatışmalar yaşansa da biz bu yığınağın dış cephede, pazarlık gücünü arttırmaya dönük bir blöf olduğunu, iç cephede ise, "asker hazır olduğu halde operasyon kararı almıyor" görüntüsü verilerek AKP'yi yıpratmaya yaradığını düşünüyoruz. Genelkurmay yeni hamleler için seçimi beklemiyor. Çatışmanın farklı araç ve yöntemlerle devam edeceğine ve bu araçların en sivri hedeflerinde devrimcilerin olacağına dair belirtiler giderek netleşiyor. Doğru okunamayan sürecin edilgen ve dolayısıyla mağdur öznesi olmamak için devrimciler, seçim oyununda figüran olmayı değil, haber vererek gelen uzun zorlu ve çatışmalı süreç için hazırlığı önüne bir görev olarak koymalıdır. Bu sürecin halktan yana "kader"ini değiştirebilecek başka bir toplumsal özne yoktur. Daha önce de yazdığımız gibi bundan sonra hiçbir şey devrimciler için eskisi gibi olmayacak. Muhtemel kayıpları önlemek, ancak gelişmeleri tüm boyutlarıyla kavrayan, öznellik bağlarından tümüyle sıyrılmış devrimci bir irade ile mümkündür. Böyle bir iradeyi desteklemek, katılımcısı olup büyütmek her devrimci-demokratın görevidir. SOL ADINA KAYGILIYIZ Evet süreç devrimcileri göreve çağırıyor; ama, devrimcilerin sürecin niteliğini okuma konusunda bile başarılı bir sınav verdiği söylenemez. Genelkurmay'ın 27 Nisan müdahalesinin ve cumhuriyet mitinglerinin solda hemen hiçbir yapı tarafından doğru değerlendirilmediğini daha önce örnekleri ile anlatmıştık. Aslında Genelkurmay'ın 8 Haziran açıklamasına gelen ilk tepkiler de farklı değildir. Örneğin TKP, Genelkurmay'ı "yanlış anlaşıldık" demeye çağırıyor. Ferda Koç'un sendika.org'taki "Genelkurmay ve Ermua Ruhu" başlıklı yazısı ise, bir bütün halinde düşündürücü; hatta kaygı verici. Önümüzdeki günlerde Halkevci dostlarımızı, "terörü lanetleme" veya yeni bir cumhuriyet mitinginde görmeyeceğimizi umut ediyoruz. Biz bu kez alıntı yapmak yerine okurlarımıza yukarıda sözünü ettiğimiz değerlendirmeleri kaynağından okumalarını öneriyoruz. 10 Haziran 2007 DEVRİMCİ HAREKET |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| dayatması, egemenlerin, secim |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçim ve propaganda döneminde uygulanacak yasakları belirl | burjuva-haberci | Türkiye'den Haberler | 0 | 05-09-2007 12:30 |
| Yüksek Seçim Kurulu (YSK) seçim tarihi üzerindeki tartışmaları dün akşam saatlerinde | burjuva-haberci | Türkiye'den Haberler | 0 | 05-08-2007 03:14 |
| Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçim döneminde radyo ve televizyonlardan siyasi parti vey | burjuva-haberci | Türkiye'den Haberler | 0 | 05-06-2007 04:40 |
| Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Muammer Aydın, seçim takvimini belirlediklerini ve | burjuva-haberci | Türkiye'den Haberler | 0 | 05-04-2007 00:40 |
| Egemenlerin “Çankaya tepesi” etrafındaki çatışmaları şiddetleniyor... | metin_new | Makaleler | 0 | 04-27-2007 00:29 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 04:25 .