![]() |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 628
Thanks: 0
Thanked 2 Times in 2 Posts
Tecrübe Puanı: 3 ![]() | Şimdi Hareket Zamanı - Devrimci Gençlik Hareketli geçecek bir baharı üniversiteliler, Şubat ayından itibaren üniversitelerde ve kentlerde AKP karşıtı eylemleriyle, ulaşım hakkı yürüyüşleriyle karşıladılar. Üniversiteye erken gelen bahar, emekçi halk kesimlerine Genel Sağlık Sigortası’na karşı yapılan eylemlerle geldi. Bu bahar toplumsal muhalefet için ne kadar canlı geçecekse, Türkiye egemenleri açısından da o kadar krizli geçecek. Yargıtay başsavcısının AKP’ye karşı açtığı kapatma davası, geleneksel devlet kliğiyle AKP arasındaki kavganın bitmemiş olduğunu bir kez daha hatırlattı. AKP, ikinci defa tek başına iktidar olmasının avantajlarını kullanıp hem kendi İslamcı tabanına hem de Amerika’ya verdiği sözleri bir bir yerine getirirken, devlet içerisinde kadrolaşmasını son gaz devam ettirirken, ulusalcıların son kalelerinden biri olan yargıdan böyle bir atağın gelmesi çok da şaşırtıcı olmamalı. AKP’nin davayı karşılayış şekli ise egemenler arası kavganın büyüklüğünü kanıtlıyor. Meydanlarda ayetler okuyan ve bu davayı açanlar bizi güçlendiriyor diyen Tayyip Erdoğan’ın içinin o kadar da rahat olmadığı Ergenekon operasyonunda ikinci perdenin hızlıca başlamasından belli oluyor. Yıllarca öğrencilere zulmeden bu nedenle de adı “Alemidarederoğlu”na çıkan ama bir türlü dokunulmayan Kemal Alemdaroğlu’nun bile gözaltına alınması egemenler arasındaki iktidar kavgasının şiddetini gösteriyor. Tüm bu çatışmaların, çekişmelerin bir ucu da Türkiye’de devlet yapısının emperyalizmin bölgesel politikaları doğrultusunda yenilenmesine dayanıyor. Son günlerde ABD’nin üst düzey yetkilileriyle artan görüşmeler, Türkiye’nin önümüzdeki günlerde Afganistan başta olmak üzere Ortadoğu’da askeri açıdan daha fazla ABD taşeronluğuna soyunacağını gösteriyor. AKP’nin karşısındaki tek güç olduğunu söyleyen ulusalcıların geçen sene seçimlerden önceki etkilerinin kalmadığı aşikar. Özellikle de Büyükanıt önderliğindeki ordu üst kademelerinin AKP’yle ABD politikaları etrafında uzlaşısı bu süreci hızlandırdı. Başsavcının açtığı kapatma davası ise tarafların daha da kemikleşmesine yol açtı. Peki AKP’yi kim durduracak? AKP’nin karşısında etkili bir muhalefeti kim örgütleyecek? Ulusalcı kesimlerin bunu yapamayacağını baştan beri söylüyorduk. Çünkü devletin her türlü kontrgerilla ilişkisinde yer edenler, katliamların altına imza atanlar, Kürt halkının özgürlük mücadelesini kirli savaşla bastıranlar, emek düşmanı sermayeyle arasında hiçbir sorun olmayanlar, topluma asla ilerici bir çözüm vaad edemez. AKP’nin karşısında sağdan doğru düzen içi bir muhalefetin dahi olmadığı başta, MHP olmak üzere tüm sağ partilerin AKP’ye yedeklenmesinden belli oluyor. Peki halkı AKP’nin sosyal yıkım politikalarına, gericiliğine, halk düşmanı siyaset tarzına karşı harekete geçirecek güç nerede? Aslında 2008’in başında cevabı çok da belli olmayan bu soru Mart ayıyla beraber AKP karşısında yükselen toplumsal muhalefeti işaret ediyor. Halkın kendi geleceğine sahip çıkmak için başlattığı mücadele 6 yıldır ilk defa siyasal iktidarla doğrudan karşı karşıya geldi. Emek platformunun yeniden toplanması ve SSGSS yasa tasarısına karşı yapılan eylemler AKP iktidarının nasıl durdurulacağına dair ipuçları veriyor. Halkın geleceğini satılığa çıkaran AKP’ye karşı daha çok örgütlü kesimlerden gelen tepkiler, hastane kapılarında bekletilen, sudan elektriğe kadar aldığı her hizmete zam yapılan, sırf bunları ödemek için asgari ücretle güvencesiz çalışan kesimlere yayılmalıdır. Türkiye solunun bu konuda önündeki tek engel kendisidir. Ortak bir akılla; GSS, birbiri ardına gelen zamlar ve vergiler, dünya çapında yaygınlaşan ekonomik kriz gibi konularda bir muhalefet örgütlenmelidir. Ancak bu muhalefetin başarılı olması için AKP’nin halkı kendine yedeklemesinde en önemli kozu olan gericiliğe karşı da mücadele edilmelidir. Bugün neo liberalizmin ülkemizdeki kılıfı dinsel gericiliktir. Bu nedenle neo liberalizme karşı mücadele halkın uyanışını ve aydınlanmasını hedefleyen bir gericilik karşıtı mücadeleyle beraber verilmelidir. Bu ortak aklın kurucu öznesi Türkiye halklarını yıllardır kamusal alanın tasfiyesine karşı hak mücadelelerine çağıran devrimci özneler olmalıdır. Türkiye solunda bu ortak aklın yaratılmasının kolay olmadığı ortada. Solun bir kısmının, AKP karşısında muhalefet edeceğim derken seksen beş yıllık faşist devletin değerlerine sarıldığı ve onları korumayı söylem haline getirdiği bir süreçteyiz. Diğer bir kesimse AKP’ye karşı muhalefet etmenin orducu, statükocu kesimlerin yanına düşmek olduğunu söyleyerek iktidar karşıtı mücadelenin bir parçasını tamamen ya da kısmen es geçmektedir. Bu bakış açısı, ülke siyasetini okuyamamak ve bir çıkış yolu önerememekle alakalıdır. Oysa sağlık hakkı için “AKP sağlığa zararlıdır” diye meydanlara çıkan emekçiler mi statükonun yanına düşmüştür? Yoksa Tuzla’da insanca bir yaşam ve çalışma koşulları için greve çıkıp AKP’li bakanın tüm yalanlarını ortaya döken tersane işçileri mi? Ya da üniversitelerde piyasacılığın gericilik eliyle örgütlendiğini görüp “AKP elini üniversiteden çek” diyen üniversiteliler mi? Bugün AKP’ye karşı mücadele; onunla simgelenen neo liberal politikalara, halkı cemaatlerle devlete bağımlılaştıran, bir Amerikan projesi olan ılımlı islama ve gericiliğe, epmeryalizmle kurulan işbirlikçiliğe karşı mücadele etmek anlamına gelmektedir. Ülkede yaşanan bu kaotik ortamın içinde üniversiteler özel bir öneme sahip. AKP politikalarının adeta bir deneme tahtasına dönen üniversiteler, AKP’ye karşı seslerin de ilk yükseldiği yerler oluyor. AKP seçim başarısının ardından Cumhurbaşkanı’nın da Abdullah Gül olmasıyla rahatladı. Ama asıl adımı YÖK başkanlığı konusunda attı. Akademik kimliği bile şaibeli olan, Fethullah desteğiyle koltuğuna oturan, AKP’den aldığı emirlerle harekete geçtiğini açık bırakılan mikrofonlarda ağzından kaçıran Yusuf Ziya Özcan üniversitede yasakların kalkacağını söyleyip türban yasağına işaret etti, ardından üniversitelerin paralı olması gerektiğini söyleyip sermayeye göz kırptı. Meclisten türban düzenlemesinin jet hızıyla geçmesiyle üniversitelere ültimatomlar yağdırmaya başladı. Türban düzenlemesi karşısında türbanın bugün gericiliğin simgesi olduğunu, AKP’nin üniversite politikalarının bir parçası olduğunu, üniversitelerin devletten, sermayeden olduğu kadar dinden de bağımsız olması gerektiğini söyleyen üniversiteliler, sokaklara döküldü. Bu dönem üniversiteliler sadece gericilik karşısında değil hak gasplarına karşı da çözümü sokakta aradı. Samsun ve Trabzon’da ulaşım zamlarına karşı yapılan eylemler hem kısmi kazanımlarla devam ediyor hem de ülke gündemine konu oluyor. Özellikle Samsun’da son yılların en kitlesel öğrenci eylemlerinin gerçekleştirilmesi ve eylemlere ara verilmeksizin devam edilmesi üniversite öğrencilerinin hak arama konusundaki kararlılığını göstermektedir. Ulaşım sorunu üniversite öğrencilerini bulundukları kent içinde zora sokan başlıca sorunlardan biri. Ama bir öğrencinin yaşamındaki tek sorun değil. Barınmadan beslenmeye kadar bir çok hizmet pahalılaştırılırken üniversitelilerin tepkileri kesilmemeli, devrimci gençlikse bunun örgütçülüğünü yapmalıdır. Özellikle taşra üniversitelerinde kentle yaşanılan uyum sorunu da eklendiğinde öğrenci hareketi açısından büyük bir dinamik mevcuttur. Ancak bu dinamiğin büyük şehirlerden yükseltilecek hareketlerle ve güçlü bir politik propagandayla sürekliliğinin sağlanması gerekmektedir. Seçimlerden önce “haydi gençler siyasete” diyen hükümet gençliğin adını bile anmamaktadır. Hatta AKP gençliğin geleceğini ipotek altına almaktadır. Bugünlerde meclis gündeminde olan Genel Sağlık Sigortası düzenlemesi emeklilik yaşı başta olmak üzere asıl olarak 10-20 yıl sonra bizleri vuracak düzenlemeleri içermektedir. Türban düzenlemesi karşısında “öğrencilerimiz sokaklara dökülür kaos olur” diyen rektörlerse öğrencilerin kendi saflarında olmadığını görünce soruşturmalara, jandarma ve polis saldırılarına ara vermeksizin devam etmektedir. Üniversite gençliğinin barındırdığı ilerici dinamikler, gençliği robotlaştırarak, geçim ve gelecek kaygısına mahkum ederek, her türlü terör yöntemiyle baskı altına alarak engellenmektedir. Egemen siyasetin gençliğe hiçbir şey vaad etmediği ortada. Bu süreçte üniversite gençliğinin ne ulusalcıların ne de liberallerin arkasında biriktiği söylenebilir. Ancak ülke gündemindeki tartışmaların gençliğin alanlara çıkmasında ve politikleşmesinde etkili olduğu da bir gerçek. Böylesi bir dönemde ancak egemenler karşısında tutarlı bir ideolojik mücadele üniversite gençliğinin enerjisini yönlendirebilir. Sol, ülkede olduğu gibi üniversitede de bunun tek adresidir. Ne var ki gençlik örgüterinde ideolojik savrulmalar artık ayyuka çıkmıştır. Özgür-Der ve Anadolu Gençlik’le ortak eylem yapabilecek kadar yönünü şaşırmış SDG ya da türbanı sadece bir özgürlük tartışmasına indirgeyip AKP politikalarından soyutlayarak tartışan ve bu şekilde söylemleri AKP’ninkilere denk düşen SGD gibi örnekler, burjuva özgürlük ve demokrasi anlayışıyla düşünüldüğünde solun belleğinin kolayca silinebileceğinin ve egemen ideolojinin yanına düşebileceğinin göstergesi oldu. AKP karşısında aralıksız bir eylem sürekliliği sağlayan TKP ise her ne kadar bu süreci yaygınlaştırıp öğrencileri katabilmiş olsa da mevcut hukukun ve cumhuriyetin değerlerine sarılarak onları korumayı kendine görev edindi ve çoğu üniversitede soldan çok ulusalcı gençlik örgütleriyle diyalog kurarak bu süreci örgütledi. Tüm bu ideolojik karmaşa içinde gençlik hareketine gericilik ve neo liberalizm karşıtı bir perspektif önermek, bunu toplumsal muhalefetin gündemleriyle birleştirmek gerekmektedir. GSS’ye, zamlara, güvencesiz çalışmaya, kirli savaşa ve emperyalist savaşa karşı üniversitelerde hem ideolojik olarak hem de pratik olarak üretken olmak, AKP karanlığına karşı toplumun ışığı olabilmek devrimci gençliğin bugünkü somut görevi olmalıdır. Bugün ulusalcıların ve liberallerin arasında kalan gençliğin tek çıkış yolu herkesin eşit haklara sahip olarak yaşadığı, aydınlık ve bağımsız bir gelecek için mücadele etmektir. Bu mücadele gericiliğe ve neo liberalizme karşı tutarlı, bağımsız ve devrimci bir çizgide olmalıdır. Üniversitelerde ve ülkemizde gericiliğe, sosyal yıkım politikalarına, zamlara, emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı toplumun ve üniversitenin uyanışını örgütleyecek ideolojik ve pratik birikim Kızıldere’den bugüne devrimci gençliğin aklında ve eylemlerinde mevcut. Bugün halkı aç bırakıp ölmeden yaşamaya mahkum edenlere, hastane kapılarında öldürenlere, savaşın ve bombaların arasında bırakanlara, bilimi şirket hesaplarına ve tarikat liderlerine teslim edenlere, geleceğimiz üzerinden rant elde edenlere 1 Mayıs meydanını hazırlayacağız. Bu yazı Emperyalizme, Oligarşiye karşı Devrimci Gençlik dergisinin Mart-Nisan 2008 tarihli 14. sayısında yayınlanmıştır.alıntıdır...
__________________ KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 5
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | bende bu kuruluşun bir paçası olmak istiyorum .. ben batmanda kalıyorum ve dev-genç e nasıl katılabilirim ... bana bu konuda bilgi verirseniz size minetar olurum.. YAŞASIN BAĞIMSIZLIK MÜCADELEMİZ
__________________ KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 11
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | bnde antepteim..bnde DEV-GENC 'e katilmak istiorm .bunu nasil yapacaimi eer biri solerse cok sewinirim.saygilar....
__________________ Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm! Yaşasın işçiler, köylüler! Kahrolsun Emperyal--izm!" |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 60
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 2 ![]() | vala bnce sizde bizim gibi yapın biz d.bakırda dev-genci kuruoz sizde ole yapın bence
__________________ Sen bağrımı amansızca zorlayan siyahlık unutma .... ÖLDÜRMEKTEN DAHA KUVVETLİDİR ÖLEBİLMEK tek yol devrim dev-genc (diyarbakır) |
| | |
| | #5 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Mar 2008 Bulunduğu yer: diyarbakır
Mesajlar: 691
Thanks: 0
Thanked 2 Times in 2 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | firawun haklı we d.bakıra ulaşabilme imkanınız warsa kapımız hepp sizlere açıktır hewaller üstelik önemli olan yapacağım diyebilmek we inanmaktır unutmayın bizden öncekiler birlerle başlayıp binlerle bitirdiler |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| hareket, zamanı, şimdi |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Hareket Problemleri | REDSIDE | Matematik | 1 | 04-28-2008 15:20 |
| Şimdi 'akıllı gücü' kullanma zamanı | Haber-Ahmet | Güncel Haberler | 0 | 03-04-2008 05:13 |
| ulusal hareket | rakı_balık | KomünistForum Haber Servisi | 1 | 05-28-2007 16:35 |
| 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, şimdi siyasi parçalanmanın toparlanması zamanı old | burjuva-haberci | Türkiye'den Haberler | 0 | 05-19-2007 03:10 |
| Her Devrİmcİ Hareket, | yksel | Devrimci Gençlerde Mücadele ve Örgütlenme | 0 | 05-03-2007 01:36 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 21:45 .