![]() |
| |||||||
| Biyografi İz bırakmış insanların hayat hikayeleri |
![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.609
Thanks: 56
Thanked 79 Times in 59 Posts
Tecrübe Puanı: 7 ![]() | Proletaryanın büyük şairi, modern epik tiyatronun kurucusu ve yazarı Bertolt Brecht, 10 Şubat 1898 yılında Almaya’nın Augsburg kentinde zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Ait olduğu sınıfa başkaldırmak Brecht’de çok genç yaşta başlamıştır. Tiyatro ve edebiyata çocukluktan beri ilgisi olan Brecht’in ilk şiiri 1913 yılında okul gazetesinde yayınlanır. Lise yıllarında ise, sol eğilimli yayın organlarında şiirleri basılır. 1915 yılında, “En tatlı şey, vatan uğruna ölümdür” konulu komposizyonda anti-militarist görüşü savunup, kompozisyon konusunu yalnızca bir propaganda aracı olarak sununca okuldan kovulması gündeme gelir. Brecht, babasının isteği üzerine, tiyatro ve edebiyata ilgisinin yoğun olmasına rağmen, 1917 yılında tıp öğrenimi görmek üzere Münih’e geçer. Yaşamını doktorluk yaparak geçiremeyeceğini anlayan Brecht, tıp öğrenimini yarıda bırakarak, gönlünde yatan edebiyat ve tiyatroya yönelir. Fakat 1. Emperyalist paylaşım savaşının son yılında hastanede görev yapmak üzere askere alınır. Savaş sürecinde Brecht, ‘Ölü Askerin Öyküsü’ adlı şiiri kaleme alır. Brecht’in bu şiiri yıllar sonra Naziler tarafından yurttaşlıktan çıkarılmasına sebep olacaktır. 1933 yılında Nazilerin iktidara gelmesiyle birlikte birçok aydın, yazar ve sanatçı gibi Bertolt Brecht de Almanya’yı terk etmek zorunda kalır. Faşizmin her türlü baskı ve zulmüne rağmen mücadeleden bir an olsun geri adım atmayan Brecht, faşizme karşı mücadelesini ve çalışmalarını Danimarka, İsveç, Finlandiya, Avusturya, Amerika ve Sovyetler Birliği'nde sürdürür. Tiyatro oyunları yazar ve yönetir. Şiirinin kuvvetli soluğunu oyunlarıyla harmanlayıp tüm dünyaya ulaştırır. Brecht, 1956 yılında ölümsüzleştiğinde, ardında 60 ciltlik çalışma, 30’un üzerinde tiyatro oyunu, 1300 kadar şiir ve şarkı, 3 roman, çok sayıda makale, kısa hikâyeler ve konuşma metinleri bıraktı. “Dünyayı değiştirin. Çünkü Değiştirmek Gerekiyor”: Brecht ve Epik Tiyatro… Sanat; toplumsal gerçeği yaşayan tablolarla gösterdiği, halkın-emekçilerin sorunlarına cevap olabildiği, halkın öz kültürünü devrimci kültürle harmanlayıp ileriye taşıyabildiği, gerici-yoz, kitleleri uyutan kültüre karşı toplumcu-gerçekçi sanatın kuvvetli silahını kuşandığı ve bu silahın hedefini doğru bir biçimde belirleyip kullanabildiği oranda işlevini görecektir. Brecht de Epik Tiyatro kuramını oluştururken, sanatın bilimselliğini, gerçekle bağını kurarak ve bunu her koşulda savunarak çalışmalarını gerçekleştirmiştir. Bunun aksini savunanlara ise oluşturduğu ve hala etkisini tüm dünyada hissettiren Epik tiyatro kuramı ile cevap olmuştur. Epik Tiyatro Marksizm-Leninizm etkilenimiyle oluşturulmuş bir kuramdır, Marksist dünya görüşünün sahneye uyarlanışıdır. Brecht bu kuramı “bilim çağının tiyatrosu” olarak nitelemiştir. Brecht, Klasik Tiyatro anlayışındaki seyirciyi duygusallaştırma, oyun kahramanının yerine koyma (özdeşleştirme), bilincini oyunun akışına bırakma gibi durumlara karşı çıkar. Çünkü Klasik Tiyatro’da izleyiciye dayatılan tiyatronun büyülü havası, seyirciyi oyuncuyla özdeşleştirerek, izleyenin edilgen hale gelmesini sağlar. Oysa Epik Tiyatro bu biçimle taban tabana zıttır. Epik Tiyatro’da seyirci oyunu izlerken aktif olarak eleştirmeye itilir. Oyunda var olan eylemi yargılar, bilinçli bir tartışma zemini hazırlanarak sistemdeki çarpıklıkların sorgulanması sağlanır. Brecht’e göre, görünenin ardındaki gerçeği göstermek, burjuva gerçekçiliğiyle ve bütünlüklü bir tiyatro algısıyla mümkün değildir. Bilinci şekillendiren dünya görüşü, doğallığında olguları kavrayışı da etkileyecektir. Bundandır ki Brecht, çalışmalarında diyalektiği kullanarak Marksist bilimin sanata nasıl uyarlanabileceğinin yol göstericisi olmuştur. Epik Tiyatro’da oyuncu yalnız bir oyuncu değildir, verilen rolle kendini özdeşleştiremez. Karakteri oynar aynı zamanda eleştirir. Brecht’inde dediği gibi “Oyuncu, toplumla, doğayla olan ilişkilerini iyice bilmek, tanımak zorundadır. Kendi çağının bilimini, bu bilimin gerektirdiği insan bağlantılarını, eylem alanında, uygulama alanında bir bir, deneye deneye öğrenmeli, ku rmalıdır.” Brecht’in bu kuramla hedeflediklerinden biri de, seyirci ve sahne arasındaki kopukluğu yok ederek, seyirciyi de oyuna müdahil edebilmektir. Epik Tiyatro seyirciye bir dünya görüşü sunar ve var olan sorunları, çarpıklıkları delilleriyle sahneye koyarak seyirciyi yargı vermeye çekmektedir. İzleyende yeniyi yaratma, harekete geçme, kendi sorununun öznesi olma olgusunu yaratmaktadır. Brecht, sanatı Marksist dünya görüşüyle yorumlarken, “Sanat, toplumsal hareketliliğin yapı taşlarındandır. Ve bir üst yapı kurumudur. Doğru işlendiğinde bütün insanların çıkarına olan gerçek kültürün ve yeni olan sosyalist yaşamın kurulması aracıdır” der. Peki, sanat bu denli güçlü müdür? Epik Tiyatro’nun sanatsal gücünü birçok olayla örneklemek mümkün. Bu soruyu uzun uzadıya cevaplamaktansa proletaryanın sanatçısı Bertolt Brecht’in hayatından bir örnek vermek yeterli: Brecht ve otuz oyuncu arkadaşı bir fabrikayı işgal eder ve işçilere oyun oynarlar. Brecht ve arkadaşlarının sahneledikleri oyun o kadar etkileyici olur ki, bir ay sonra işçiler fabrikayı işgal ederek günlerce direnirler. Sınıf savaşımında sanatın önemini kuramlaştırarak ezilenlere kültür-sanat cephesinde yol göstermeye çalışan, “bilim çağının tiyatrosu” olarak adlandırdığı Epik Tiyatro gibi bir bilimsel sanat anlayışı yanında şiirlerini de ezilenlere miras bırakan Bertolt Brecht ve Epik Tiyatro çok daha uzun ve ayrıntılı bir yazının konusudur. Biz sadece büyük üstadı anmak ve toplumun sanata, insanın insana yabancılaştığı günümüzde, bu yabancılaşmayı kıracak silahlardan biri olan sanat cephesinde Brecht’in sanat pratiğini hatırlamak istedik. Yazımızı Brecht’in hafızalarımızdan silinmeyen ‘Adalet’ şiiriyle bitirelim: Adalet Bilin: Halkın ekmeğidir adalet. Bakarsınız bol olur bu ekmek, Bakarsınız kıt, Bakarsınız doyum olmaz tadına, Bakarsınız berbat. Azaldı mı ekmek, başlar açlık, Bozuldu mu tadı, Başlar hoşnutsuzluk boy atmaya. Bozuk adalet yeter artık! Acemi ellerde yoğrulan, iyi pişirilmemiş adalet yeter! Yeter katıksız, kara kabuklu adalet! Dura dura bayatlayan adalet yeter! Bolsa insanın önünde ekmek, lezzetliyse, Gözler öbür yiyeceklere yumulsa da olur. Ama her şey bollaşmaz ki birdenbire... Bilirsiniz, nasıl bolluk doğurur emek: Adaletin ekmeğiyle beslene beslene. Ekmek her gün gerekliyse nasıl, Adalet de gerekli her gün, Hem o, günde birçok kez gerekli. Sabahtan akşama dek, iş yerinde, eğlencede, Hele çalışırken canla başla, Kederliyken, sevinçliyken, Halkın ihtiyacı var pişkin, bol ekmeğe, Günlük, has ekmeğine adaletin. Madem adaletin ekmeği bu kadar önemli, Onu kim pişirmeli, dostlar, söyleyin? Öteki ekmeği kim pişiren? Adaletin ekmeğini de Kendisi pişirmeli halkın, Gündelik ekmek gibi. Bol, pişkin, verimli. Bertolt Brecht
__________________ Dün gece Babil’e iki melek indi sessizce......... Ruhum !.. sus ve seyret.......... Başladı t e k e r r ü r !.. Yâ, taham m ü ü l !.. Yâ, taham m ü ü l! V.B.BAYRIL |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| bertolt, bir, brecht, çeviren, faşizme, kuvvetli, sanatın, silahını, yürek |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bertolt BRECHT -DURAKSAYANA | Daglar | Şiirler | 0 | 07-17-2008 07:23 |
| Bertolt BRECHT- ÇAĞRI | Daglar | Şiirler | 0 | 07-17-2008 07:16 |
| Bertolt BRECHT - BİR OĞUL DOĞARKEN | Daglar | Şiirler | 0 | 07-17-2008 07:02 |
| Bertolt BRECHT - ALMANCA YAKARIŞ | Daglar | Şiirler | 0 | 07-17-2008 06:54 |
| Bertold Brecht (10 Şubat 1898- 14 Ağustos 1956): Proleter sanatın çalışkan işçisi... | gabarın asi rüzgarı | Biyografi | 0 | 08-05-2007 15:20 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 17:38 .