![]() |
| |||||||
| Biyografi İz bırakmış insanların hayat hikayeleri |
![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.622
Thanks: 65
Thanked 88 Times in 64 Posts
Tecrübe Puanı: 7 ![]() | 14 Temmuz 1789 günü Paris'teki Bastille zindanı, ayaklanan Parisliler tarafından ele geçirildi; bugün krallığın yıkılması ve cumhuriyetin ilanına varan sürecin dönemeç noktasıdır. Bundan yaklaşık yüzyıl sonra, 14 Temmuz, Fransızların Ulusal Bayramı olarak kabul edildi. Bu kadarla kalmadı, 14 Temmuz dönemeci ile belirlenen Fransız Devrimi, uzun yıllar boyunca tüm devrimciler için olduğu gibi komünistler için de başlıca başvuru kaynağı oldu. Pek çok devrimin gelişme evreleri Fransız Devrimi'nin evreleriyle kıyaslanarak ele alındı; bu devrimin figürleri örnek alındı. Fransız devriminin burjuva hedefleri doğrultusundaki ilerleyişinde başlıca öznel etken olan Jakobenler özellikle de onların önde gelen ismi Robespierre, devrimciler için esin kaynağı oldu. Ama aynı devrimin komünistlere, proleter devrimcilere en yakın ismi olan ve burjuvazi tarafından olduğu gibi, liberal solcular tarafından da lanetlenerek hasır altı edilmeye çalışılan Babeuf onun kadar anılmadı. Babeuf, daha sonra kendisini izleyen Buonarotti, Barbes, Blanqui gibi Fransız devrimcilerine esin kaynağı olduğu halde, bununla sınırlı görülmemeli, proleter devrimcilerin sacayağının başlangıcı olarak anılmalıdır; burjuva devrimcilerine düzülen övgülerin karmaşasında kaybolmasına izin verilmemelidir. Gracchus Babeuf'ün ailesi Fransa'nın Picardie yöresinden bir köylü ailesiydi. Babası, ailenin dağılması ile memur olmuş, ama sefaletten kurtulabilmiş değildi. Bu nedenle Babeuf, hem yoksul köylü geçmişinin, hem de yeni yeni şekillenen kent proletaryasının şekillendiği ilk evrelerinin bir kavşak noktasında yetişti. Sonradan birçok teorik araştırma ve incelemeye konu olan, cilt cilt kitaplarla tasvir edilen bir dönemin özelliklerini, sorunlarını, genç yaşlarından itibaren yaşayarak öğrendi. Bourbon hanedanının iflas etmesinin sonucunda, yoksulların sırtına bindirilen vergi yükünün altında onlarla birlikte ezildi. Baskılara onlarla birlikte karşı koydu. Bu koşulların içinde pişerek çağdaşlarının ve benzerlerinin hepsinden daha ileri görüşlü, daha kararlı bir devrimci olarak şekillendi. Bu nedenle Fransızların çoğunluğu gibi devrime katıldığında da, hepsinin ilerisine geçti. Devrimin herkesi sürükleyen, coşkulu seline kapılmadı. Coşkusunu hiç kaybetmeden, bu devrimin eşitlik, özgürlük, kardeşlik hedeflerine ulaşabilmesi için, önce sömürüye son verilmesi gerektiğini, hukuki değil sosyal bir eşitliği sağlamak gerektiğini kavradı ve ifade etti. Bu devrimin başarısı için, devrimci bir örgüt gerektiğini en açıkça kavrayıp ifade eden o oldu. Tam da devrimin gerilediği, moda deyimle «devrimin kendi evlatlarını yediği» bir dönemde, devrimci bir atılıma öncülük etti. Jakobenlerin iktidarı ellerine alıp, kendi rejimlerini sağlamlaştırmaya çalıştıkları dönemde Babeuf, Robespierre'nin karşısındaydı; karşı devrim Jakobenler'in üzerine yöneldiğinde, cumhuriyetçi güçlerin birliği için Jakobenlerle ittifak arayışı içindeydi. Jakobenler tasfiye edildiğinde geri düşmedi. Yeraltına geçip, yeraltından yeni bir halk ayaklanmasını kışkırtmak amacıyla, Eşitlerin Komplosu adlı bir gizli örgüt kurdu. Bu örgüt içinde, Babeuf ile Blanqui arasında köprü rolü oynayan Buonarotti de vardı. Bu örgütün gizliden gizliye yayıp dağıttığı ateşli bildirilerde, Eşitlerin Manifestosu, Devrimci Tutum gibi manifestolarda Babeuf'ün imzası vardı. Bununla birlikte, devrimciliği bir komplo faaliyeti olarak algılayan örgüt, bir başka komployla, kendi içinden yıkıldı. Askeri komitenin üyesi Grisel adlı bir ajan, Babeuf'ün de içinde olduğu komitenin bir toplantısını ihbar etti; 10 Mayıs 1796'da Babeuf ve arkadaşları tutuklandılar. Bu tutuklanma Babeuf'ün idamıyla noktalanacak bir operasyonun da başlangıcıydı. Ama Babeuf'ün başlattığı Fransız devrimci geleneği ne bu operasyonla ne de Babeuf'ün idamıyla sona ermedi. Belki de «yenildik ama ezilmedik» şiarı ençok onlara yakışıyordu. Babeuf son ana kadar yenilgiyi kabul etmedi. Onun, temsil ettiği öfke ve isyanın kaynağı olan yoksul halk kitlelerine olan güveni tamdı. Hapishaneden yazıp gönderdiği bir mektupta, devrim ateşini söndürmeye çabalayanlarla alay ediyordu: «O ateş birden bire, her zamankinden güçlü ve patlarcasına hiç umulmayan bir yerden ortaya çıkacak» diyordu. Babeuf bunu söylerken örgütüne güveniyordu. Bir komitenin çökmesiyle örgüt faaliyetinin sona ermeyeceğini düşünüyordu. Ama beklediği gibi olmadı. Yine ajan provakatörler marifetiyle bu örgütün pekçok komitesi tek tek çökertildi. Yine de Babeuf ve arkadaşlarını Paris'de yargılamaya cesaret edemediler. Onları Paris dışında Vendome'da yargılamak zorunda kaldılar. Haksız sayılmazlardı; çünkü Babeuf'ün mahkemedeki savunması ve tutumu da başlı başına bir isyanı yansıtıyordu; Babeuf kışkırtıcılığını sürdürüyordu: Bugünkü hükümetin halkı ezdiğine bütün yüreğimle inandığım için onu devrimek uğruna elimden geleni yapardım. Cumhuriyetin tüm demokratlarıyla bu amaçla ilişki kurdum. Bunların adlarını bildirmek bana düşmez.” Yargıcın «bunu nasıl yapacaktınız?» sorusuna şöyle cevap verdi: “Zalimleri yıkmak için başvurulacak her çare meşrudur. Burada kullanılacak araçlar hakkında ayrıntılı bilgi vermek bana düşmez.” Bu komplonun önderi olup olmadığı sorusuna verdiği yanıt da, son derece tok ve kibirden uzaktı: “Eylemde rolüm ne olursa olsun halkı ezenlere karşı komplo hazırlamak suçundan en ağır cezayı kabul ediyorum. Çünkü eğer bir niyet söz konusu ise kimse bu zalimlere karşı benden daha derin bir isyan duymamıştır. İnancım odur ki, bana istinad edilen suç tüm Fransızların, hiç değilse Fransızların namuslu kalan bölümünün ortak suçudur; küçük bir azınlığın, yığınların yoksulluğu üzerine kurulu mutluluğunu sağlayan o iğrenç düzeni istemeyenlerin ortak suçu. Suç sayılan eyleme katılmam, tam bir inanç ve bilinçledir ve dava arkadaşlarımın durumu da benimki gibidir.” Dava arkadaşlarının hepsi Babeuf gibi davranmadı. Aralarından cezadan kurtulmak için pişmanlık gösterenler de, suçu başkalarına yıkmak isteyenler de çıktı. Yine de Babeuf'ün kendi yoldaşlarınca örnek alınmayan tutumu, yıllar sonra dünyanın her yerinde bütün devrimciler için bir örnek olmaya devam edecek. Babeuf, üç ay boyunca ve bugünkü gibi medyatik olanaklar olmadığı için, kapalı devre süren mahkeme boyunca adeta mahkeme duvarlarını delip, çağların ötesine taşacak sözler sarfettiğinin bilincinde olarak tokluk ve cesaretle konuştu. Kendini ve örgütünü savunmak yerine, her fırsatta düşmanlarını suçlayan ve aşağılayan bir dil tutturdu. «Siz beni susturamazsınız.»; «siz beni yargılayamazsınız.»; «Hani bizi hücrelerimizde yargılayacaktınız? Buyurun öyle yapın.»; «Bizi duyan, bizi dinlemekte olan yalnız yargıçlarımız değildir. Başkaları da bizi dinliyor. Halk da burada söylediklerimizle ilgilidir. Her ağzımızı açtığımızda sanki buradalarmış gibi konuşmalıyız.» diyordu. Üstelik sözlerinde yakınmacı, savunmacı bir tutumun izi bile yoktu; her vesileyle yaptıklarından gurur duyduğunu ifade etti: “Ey özgürlüğün perisi! Şu pranga demirini taşımamı sağlayarak beni tüm insanlardan özgür kıldığın için sana neler borçluyum! Ne güzel benim yerim! Ne güzel benim davam! Çünkü bu yerden ancak gerçeğin diliyle konuşulur. Zincirlerin ortasında ben gerçeğin diliyle konuşma ayrıcalığına sahibim. Bu beni, kendilerine benimki gibi bir hücre bulunamamış olan sayısız ezilen ve bahtsız insan karşısında ayrıcalıklı kılmaktadır.” Mahkeme, Babeuf ve Darthe'yi idama, diğerlerini sürgüne mahkum etti. İki idam mahkumu, sehpaya zafere koşar gibi gittiler; çünkü cellada izin vermemeye karar vermişlerdi. Kendi göbeklerini kendileri kestiği gibi, infazı da kendileri yapacaklardı. Ele geçirdikleri ve sakladıkları bir kamayla izleyenlerin önünde kendilerini öldürmeye kalkıştılar; ama tıpkı titizce hazırlandıkları komployu başaramadıkları gibi, bunu da başarmalarına izin verilmedi. Her ikisi de yaralı olarak idam edildiler. İzleyenlerin isyanına, idam sehpasının etrafına dizili ordunun süngüleri engel oldu. Mahkemenin onlara idamdan daha ağır bir ceza verme arzusu, iki devrimcinin cesetlerini bir çöplüğe atma kararıyla ifade buluyordu. Babeuf ve yoldaşını hiç tanımayan Vendome köylüleri, her iki devrimcinin vücutlarını usulca çöplükten alıp, hakettikleri saygıyla gömdüler. Buna kimse engel olamadı. Ölümünden iki yüzyıl sonra komünistler, Babeuf ve yoldaşını, en azından onları hiç tanımayan, ama onlar gibi olan Vendome köylülerinin gösterdiği saygıyı göstermekle yükümlüdür. Bunun bir gereği de, jakobenlere övgü düzme konusunda burjuvalarla yarışan devrimcilere Babeuf'ü hatırlatmaksa; bir diğeri Babeuf'ü idam edenlerin takipçilerine, onun tutum ve geleneğinin yaşatıldığını hatırlatmak olmalıdır.
__________________ Dün gece Babil’e iki melek indi sessizce......... Ruhum !.. sus ve seyret.......... Başladı t e k e r r ü r !.. Yâ, taham m ü ü l !.. Yâ, taham m ü ü l! V.B.BAYRIL |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| babeuf, devrimci, gracchus, proleter, İlk |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Proleter Ideolojinin Sentezidir IBRAHIM KAYPAKKAYA | BABİL | Serbest Başlık ( Siyaset ) | 0 | 12-13-2008 16:57 |
| Devrimci proleter bir yaşam | Rozerin | Siyaset | 0 | 12-01-2008 12:14 |
| Bertold Brecht (10 Şubat 1898- 14 Ağustos 1956): Proleter sanatın çalışkan işçisi... | gabarın asi rüzgarı | Biyografi | 0 | 08-05-2007 15:20 |
| proleter devrim ci köz 1 mayıs bildirisi | metin_new | 1 MAYIS | 1 | 07-08-2007 03:24 |
| Devrimci sınıf, devrimci teori, | gabarın asi rüzgarı | Devrimci Kişilik ve Devrimci Eğitim | 1 | 05-27-2007 23:57 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 11:08 .