![]() |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 763
Thanks: 0
Thanked 4 Times in 3 Posts
Tecrübe Puanı: 2 ![]() | 30 YILDIR YANITSIZ KALAN SORU: Katliamda kaç kişi öldürüldü? Türkiye'yi, ABD, CIA ve Kontr-gerilla gibi örgüderin yaratılmasını istedikleri ortama adım adım yaklaştıran ve 12 Eylül faşist darbesine götüren yola döşenen önemli taşlardan biridir 1 Mayıs 1977 Katliamı. Bu ortamı yaratmak için uzun süre faşist terör, cinayetler ve katliamlarla uygulanmış iç savaş politikaları, toplumu istenen psikolojik koşullara sürüklemişti. Toplumun terörize edilmesi, dehşet duygularının yayılması, geleceğin belirsizliği içinde cinayet, katliam ve ölüm korkusuna sürüklenmesi, artık geniş toplum kesimlerini, bir askeri darbeyi "kurtuluş" olarak görmeye sevk edecek düzeye ulaşmıştı. Toplumun devrimcilerden, namuslu demokratlardan ve emekçi sınıfların en bilinçli kısmından oluşan kesimi dışında kalanlar, demokrasiden söz edemez olmuştu. İşte karanlıktan beslenen, 12 Eylül öncesi ve sonrasında işlenen faili meçhul siyasi cinayetler ve katliamların da başlangıcıdır 1 Mayıs 1977 Taksim saldırısı. BİR İÇ SAVAŞ PROVASI 1977 1 Mayıs'ına yaklaşırken ortam zaten egemen basın yayın-araçları ve psikolojik savaş yöntemleriyle terörize edilmiş, emekçi sınıfların kitlesel 1 Mayıs kutlamaları üzerine koro halinde gidilmişti. Uğur Mumcu, 29 Nisan 1977 tarihli Cumhuriyet'te "Korku..." başlıklı köşe yazısında şöyle yazmıştı: "...İki yıldır ne ekildiyse o biçiliyor... Amaçları hep bu: Korku ve terör yaratacaklar... Herkesi ürkütüp korkutacaklar...) Bunların arkalarında, her ulusçu ve her ilerici eyleme karşı çıkan CIA var, CI-A bürokratları var, kontr-gerilla var..." Ortam gergindi, her an birşeyler olacağı beklentisi mitinge sessizce damgasını vuruyordu. Kürsüdeki DİSK Başkanı Kemal Türkler konuşmasının son paragrafına geldiğinde önce bir, ardından üç silah sesi geldi; sonra bütün alan uzun namlulu silahlarla taranmaya başlandı intercontinental Oteli (bugünkü The Marmara) ve Sular İdaresi'nin bulunduğu yönden. Silahlar patlıyor, ses bombaları atılıyor, kitlenin içine siren sesleriyle panzerler dalıyor, sular sıkılıyordu. Yalnızca büyük bir panik hâkim olmuştu alana... Bu arada, ateş sürdükçe panik içinde sağa sola dalgalanan kitle, İstiklal ve Sıraselviler caddelerine yönelmekle birlikte, buralarda polis barikatıyla karşılaşınca Kazancı Yokuşu'na yöneliyor; yokuşun başına konulan kırmızı bir kamyonete çarpan kitle, üst üste yığılıyordu. Arkadan polis panzerinin baskısı buna eklenince kamyonla panzer arasında adeta preslenen onlarca insan ezilerek ya da boğularak acı içinde çırpına çırpına can veriyordu. Ertesi gün gazeteler kapkara puntolarla katliamın blançosunu bildirdi: 34 ölü! Yüzlerce yaralı! MAĞDURLAR YARGILANDI! Aradan geçen 30 yıl boyunca (mağdurlara açılanı saymazsak) katliamla ilgili ne bir dava açıldı, ne de kadiamın sanıkları ortaya çıkarıldı. Katliamdan sonra otobüslerden, vapur iskelelerinden 526 kişi toplanmıştı, yani olayın mağdurları gözaltına alınmıştı. 422'si hakkında takipsizlik kararı verildi. 98 kişi hakkında açılan ve sonunda herkesin beraat ettiği dava ise 14 yıl boyunca sürdü. 1977 1 Mayıs kürsüsünden sekiz milimlik kamerasıyla çekim yapan ve o gün Saraçhane bölgesinin sorumluluğunu üstlenen DİSK avukatlarından Rasim Öz'ün bu konudaki açıklamaları Celal Başlangıç'ın Radikal'deki 1 Mayıs 2006 tarihli yazısında şöyle aktarılmıştı: "Olayın gerçek faillerinin bildirilmesi için defalarca tezkere yazıldı emniyete. Hiç cevap gelmedi. Yüzlerce tanık dinlendi. Benim yaptığım çekimlerde Sular İdaresi'nin üzerinden ateş edenlerin görüntüsü de vardı. Delil olarak mahkemeye sunmuştuk bu filmi. Ancak o görüntüler kesilmiş. Yıllar sonra farkına vardık. Kim, nasıl yok etmiş bilinmiyor." ÇELİŞKİLİ 1 MAYIS BİLANÇOSU... Kimilerine göre 34, kimilerine göre 35, kimilerine göreyse 36 veya 37 kişi ölmüştü 1 Mayıs 1977 Katliamı'nda... Gerçek ölü sayısı konusunda kimse söylediği rakamdan emin olmasa da, bir rakam verilmesi gerekiyordu ve ortaya çıkan bilanço birbirini tutmayan rakamlardan ibaretti... 3 Mayıs 1977 tarihli Cumhuriyet gazetesi "Ölü sayısı 34'e çıktı, ancak bu sayının artmasından korkuluyor" manşetini taşıyordu. Sonraki günlerde, ölen 34 kişiden 28'inin kimliklerinin saptanabildiği, bunlardan 6'sının tabanca kurşunu ile, 3'ününün başlarına sert bir cisim vurulmasıyla ve diğerlerinin de ezilerek öldüğü bildiriliyordu. Basında ve çeşitli yayın organlarında rakamlar farklı farkİı veriliyordu ve kayda geçen isimlerin bazıları harf hataları ve yanlışlıklarla doluydu. Ama, İstanbul Cumhuriyet Savcılı-ğı'nın Hz: 1977/14652, Büro No: 1977/458 ve İddia No: 1977/158 dosya numaralarıyla İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı'na sunduğu iddianamede, biri kimliği belirsiz olmak üzere toplam 34 kişinin öldüğü, nüfus kayıtlarıyla birlikte şu isimler yer alıyordu: "Hasan Yıldırım, Niyazi Darı, Kadir Balcı, Nazmi Arı, Hikmet Özkürkçü, Garabet Akyan, Sibel Açıkalın, Ömer Narman, Ali Sidal, Mehmet Ali Genç, Hüseyin Kırkın, Aleksnadros Konteas, Kadriye Duman, Kahraman Alsan-cak, Hatice Altun, Mehmet Ali (Mustafa) Elmas, Kenan Çatak, Ercüment Gürkut, Leyla Altıparmak, Mahmut Atilla Özbelen, Rasim Elmas, Bayram Çıtak, Jale Yeşilnil, Nazan Ünaldı, Hamdi Toka, Hacer İpek Saman, Ramazan Sarı, Diran Nigiz, Bayram Eyi, Ziya Baki, Ahmet Gözükara, Meral Cebren (Özkol), Mürtezim Ortulu ve hüviyeti meçhul 35 yaşlarında bir erkek cesedi." Evet, savcılık iddianamesinde geçen 34 kişi bunlardı. DİSK, katliamdan bir yıl sonra 1978 1 Mayıs hazırlıklarında, 77'de ölen 14 kişinin fotoğraflarının yer aldığı "Anıları Yaşayacak" başlıklı bir afiş hazırlamış ve gerek DİSK'in gerekse üye sendikaların dergilerinde de bu afiş yayınlanmıştı. Afişte yer alan isimler sayıldığında 36 kişinin öldüğü anlaşılıyordu. Bu isimler şunlardı: "Hasan Yıldırım, Niyazi Darı, Kadir Balcı, Nazmi Arı, Hikmet Özkürkçü, Garabet Akyan, Sibel Açıkalın, Ömer Narman, Mehmet Ali Genç, Hüseyin Kırkın, Aleksnadros Konteas, Kadriye Duman, Kahraman Alsancak, Mehmet Ali (Mustafa) Elmas, Kenan Çatak, Ercüment Gürkut, Leyla Altıparmak, Mahmut Atilla Özbelen, Rasim Elmas, Bayram Çıtak, Jale Yeşilnil, Nazan Ünaldı, Hamdi Toka, Hacer İpek Saman, Diran Nigiz, Bayram Eyi, Ziya Baki, Ahmet Gözükara, Meral Cebren (Özkol), Ali Yeşilgül, Mustafa Ertan, Yücel Elbistanlı, Tevfik Beysoy, Bayram Sürücü, Özcan Gürkan, Hülya Emecan." KATLİAMDA 42 KİŞİ Mİ ÖLDÜRÜLDÜ? Görüldüğü gibi, son 7 kişi olan Ali Yeşilgül, Mustafa Ertan, Yücel Elbistanlı, Tevfik Beysoy, Bayram Sürücü, Özcan Gürkan ve Hülya Emecan isimlerine savcılık iddianamesinde rastlanmıyor. Aynı şekilde, iddanamede biri kimliği belirsiz 5 kişinin adına da (Ali Sidal, Hatice Altun, Ramazan Sarı, Mürtezim Ortulu ve kimliği meçhul kişi) DİSK'in listesinde rastlanmıyor. Bu tablo ortaya şöyle bir durum çıkarıyor; her iki liste birbiriyle karşılaştırüdığında, DİSK'in listesinden 7 kişi iddianamede, iddianamedeki 5 kişi de DİSK'in listesinde yok. Bunlar karşılıklı toplandığında her iki listede ölü sayısı 41 kişiye yükseliyor. 1 Mayıs 77'den 15 gün sonra yayınlanan Devrimci Yol dergisinin 2. sayısında "Bir Mayıs Şehitlerinin Kanları Yerde Kalmayacak" başlıklı yazıda 27 kişilik bir isim listesi yer alıyor. 26 kişinin yukarıdaki her iki listede de adı geçen Devrimci Yol listesinde bir isim daha veriliyor ki, bu isim diğer iki listede de bulunmuyor: Mehmet Ali Kol. Yani, eldeki listelerin tamamını doğru kabul edecek olursak, 1 Mayıs 1977 Katliamı'nda 42 kişinin öldürüldüğü sonucu çıkıyor karşımıza. Fahrettin Erdoğan
__________________ <..Onların bugün büyük görünen güçleri ve imkanları bizlere vız gelir. Onlar 1 avuç, biz ise milyonlarız. Kaybedeceğimiz hiç 1 şey yoktur ama kazanacağımız koca 1 dünya vardır..> Mahir Çayan <Savaşan, kaybedebilir.. Savaşmayan, çoktan kaybetmiştir!!> Che Guevara <İnsanım, insana dair hiç 1 şey benim yabancım değildir..> Karl Marx |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 763
Thanks: 0
Thanked 4 Times in 3 Posts
Tecrübe Puanı: 2 ![]() | '1 Mayıs Katliamı insanlık suçu' Katliamın gerçek boyutuna ilişkin yaptığımız bu kısa araştırma üzerine, 1 Mayıs 1977 Katliamı'nın karanlıkta kalmaması ve sorumlularından hesap sorulması için yıllardır çaba harcayan, katliamda mağdur oldukları halde yargılananların da avukatlığını yapan eski DİSK avukatlarından Rasim Öz; 'Gerçekleri Araştırma ve Adalet Komisyonu' örgütleyicilerinden, Türkiye 78'liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can ve DİSK Genel Sekreteri Musa Çam'ın görüşlerini aldık. Avukat Rasim Öz, katliama ilişkin sayısız başvuru yaptığını, Fatih Cumhuriyet Savcılı-ğı'na dönemin İçişleri Bakanı ve İstanbul Emniyet Müdürü hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, bunların birçoğuna yanıt alamadığını ancak geçen yıl "Bakanların dokunulmazlığının bulunduğu ve emniyet müdürlerinin memur vasfından dolayı yargılanmalarının izne tabi olduğu"nu belirten bir yanıt aldıklarını söyledi. Son yaptığı başvuruya 5 yıl içerisinde bir yanıt alamazlarsa AİHM'e başvuracaklarını belirten Öz, "1 Mayıs 1977 Katliamı bir insanlık suçudur ve insanlık suçlarında da zamanaşımı olamaz. Nasıl ki faşist Hitler döneminin sorumlularının yakalarına yıllar sonra yapışılmış ve cezalandırılmışlarsa, 1 Mayıs katliamcılarının yakaları da cezalandırılacakları güne kadar bırakılmayacaktır" dedi. Katliamda ölenlerin sayısına ilişkin Rasim Öz'ün baz aldığı liste savcılık iddianamesi, yani 34 kişi. "Eğer katliamda başkaları da ölmüş olsaydı mutlaka iddianameye girerdi" diyor Öz. Türkiye 78'liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can da, "savcılık iddianamesindeki rakamların baz alınması gerektiği" görüşünü paylaşıyor. "Kendi çabalarımızla, katliamda ölenlerden ancak 8'inin adreslerine ulaşabildik. İddianamede sadece isim, doğum tarihleri ve doğum yerleri bulunuyor" diyen Celalettin Can, bu konudaki duyarsızlıklardan ve hiçbir ciddi araştırmanın yapılmamış olmasından rahatsız. DİSK'İN YAKLAŞIMI... DİSK ise, her yıl yaptığı açıklamada, 1 Mayıs 1977'ye ilişkin yazılı dokümanlarında ve sözlü konuşmalarında 36 kişinin öldürüldüğünü söylüyor. Hatta tek tek isim veriyor, 1978 yılından beri. Bu isimler DİSK ve üye sendikaların dergi ve afişlerinde kullanılmış. 1 Mayıs 77 Katliamı'nın 30. yıldönümü hazırlıklarında da DİSK'in bütün metinlerinde 36 kişinin öldürüldüğü vurgulanıyor. Bu sayıyı vermelerinin, 1978'de yapılan "araştırmanın" bir sonucu olduğunu söylüyor DİSK Genel Sekreteri Musa Çam. Katliamdan sonra dönemin DİSK yöneticilerinin hummalı bir araştırmaya giriştiğini söyleyen Musa Çam, "Bütün olanaklar seferber edilerek, bütün ilişkiler taranarak 36 kişinin yaşamını yitirdiği sonucuna varılmış ve bunlar isim isim belirlenmiş. Belirlenen bu isimlere hiçbir itiraz gelmemiş. Ancak bu, gerçek sayı konusundaki şüpheleri ortadan kaldırmıyor" diyor. Bu konuda yapılacak bütün araştırmalara DİSK'in katkı sunacağını belirten Çam, "Ayrıca DİSK, Türkiye'de önemli bir tarihsel döneme tanıklık eden 40 yıllık arşivini kullanıma açmıştır. Araştırmacılarımızı, tarihçilerimizi ve ilgili bütün insanlarımızı bekliyoruz" diye ekliyor. ŞÜPHE VE BELİRSİZLİK HÂKİM Ülkemizde yaşanan bütün katliamlar konusunda hep bir şüphe ve belirsizlik bırakılmıştır. Bunda iki önemli etken olduğu görülüyor; birincisi, plan ve uygulamaların devlet patentli olduğu yine devletin yetkili ağızlarıyla ifade edilmesine karşın bu gizli örgütlenmelerin açığa çıkarılmaması; ikincisi ise, bir kaos ortamı yaratarak toplumda yılgınlık, panik, güvensizlik oluşturup halkın istenilen yöne kanalize edilmesi. 12 Eylül öncesi, sırası ve sonrasında işlenen bütün katliam ve siyasi cinayetlerin üzerinin örtülerek bir an önce kapatılmaya çalışılmasının arka planında bunlar var. Yine 12 Eylül mahkemeleri boyunca savcılık iddanamelerinde pek çok önemli yanlışlığın yer aldığı herkesin malumu. Bu eksenden bakıldığında, 77 Katliamı'nda öldürülenlerin gerçek sayısı konusunda savcılık iddianamesinde yer alan sayıya karşı bir güvensizliğin ve şüphenin oluşması yadırganmamalıdır. Bu noktada başa dönüp tekrar etmek gerekirse; eğer isimleri belirlenenler bir yanlış yazılım değil de gerçekse, ortada duran üç listedeki isimler karşılaştırıldığında, 1 Mayıs 77 Katliamı'nda öldürülenlerin gerçek sayısının 42 kişi olduğunu söylemiştik. Bu belirsizliğin ve gerçek durumun ortaya çıkarılması için tarihçilerimize ve araştırmacılarımıza önemli bir görev düşüyor. TARİHSİZ VE BELLEKSİZ TOPLUM Sivas Katliamı'nda öldürülenlerin sayısı konusunda da benzer çelişkili rakamlarla her yıldönümünde karşılaşıyoruz. Kimileri 35, kimileri de 37 rakamını tercih ediyor. Katliamlara ve cinayetlere alıştırılmış bir toplumda, hemen yanıbaşımızda vurulup düşen insanlarımız kolaylıkla rakamlara indirgenebiliyor. 1 Mayıs Katliamı'nın yıldönümlerinde de 34.. 35.. 36.. 37.. rakamları uçuşuyor boşlukta ve gelişigüzel kullanılıyor bildirilerde, gazetelerde, TV'lerde... 1980 öncesi Türkiye'sinde, günde 30 kişinin canını yitirdiği bir iç savaş ve kaos ortamı göz önüne alındığında, buradaki muğlaklık bir açıdan "makul" karşılanabilir. Fakat, 80 öncesi devrimci hareketlerin bugüne nazaran daha disiplinli ve duyarlı nitelikleri düşünüldüğünde, aynı makullükten bahsetmek olanaksızlaşıyor. Ama yine de "umutsuz kaldığımız" bir yerde, tarihsiz ve belleksiz bir toplum yaratmaya uğraşanların suratına küçük de olsa tokatlar atıldığına tanık oluyoruz zaman zaman. Ve bir zamanlar ağzımızdan düşmeyen o söz gelip oturuyor yeniden dudaklarımıza: "Güneş balçıkla sıvanmaz!" Son olarak; katliamın gerçek boyutlarının açığa çıkarılması için, araştırmacılarımıza ve tarihçilerimize 30 yıldır yanıtını arayan "1 Mayıs 77 Katliamı'nda kaç kişi öldürüldü?" sorusunu teslim ederken, 1 Mayıs 77'de Tak-sim'de öldüğü bilinen fakat savcılık iddianamesinde yer almayan kişileri tanıyanların, bu isimleri gazetemize veya DİSK'e bildirmelerini diliyoruz. » Kontr-gerilla parmağı! 1 Mayıs 77 Katliamı ve sonrasında işlenen siyasi cinayetlerde "Kontr-gerilla" adı ve karanlık eylemleri daima yoğun tartışma konusu oldu ve gelişmelerde karanlık bir yer işgal etti. Eski Başbakan Bülent Ecevit, 7 Mayıs 1977'de Cumhurbaşkanlığı'na gönderdiği mektubunda, konu ile ilgili şu açıklamalarda bulunuyordu: "Söz konusu örgüt, gerilla ve kontr-gerilla savaşları için ve her türlü yeraltı faaliyetleri için planlar yapar ve insan yetiştirir.' (...) 'Gizlilik içinde çalışır, demokratik hukuk dışındadır.' (...) 1974'e kadar, gizli olarak, Amerikalılardan mali destek görürdü. Amerikan askeri heyetleriyle bir binada çalışırdı. Amerikan mali desteğinin 1974'te sona erdiği bildirilmiştir. 12 Mart döneminde sözü çok geçen ve 'kontr-gerilla' denen kimselerin bu örgüte bağlı olma olasılığı var. Bu örgüte iyi niyetli kimselerin dışında siyasal düşünceleri yönünden yurt savunması için gördükleri eğitimi şiddet eylemlerinde kullananların bulunabileceği güçlü olasılık. Çünkü bu eylemlerden bazıları, görünürdeki çoluk çocuk tarafından değil, ancak güçlü bir örgütçe düzenlenebilecek nitelikte. Özellikle 1 Mayıs 1977 Taksim olayı bu izlenimi veriyor. Bu örgütte görev almış, yönetici olarak çalışmış kimselerden bazılarının, emekliye ayrıldıktan sonra da bilgilerini ve yetiştirdikleri elemanları siyasal nitelikteki eylemler için kullandıklarını gösteren belirtiler var." (C. ARCAYÜREK, Cüneyt Arcayürek Açıkhyor-7, s.358) »1 Mayıs'tan Susurluk'a Kazancı Yokuşu'nun başında 78'liler Girişimi adına "1 Mayıs 1977 Katliamının Dosyasını Açıyoruz" diyen Celalettin Can, dönemin karanlık ilişkilerine dikkat çekiyordu. "Katliamda rol alanların, dönemin ünlü MİT'çileri H. A., M. E., N. G. olduğu iddia edildi. Bu ekip 1971 darbesi ve Kızıldere operasyonlarından başlayarak tüm 70'li yıllar boyunca demokratik hareketin bastırılması için iş başındaydı. H. A. sonradan MİT Müsteşarı olacaktı. M. E. 1993-96 arasındaki kayıplar ve yok etmek politikalarında, 96'da ortaya çıkan Susurluk çetesinde kilit unsurdu. N. G. Susurluk sürecinde 'gizli başbakan' Özer Çil-ler'in danışmanı olacaktı. Sular İdaresi'nin üzerinde topluluğa ateş açan 20 kişilik grubu tutuklanmaktan ünlü polis şefi M. A.'nın kurtardığı iddia edildi. İddiaya göre M. A., grubu enterne eden Sular İdaresi bölgesinden sorumlu jandarma üsteğmeni A. E.'den teslim alıp serbest bırakmıştı. 70'li yıllarda onlarca yargısız infaz ve işkence davasının sanığı olan M. A.'nın 12 Eylül'den sonra yıldızı daha bir parlayacaktı. Emekli olmadan önce Antalya Emniyet Müdürü'ydü. Kendi döneminde Mehmet Eymür, Korkut Eken, 'Yeşil' lakabıyla bilinen Mahmut Yıldırım gibi 'derin' ilişkilerin Antalya'da iş tutması tesadüf değildi. Kontr-gerilla cenneti Kıbrıs'ın Antalya'nın altında olmasını bunun yanına koymak gerekiyor." (Celal Başlangıç, Radikal, 1 Mayıs 2006) » ABD, faşizm ihraç ediyor ABD 1950'lerden sonra geri kalmış ülkelere faşizm ihraç eden bir politika izliyor. ABD Endüstri Kuruluşları Genel Sekreteri J. B. Casey şunları söylüyordu: "Geçen savaşta faşistlerle savaşmak için komünistlerle birleştik, gelecek savaşta komünistlerle savaşmak için faşistlerle birleşeceğiz." (D. WELSH, G. MORRIS, CIA... Akt: M. ER-DOST, Ülke, s.ı, sf.63). Bu yüzden, günümüzde Amerikan emperyalizmine bağlı kimi "geri kalmış" ülkelerde, ABD demokrasi değil faşizmi geliştiriyor. Faşist güçler destekleniyor ve devletin faşist karakter kazanmasına yol açılıyor. Kısacası, faşizm 70'li yıllarda ABD emperyalizminin ülkemiz üzerindeki egemenliğinin bir biçimi ve aracı haline dönüştü. Askeri darbelerin, MHP ve Ülkü Ocakları gibi yarı-askeri "muharip" örgütlerin ve her türlü gericiliğin devletin koruma ve desteği altında geliştirilmesinin, yoksul halk yığınları üzerinde acımasızca sürdürülen baskı ve zulmün, katliamların, işkencelerin; özetle yakın tarihimizde yaşadığımız bütün gerçeklerin varıp dayandığı yer budur. Fahrettin Erdoğan
__________________ <..Onların bugün büyük görünen güçleri ve imkanları bizlere vız gelir. Onlar 1 avuç, biz ise milyonlarız. Kaybedeceğimiz hiç 1 şey yoktur ama kazanacağımız koca 1 dünya vardır..> Mahir Çayan <Savaşan, kaybedebilir.. Savaşmayan, çoktan kaybetmiştir!!> Che Guevara <İnsanım, insana dair hiç 1 şey benim yabancım değildir..> Karl Marx |
| | |
| | #5 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 127
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 3 ![]() | bilgi için teşekkürler.. ah bir de bunu başkaları anlasada 'komünistler olay çıkarıyor' kalıplar kırılsa
__________________ isyan ateşiyiz biz,, yanarız alev alev dağların doruğunda, zafer namlularında!! |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 127
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 3 ![]() | bilgi için teşekkürler.. ah bir de bunu başkaları anlasada 'komünistler olay çıkarıyor' kalıpları kırılsa
__________________ isyan ateşiyiz biz,, yanarız alev alev dağların doruğunda, zafer namlularında!! |
| | |
| | #8 (permalink) |
| Üyelik tarihi: May 2008 Bulunduğu yer: hatay
Mesajlar: 1
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | yaşanan bu günlerde sesimizi dahada yükseteceğimize inanıyorum çünkü devrim insanlığın ta kendisidir
__________________ KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... Konu arapkorsan tarafından (05-27-2008 Saat 20:03 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #9 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 77
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 2 ![]() | Faşizime karşı omuz omuza.Gün gelecek Devarn Dönecek Katil Devlet Hesap Verecek
__________________ |
| | |
| | #10 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Feb 2009
Mesajlar: 2
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | ellerin dert görmesin gün gelecek hepsi döktükleri kanın içinde boğulacak gün gelecek bütün faşistler hesap verecekler...
__________________ KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| 1977, boyutu, gerçek, katliamının, mayıs |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Sivas Katliamının Gerçek Failleri | Ahmet7 | SİVAS KATLİAMI | 13 | 07-16-2008 18:30 |
| 1 MAYIS 1977/ Polis Telsiz Bantları | reyhan | 1 MAYIS | 1 | 05-01-2008 16:27 |
| 500 milyonda bir ihtimal gerçek oldu. 19 mayıs eşine az rastlanan bir doğa olayı gerç | burjuva-haberci | Güncel Haberler | 0 | 05-21-2007 16:15 |
| 1 mayıs 1977 [kısa bir anlatım] | Lumbstatc | Film - Video | 0 | 05-03-2007 20:18 |
| 1 Mayis 1977 | EŞKIYA | Film - Video | 0 | 04-30-2007 04:08 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 22:00 .